Rio de Janeiro’da düzenlenen MenCare Changemaker Summit, toplumsal cinsiyet eşitliğinde erkeklerin rolünü yeniden gündeme taşıdı. Yanındayız Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selen Okay Akçalı’ya göre Türkiye’nin bu buluşmadan çıkarabileceği en önemli ders; erkeklerin bakım emeğinden babalığa, şiddetle mücadeleden iş yaşamına kadar dönüşümün aktif bir parçası haline gelmesi. Futbol kulüpleri ve sporcular ise bu değişimin güçlü taşıyıcıları olabilir.
Toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi uzun yıllar boyunca büyük ölçüde kadınların omuzlarında ilerledi. Kadınlar eşitsizliği görünür kıldı, hak mücadelesini büyüttü, kavramları ve çözüm yollarını geliştirdi. Şimdi ise dünyanın farklı ülkelerinde giderek daha yüksek sesle başka bir soru soruluyor: Erkekler bu dönüşümün neresinde duracak?
Rio de Janeiro’da düzenlenen MenCare Changemaker Summit, bu soruya küresel ölçekte yanıt arayan önemli buluşmalardan biri oldu. Erkeklik rolleri, babalık, bakım emeği, ev içi sorumlulukların paylaşılması ve şiddetle mücadele gibi başlıkları gündeme taşıyan zirve, sorunların ülkeden ülkeye değişse de temel dinamiklerin büyük ölçüde ortak olduğunu ortaya koydu.
Zirveye katılan Yanındayız Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selen Okay Akçalı’ya göre Rio’daki en güçlü mesaj, erkeklerin toplumsal cinsiyet eşitliğindeki rolünün artık yalnızca teorik bir tartışma olmaktan çıkarak somut politikalar ve uygulamalar üzerinden ele alınmasıydı. Akçalı, “Farklı ülkelerden gelen katılımcılarla konuşurken sorunlarımızın birbirinden çok da farklı olmadığını gördük. Erkeklik rolleri, bakım emeği, babalık ve şiddetle mücadele dünyanın pek çok yerinde ortak gündemler. Ülkeler arasındaki asıl fark, bu sorunlara nasıl çözümler üretildiğinde ortaya çıkıyor” diyor.
Eşitlik mesajı futbol sahasına iniyor
Rio’daki buluşmanın Türkiye açısından en dikkat çekici yönlerinden birinin, erkeklere ulaşmak için kullanılan yaratıcı yöntemler olduğunu ifade eden Akçalı, şunları söylüyor: “Zirvede ve saha ziyaretlerinde beni en çok etkileyen noktalardan biri, toplumsal cinsiyet eşitliğinin yalnızca kadın politikaları üzerinden değil, erkeklere ulaşan yaratıcı araçlarla da desteklenmesiydi. Rio de Janeiro Belediyesi’nin Kadın Politikaları ve Geliştirme Sekreterliği’ni ziyaret etme fırsatı bulduk. Burada kadın haklarını savunmak, eşitliği teşvik etmek ve şiddetle mücadele etmek için yürüttükleri çalışmaları dinledik. Özellikle erkeklere ulaşmak için sporun gücünden yararlanmaları dikkat çekiciydi. Flamengo ve Vasco da Gama gibi Brezilya’nın en büyük futbol kulüpleriyle ve futbolcularla iş birlikleri yürütüyorlar. Çünkü erkeklerin rol model olarak gördüğü isimlerin eşitlik söylemini sahiplenmesi, davranış değişikliğini hızlandırabiliyor. Bu yaklaşım bana Türkiye için de önemli bir ilham verdi. Futbolun toplumsal etkisini düşündüğümüzde, kulüplerin, sporcuların ve spor medyasının toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda çok daha aktif rol alabileceğini görüyoruz.”
Bakım ekonomisi eşitliğin merkezinde
Rio’daki zirvenin en önemli gündemlerinden birinin de bakım ekonomisi olduğunu söyleyen Akçalı, ”Zirvede, bakımın yalnızca kadınların omuzlarında bırakılmasının hem ekonomik hem de toplumsal maliyetleri sıkça konuşuldu. Erkeklerin bakım sorumluluklarını paylaşmasının sadece kadınların hayatını değil, erkeklerin yaşam kalitesini ve aile ilişkilerini de dönüştürdüğünü gördük. Bu nedenle Türkiye’ye taşınması gereken en kritik mesajlardan birinin, eşitliğin yalnızca bir hak meselesi değil, aynı zamanda bir refah ve toplumsal sürdürülebilirlik meselesi olduğu olduğunu düşünüyorum” diyor.
Genç erkekler farklı bir babalık istiyor
Öte yandan, kültürel kalıplar güçlü olsa da değişimin işaretleri giderek daha görünür hale geliyor. Akçalı, “Özellikle genç kuşak erkekler arasında babalık, duyguların ifade edilmesi ve ev içi sorumlulukların paylaşılması konusunda çok daha açık bir yaklaşım var. Erkekler artık sadece eve gelir getiren kişi olarak tanımlanmak istemiyor. Çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmek, bakım süreçlerinde daha görünür olmak istiyorlar. Bu dönüşüm yavaş ilerliyor olabilir ama toplumsal değişim açısından oldukça umut verici” yorumunu yapıyor.
Ortak zemin nasıl kurulacak?
Erkeklerin eşitlik mücadelesine daha etkin katılması için medya, iş dünyası, kamu ve sivil toplum arasında ortak bir zemine ihtiyaç var. Medya, erkekleri yalnızca eşitsizliğin ya da şiddetin kaynağı olarak göstermek yerine, dönüşebilen ve çözümün parçası olabilen aktörler olarak da görünür kılabilir. İş dünyası ise babalık izni, esnek çalışma modelleri, bakım dostu insan kaynakları politikaları ve eşitlik programları aracılığıyla bu dönüşümü destekleyebilir.
Akçalı’ya göre; Rio’da verilen mesaj oldukça net: Toplumsal cinsiyet eşitliği kadınların tek başına gerçekleştirebileceği bir dönüşüm değil. Erkekler değişmeden kurumlar, aileler ve toplum da değişemiyor. Bu nedenle erkeklerin eşitlik mücadelesindeki rolü yalnızca kadınları desteklemekten ibaret değil. Kendi davranışlarını, ilişkilerini, ayrıcalıklarını ve öğrendikleri erkeklik biçimlerini sorgulamaları gerekiyor. Erkeklerin eşitliğin seyircisi değil, sorumluluk alan aktörleri olması gerekiyor.
Profeminizm ne anlama geliyor?
Erkeklerin toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesindeki yerini tanımlamak için kullanılan kavramlardan biri “profeminizm”. Ancak kavram Türkiye’de henüz yeterince bilinmiyor ve zaman zaman erkeklerin kadınların yerine konuşması ya da eşitlik mücadelesinde daha görünür hale gelmesi şeklinde yanlış yorumlanabiliyor. Yanındayız Derneği’nin yaklaşımında ise profeminizm, erkeklerin feminist hareketin yıllardır ürettiği bilgiye, deneyime ve mücadeleye kulak vermesi; kendi ayrıcalıklarıyla yüzleşmesi ve eşitliğin sağlanması için sorumluluk üstlenmesi anlamına geliyor. Akçalı, “Toplumsal cinsiyet eşitliği sadece kadınların meselesi değil. Çünkü eşitsizliği üreten sistem kadınları dezavantajlı konuma iterken, erkeklere de nasıl davranmaları, nasıl hissetmeleri ve nasıl yaşamaları gerektiğini dayatan katı normlar yüklüyor. Bu nedenle erkeklerin eşitlik mücadelesindeki rolünü, alan açmak, öğrenmek, dönüşmek ve sorumluluk almak olarak görüyoruz. Türkiye’de eksik kalan nokta da biraz burada. Eşitlik hâlâ büyük ölçüde bir kadın meselesi olarak görülüyor. Oysa daha adil bir toplumun inşası için erkeklerin de bu dönüşümün aktif bir parçası olması gerekiyor” diyor.