Türkiye COP31’e hazırlanırken iklim finansmanında tartışma “ne kadar kaynak var?” sorusundan “sermayeyi hangi koşullarda harekete geçirebiliriz?” sorusuna kayıyor. 2023’ten bu yana Türkiye’de 750 milyar TL’yi aşan yeşil ve sürdürülebilir borçlanma aracı ve kira sertifikası ihraç edildi. Uluslararası yatırımcılar ise, istikrarlı politikalar, güvenilir geçiş planları ve yatırım yapılabilir projeler bekliyor.
COP31’e iki aydan az süre kala Türkiye açısından iklim gündeminin en kritik başlıklarından biri finansman. Çünkü hedeflerin açıklanması ile bu hedeflerin fabrikaya, enerji yatırımına, altyapıya ve teknolojiye dönüşmesi arasında hâlâ önemli bir finansman boşluğu var.
İstanbul Finans Merkezi’nde Entegre Raporlama Derneği Türkiye (ERTA) ve Principles for Responsible Investment (PRI) iş birliğiyle, VakıfBank ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Pre-COP31 Sustainable Finance & Investment Forum”un odak noktası da buydu: İklim hedefleri nasıl yatırım yapılabilir projelere dönüştürülecek ve özel sermaye bu dönüşüme nasıl çekilecek?
Forumda kamu, finans kuruluşları, uluslararası yatırımcılar, kalkınma finansmanı kurumları ve reel sektör temsilcilerinin mesajları ortak bir noktada buluştu: Finansman tek başına yeterli değil. Sermayenin harekete geçebilmesi için güvenilir veri, öngörülebilir politika, güçlü kurumlar ve finansmana hazır proje portföyleri gerekiyor.
750 milyar TL’yi aşan yeşil finansman
Türkiye’de sürdürülebilir finans piyasası son yıllarda önemli bir büyüklüğe ulaşmış durumda.
Sermaye Piyasası Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Erdurmuş’un verdiği bilgiye göre, 2023’ten bu yana ilgili düzenlemeler kapsamında 750 milyar TL’nin üzerinde yeşil ve sürdürülebilir borçlanma aracı ile kira sertifikası ihracı gerçekleştirildi.
Erdurmuş, yeşil dönüşümün uzun vadeli ve yüksek tutarlı yatırımlar gerektirdiğine dikkat çekerek, sermaye piyasalarının bu dönüşümün finansmanında temel unsurlardan biri olduğunu vurguluyor. Bundan sonraki adım ise reel sektör şirketlerinin bu araçlardan daha fazla yararlanabilmesi ve yatırımcı tabanının genişletilmesi.
“Temel mesele yatırım yapılabilirlik”
Uluslararası yatırımcı açısından bakıldığında da benzer bir tablo var. PRI Chief Sustainable Systems Off icer Nathan Fabian’a göre gelişmekte olan piyasalara sermaye akışının hızlandırılması, dönüşümün en önemli sınavlarından biri. Ancak Fabian, temel meselenin “yatırım yapılabilirlik” olduğuna dikkat çekiyor. Uluslararası sermayenin harekete geçebilmesi için istikrarlı politikalar, güvenilir geçiş planları ve risk-getiri dengesini iyileştiren finansman araçları gerekiyor.
ERTA Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Güler Aras da Türkiye açısından fırsatın tam bu noktada bulunduğunu söylüyor.
Aras’a göre Türkiye; sanayi altyapısı, finansal sistemi, sermaye piyasaları, yenilenebilir enerji potansiyeli ve girişimcilik kapasitesiyle güçlü bir zemine sahip. Ancak bu potansiyelin küresel yatırımcı açısından “güvenilir, anlaşılabilir ve yatırım yapılabilir bir dönüşüm hikâyesine” dönüştürülmesi gerekiyor.
Aras, “Dönüşümün gerçek ölçüsü, taahhütlerin yatırıma ve somut etkiye dönüşmesidir” diyor.
Bankalar da portföylerini dönüştürüyor
Dönüşüm yalnızca sermaye piyasaları üzerinden ilerlemiyor. Bankaların bilançoları ve uluslararası finansmana erişimi de düşük karbonlu ekonomiye geçişte önemli bir kanal oluşturuyor.
VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, bankanın mayıs ayında yüzde 110’un üzerinde yenileme oranıyla 1,2 milyar dolarlık sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisi sağladığını belirtiyor.
Arslan, önümüzdeki dönemde yeşil ve sürdürülebilir varlıkların portföy içindeki payını artırmayı ve müşterilerin düşük karbonlu üretim modellerine geçişini desteklemeyi hedeflediklerini söylüyor.
Bu yaklaşım şirketler açısından da yeni bir döneme işaret ediyor. Finansmana erişimde yalnızca bilanço ve yatırımın ekonomik getirisi yeterli olmuyor. Dönüşüm planının güvenilirliği, iklim risklerinin nasıl yönetildiği ve sürdürülebilirlik verilerinin niteliği de giderek daha önemli hale geliyor.
COP31 için kritik soru
Forumda kalkınma finansmanından sermaye piyasalarına, sürdürülebilirlik açıklamalarından reel sektör yatırımlarına kadar farklı başlıklar ele alınsa da tartışmalar aynı soruya bağlandı:
Türkiye iklim hedeflerini nasıl finanse edilebilir projelere dönüştürecek?
İklim finansmanında yeni dönemin en kritik kavramı “yatırım yapılabilirlik” olacak.
