“Dünyanın, sera gazı emisyonlarını azaltmak için önümüzdeki 10 yıl içinde enerji ihtiyacının üçte birini elektrikten karşılamayı hedeflemesi gerekiyor.” Bu çağrı, Bonn İklim Toplantıları’na katılan Türkiye Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’dan geldi.
Bugün küresel elektrik üretiminin yaklaşık üçte biri yenilenebilir kaynaklardan sağlanıyor. Ancak ulaşım, ısınma ve sanayi başta olmak üzere enerji yoğun diğer sektörler bu dönüşümde geride kalıyor. Bunun sonucu olarak nihai enerji tüketiminin yaklaşık beşte dördü fosil yakıt kaynaklı olmaya devam ediyor.
Kurum, Bonn’da yaptığı konuşmada, ekonominin tüm sektörlerinin elektriklendirilmesinin dünyayı düşük karbonlu bir geleceğe taşıyacağını söylerken, “Ulaşımdan binalara ve sanayiye kadar gündelik yaşamı elektriklendirerek aileleri ve işletmeleri dalgalı enerji piyasalarından koruyabiliriz. 2035’e kadar yüzde 35 hedefi, COP31 başkanlığımızın belirleyici önceliklerinden biri olacak” yorumlarını yaptı.
Avustralya İklim Değişikliği Bakanı Chris Bowen ise fosil yakıtlara bağımlılığı azaltmanın, temiz enerji ve elektrifikasyona yatırım yapmanın hem iklim kaynaklı doğal afetlerin ağırlaşmasına hem de “tarihimizin en kötü enerji krizine” karşı çözüm olduğunu söyledi. Bowen, “İster Almanya gibi büyük bir sanayi gücünde sanayinin elektriklendirilmesi olsun ister Afrika’daki toplulukların temiz pişirme çözümlerine geçişine destek verilmesi ister Pasifik ülkelerinin enerji güvenliğinin dizel yerine güneş enerjisiyle güçlendirilmesi… Yenilenebilir enerji artık elimizdeki en ucuz enerji biçimi” dedi.
Uzmanlar uzun süredir düşük karbonlu bir dünya için ekonominin elektriklendirilmesini en iyi rota olarak gösteriyor. Ancak bugüne kadar bu konuda somut hedefler belirlenmedi. Önceki COP’larda yenilenebilir enerjinin üç katına çıkarılması ve enerji verimliliğinin iki katına çıkarılması hedefleri konmuştu. Yeni süreçte, Uluslararası Enerji Ajansı’ndan, 2035’e kadar yüzde 35 elektrifikasyon hedefine nasıl ulaşılabileceğini ortaya koyan bir rapor hazırlaması istenecek.
Türkiye’nin bütüncül yaklaşımı önem taşıyor
Elektrifikasyon konusunda görüşlerini aldığım SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ, İklim Değişikliği Başkanlığı, Bonn’da küresel elektrifikasyon hızını Paris Anlaşması hedefleriyle uyumlu hale getirecek 2035 perspektifli bir küresel elektrifikasyon hedefinin oluşturulması yönünde önemli bir girişim başlattı. Türkiye, ülkeleri 2035 yılına kadar elektrifikasyon oranını yüzde 35’e yükseltmek amacıyla ortak hareket etmeye ve uluslararası iş birliğini güçlendirmeye davet etti. Elektrifikasyonun COP31 gündeminin merkezine yerleştirilmesi, Türkiye’nin kalkınma, energy güvenliği ve iklim hedeflerini birlikte ele alan bütüncül yaklaşımını uluslararası kamuoyuna taşıması açısından büyük önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin bu hedef etrafında güçlü bir hükümetler arası koalisyonun oluşmasına katkı sağlaması, uygulamadaki engelleri ve finansman ihtiyaçlarını görünür kılması ve elektrifikasyonun hızlandırılmasına yönelik somut girişimlere öncülük etmesi kritik olacak” diyor.
Enerji tüketiminin büyük bölümünü oluşturan sektörlerde fosil yakıt bağımlılığı devam ediyor
Bağ’ın bu noktada dikkat çektiği çok önemli bir konu var. “Enerji dönüşümünün başarısı artık yalnızca daha fazla yenilenebilir enerji üretmekle değil, temiz elektriğin son kullanım sektörlerinde fosil yakıtların yerini almasıyla mümkün olacak” diyen Bağ’ın yorumları şöyle:
“Temiz enerji dönüşümünün temel unsurlarından biri olan elektrifikasyonun COP31 Başkanlığı tarafından enerji dönüşümünün merkezine yerleştirilmesi son derece önemli ve zamanında atılmış bir adım. Elektrik üretiminde karbonsuzlaşma yönünde önemli ilerlemeler sağlanmış olsa da ulaşım, binalar ve sanayi gibi enerji tüketiminin büyük bölümünü oluşturan sektörlerde fosil yakıt bağımlılığı devam ediyor. Bu nedenle enerji dönüşümünün başarısı artık yalnızca daha fazla yenilenebilir enerji üretmekle değil, temiz elektriğin son kullanım sektörlerinde fosil yakıtların yerini almasıyla mümkün olacak. Temiz elektrifikasyonun yaygınlaşması, emisyonların azaltılmasının yanı sıra enerji güvenliğinin güçlendirilmesi, enerji ithalat bağımlılığının azaltılması, ekonomik rekabetçiliğin artırılması ve enerji maliyetlerinin daha öngörülebilir hale gelmesi açısından da önemli fırsatlar sunuyor. Bugün küresel ölçekte elektriğin nihai enerji tüketimindeki payı yüzde 21 seviyesinde bulunuyor. Ancak net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda bu oranın önümüzdeki on yıllarda hızla artırılması gerekiyor. Türkiye açısından bakıldığında da elektrifikasyon stratejik bir dönüşüm fırsatı sunuyor. Yenilenebilir enerji kapasitesi hızla artarken sanayi, ulaştırma ve binalar gibi son kullanıcı sektörlerde fosil yakıtların ağırlığı sürüyor. Ulusal Enerji Planı ve SHURA’nın çalışmaları, 2053 yılında elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının yüzde 55 seviyelerine ulaşması gerektiğini ortaya koyuyor. SHURA analizleri, bu dönüşümün ara adımı olarak Türkiye’de elektrifikasyon oranının 2035 yılı itibarıyla en az yüzde 30 seviyesine yükselmesi gerektiğine işaret ediyor. Bunun başarılabilmesi için yalnızca yenilenebilir elektrik üretiminin artırılması değil; aynı zamanda şebeke altyapısının güçlendirilmesi, sistem esnekliğinin geliştirilmesi ve elektrifikasyonu destekleyen kapsamlı politika çerçevelerinin oluşturulması gerekiyor.”
SHURA Enerji Dönüşümü Merkezi Direktörü Alkım Bağ, “Enerji dönüşümünün başarısı artık yalnızca daha fazla yenilenebilir enerji üretmekle değil, temiz elektriğin son kullanım sektörlerinde fosil yakıtların yerini almasıyla mümkün olacak. Aynı zamanda şebeke altyapısının güçlendirilmesi, sistem esnekliğinin geliştirilmesi ve elektrifikasyonu destekleyen kapsamlı politika çerçevelerinin oluşturulması gerekiyor” diyor.