Temiz güzellik (clean beauty) pazarı dünya genelinde hızla büyürken, tüketiciler de kozmetik ürünlerinde yalnızca performansı değil, içerik güvenliğini, üretim süreçlerini ve markaların şeffaflığını sorguluyor. Ancak ortak standartların eksikliği, "temiz" kavramını aynı zamanda greenwashing tartışmalarının da merkezine taşıyor. Seniha Skincare Kurucusu, Dermatolog Dr. Sadiye Kuş, temiz üretimin bilimsel temellerini, kozmetik içerik okuryazarlığını ve Türkiye'nin bu alandaki potansiyelini anlattı.
Kozmetik sektöründe son yılların en dikkat çekici dönüşümlerinden biri, clean beauty olarak adlandırılan temiz içerik yaklaşımı oldu. Tüketiciler artık bir ürünü yalnızca vaat ettiği etkiye göre değil; içerik listesine, hammaddenin kaynağına, üretim süreçlerine ve markanın şeffaflığına göre de değerlendiriyor. Bu değişim, clean beauty pazarını küresel kozmetik sektörünün en hızlı büyüyen alanlarından biri haline getirirken, “temiz” kavramının ortak bir tanıma sahip olmaması da greenwashing tartışmalarını beraberinde getiriyor.
Türkiye’de de benzer bir dönüşüm yaşanıyor. İçerik okuryazarlığı artarken, tüketiciler daha az ama daha nitelikli ürünlere yöneliyor, markalardan ise yalnızca etkili formüller değil, bilimsel yaklaşım ve şeffaf üretim anlayışı bekliyor. Bu eğilim, yerli girişimler için önemli fırsatlar sunarken, güvenilir standartların oluşturulmasını da her zamankinden daha kritik hale getiriyor.
Bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri Seniha Skincare. Adını doğayla uyumlu yaşam anlayışıyla ailede iz bırakan anneanne Seniha Hanım’dan alan marka, dermatolog Dr. Sadiye Kuş, genel cerrahi uzmanı Dr. Hasan Kuş ve aromaterapist Defne Kuş tarafından kuruldu. Aile değerlerini bilimsel yaklaşım ve temiz içerik anlayışıyla buluşturan marka, güvenilir içerik arayışını bir girişime dönüştürürken, tüketicilerin kozmetik içerik okuryazarlığını geliştirmeyi de hedefliyor.
Seniha Skincare Kurucusu ve Dermatolog Dr. Sadiye Kuş ile clean beauty kavramının bilimsel temellerini, temiz üretimin yalnızca formülle sınırlı olmayan boyutlarını ve Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini konuştuk.
Temiz bir ürünü dört temel başlıkla değerlendiriyoruz
“Clean beauty için tek ve herkes tarafından kabul edilmiş küresel bir tanım bulunmaması, kavramın pazarlama amacıyla kullanılmasını kolaylaştırabiliyor. Bir ürünün ambalajında ‘doğal’, ‘bitkisel’, ‘vegan’ veya ‘çevre dostu’ yazması, formülün bütünüyle temiz, güvenli ya da etkili olduğunu göstermiyor. Birkaç doğal yağ içeren formülde aynı zamanda tartışmalı sentetik parfümler, silikonlar gibi içerikler yer alabiliyor.
Biz temiz bir ürünü dört temel başlıkla değerlendiriyoruz: Güvenlik, şeffaflık, sürdürülebilirlik ve etkililik. İçeriklerin neden kullanıldığı, hammaddelerin kaynağı, üretim süreçleri ve markanın dışarıda bıraktığı maddeler anlaşılır biçimde açıklanmalı. Ayrıca ürünün yalnızca ne içermediğine değil, cildin ihtiyacına cevap veren bilimsel temelli aktifleri doğru oranlarda içerip içermediğine de bakılmalı. Bağımsız vegan ve hayvan deneysiz üretim sertifikaları yol gösterici olabilir; ancak her sertifikanın yalnızca belirli bir özelliği doğruladığı unutulmamalı.”
Doğal olan her şey güvenli, sentetik olan her şey zararlı değil
“En sık yapılan hata, ürünün ön yüzündeki vaatleri içerik listesinden daha önemli görmek. ‘Doğal’, ‘temiz’, ‘dermatolojik olarak test edilmiştir’ veya ‘vegan’ gibi ifadeler ürünün bütün özelliklerini açıklamaz.
Bir diğer hata da doğal olan her şeyin güvenli, sentetik olan her şeyin zararlı olduğunu düşünmek. Doğal içerikler de yanlış konsantrasyonda kullanıldığında alerji veya tahrişe neden olabilir; bilimsel olarak geliştirilmiş sentetik bir içerik ise güvenli ve işlevsel olabilir. Önemli olan içeriğin güvenli olup olmadığı, sağlıklı ve temiz olup olmadığı, formüldeki amacı ve kullanım orandır. Tüketici öncelikle INCI olarak adlandırılan ürün içerik listesine bakmalı. İçerikler genel olarak formülde en yüksek oranda bulunandan daha düşük oranda bulunana doğru sıralanır. Ancak listenin sonunda yer alan her aktifin etkisiz olduğu düşünülmemeli. ‘Fragrance’ veya ‘parfüm’ gibi çok sayıda bileşeni tek bir ifade altında toplayabilen içeriklere, PEG ve ‘-eth’ uzantılı etoksillenmiş bileşiklere, SLS/SLES’e, parabenlere ve formaldehit salıcılara dikkat edilmesini öneriyoruz. Bunun yanında tüketici kendi cilt tipini bilmeli ve temel ihtiyacını belirlemeli.”
Hedefimiz Türkiye’den küresel bir dermokozmetik markası çıkarmak
“Dünyada tüketici artık kozmetik ürünün yalnızca sağladığı etkiye değil; içeriğine, üretim yöntemine, ambalajına, çevresel etkisine ve markanın ne ölçüde şeffaf olduğuna da bakıyor. Büyük uluslararası perakende zincirlerinin clean beauty kategorileri oluşturması, bu yaklaşımın niş bir tüketici eğiliminden daha geniş bir dönüşüme evrildiğini gösteriyor. Farklı araştırma yöntemlerine göre değişmekle birlikte küresel kozmetik sektörünün 350-400 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştığı, dermokozmetik pazarının yaklaşık 53 milyar dolar, clean beauty odaklı dermokozmetik alanının ise yaklaşık 5 milyar dolar seviyesinde olduğu tahmin ediliyor. Türkiye’de toplam kozmetik pazarının 3,3-3,7 milyar dolar aralığında olduğu belirtiliyor; ancak clean beauty segmentini ayrı biçimde ölçen kapsamlı veriler sınırlı. Buna rağmen içerik araştıran, daha az fakat daha nitelikli ürün kullanmak isteyen ve marka şeffaflığını sorgulayan bir tüketici kitlesinin hızla büyüdüğünü görüyoruz. Türkiye’nin bitki çeşitliliği, üretim altyapısı, formülasyon yetkinliği ve yakın pazarlara erişimi önemli bir girişimcilik ve ihracat fırsatı yaratıyor. En büyük risk ise ortak standartların bulunmaması nedeniyle ‘temiz’ kavramının içinin boşaltılması ve greenwashing’in tüketici güvenini zedelemesi. Sektörün sağlıklı büyümesi için şeffaf içerik politikalarına, ölçülebilir kriterlere, bilimsel iletişime ve tüketicinin içerik okuryazarlığını geliştirecek çalışmalara ihtiyaç bulunuyor. Biz Türkiye’den dünya pazarlarında kabul gören, yüksek profilli bir dermo-kozmetik markası çıkabileceğine yürekten inanıyor ve bu hedef için çalışıyoruz.”
Yasaklılar listesi
"Seniha'nın Yasaklılar Listesi; hormon sistemini bozma veya kanserojen etki gösterme potansiyeli bilimsel çalışmalarla ortaya konmuş kimyasalların yanı sıra, insan sağlığı, cilt bariyeri ve çevre üzerindeki etkileri konusunda soru işaretleri bulunan maddeleri kapsıyor. Bu içeriklerin bir kısmının kullanımı mevzuat kapsamında tamamen yasaklanmış değil; belirli oranlarla sınırlandırılıyor. Biz ise ihtiyatlılık ilkesini esas alıyor, güvenliği konusunda bilimsel şüphe bulunan maddelere formüllerimizde yer vermiyoruz. Bu doğrultuda parabenleri, sentetik parfüm ve ftalatları, PEG ve polisorbatları, SLS/SLES'i, silikonları, etanolamin türevlerini, BHA/BHT'yi ve formaldehit salıcıları ürünlerimizde asla kullanmıyoruz."
