Danone Türkiye, "Yarına Bir'İz" programıyla afet sonrası desteği kısa vadeli yardımların ötesine taşıyor. Yerel topraktan üretilen kerpiç tuğlalardan çocukların iyileşme alanlarına, gençlere sunulan mentorluktan sağlık yatırımlarına uzanan çalışmalar, iş dünyasının yeni rolünü ortaya koyuyor: Bölgeye yardım eden değil, bölgeyle birlikte yeniden ayağa kalkan uzun vadeli bir çözüm ortağı olmak.
Bir afetin ardından ilk refleks yaraları sarmaktır. Asıl zorlu süreç ise kameralar bölgeden ayrıldığında başlar. İnsanların yeniden güven duyması, çocukların oyunlarına dönebilmesi, gençlerin gelecek planları kurabilmesi ve gündelik yaşamın yeniden başlayabilmesi zaman ister.
Danone Türkiye’nin Gülmek İyileştirir Derneği iş birliğiyle Hatay’da yürüttüğü “Yarına Bir’İz” programı, bu uzun soluklu iyileşme sürecine odaklanıyor. 100. Yıl Köyü’nde Hatay’ın kendi toprağından üretilen kerpiç tuğlalara verilen destek, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi’nin çocuk ve yenidoğan bölümlerine sağlanan yaklaşık 100 tıbbi cihaz, çocuk polikliniklerinde oluşturulan oyun alanları ve depremden etkilenen gençlere sunulan mentorluk programı, aynı yaklaşımın birbirini tamamlayan parçalarını oluşturuyor. Programın amacı: Bugün bölgeyle birlikte olmak ve yarına kalıcı bir iz bırakmak. Bu nedenle çalışmalar, acil ihtiyaçların karşılanmasıyla sınırlı kalmıyor; bölgenin uzun vadeli iyileşmesini destekleyecek sürdürülebilir ve kapsayıcı çözümlere uzanıyor.
Danone Türkiye, Orta Asya, Kafkasya, Orta Doğu ve Afrika Genel Müdürü Cem Küçükcan’a göre şirketlerin önündeki temel soru artık yalnızca ne kadar büyüdükleri değil, bu büyümeyle nasıl bir etki yarattıkları. B Corp yaklaşımı ise bu etkinin ölçülebilir, hesap verebilir ve kalıcı hale gelmesi için önemli bir çerçeve sunuyor. Cem Küçükcan ile Danone’nin B Corp yolculuğunu, Hatay’daki “Yarına Bir’İz” çalışmalarını ve iş dünyasının afet sonrası iyileşmedeki değişen rolünü konuştuk.
İnsan sağlığı ile gezegen sağlığı birbirinden ayrı düşünülemez
“İş dünyasında başarı tanımı önemli ölçüde değişiyor. Artık şirketler yalnızca finansal sonuçlarıyla değil, çalışanlarına, topluma ve gezegene sağladıkları katkıyla da değerlendiriliyor. B Corp yaklaşımını bu değişimin güçlü bir göstergesi olarak görüyoruz. Çünkü bugün şirketlerin yalnızca ekonomik ekonomik değer üretmeleri değil, toplumun karşı karşıya olduğu sorunların çözümünde de aktif rol üstlenmeleri gerektiğine inanıyoruz. Danone’de uzun yıllardır ‘Tek Gezegen. Tek Sağlık’ vizyonuyla hareket ediyoruz. İnsan sağlığı ile gezegen sağlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğine inanıyoruz. Faaliyetlerimizi ekonomik performans ile toplumsal faydayı birlikte gözeten bir anlayışla yürütüyoruz. B Corp sertifikasyon süreci ise bu yaklaşımımızı uluslararası ölçekte ölçmemizi, değerlendirmemizi ve sürekli geliştirmemizi sağlayan önemli bir çerçeve sundu.
Bugün Türkiye’de B Corp sertifikasına sahip şirketlerden biri olarak, karar alma süreçlerimizden tedarik zincirimize, çalışan deneyiminden toplumsal yatırımlarımıza kadar tüm faaliyetlerimizi daha bütüncül bir bakış açısıyla değerlendiriyoruz. Bizim için önemli olan yalnızca nasıl büyüdüğümüz değil, nasıl bir etki yaratarak büyüdüğümüz.”
Uzun vadeli ve ölçülebilir etki
“B Corp yaklaşımının merkezinde, uzun vadeli ve ölçülebilir etki yaratmak yer alıyor. Hatay’da yürüttüğümüz ‘Yarına Bir’İz’ çalışmaları da bu anlayışın sahadaki en somut örneklerinden biri. Deprem sonrası dönemde en kritik ihtiyaçlardan birinin yalnızca acil ve hızlı destek sağlamak olmadığını gördük. Bölgenin yeniden ayağa kalkmasına katkı sunacak sürdürülebilir çözümler geliştirebilmek gerektiğine inandık. Bu nedenle Hatay’da kalıcı iyileşmeyi destekleyen projelerde yer almayı önceliklendirdik. Gülmek İyileştirir Derneği iş birliğiyle yürüttüğümüz çalışmalar kapsamında barınmadan sağlığa, gençlerin gelişiminden psikososyal iyileşmeye kadar farklı alanlarda uzun vadeli etki yaratmayı amaçladık. Bizim için önemli olan yalnızca destek sunmak değil, toplumla birlikte iyileşme sürecinin bir parçası olabilmek, uzun soluklu yol arkadaşlığı yaparak gerçek etkiyi sunabilmek...”
Yeniden inşanın temeli: Yerel kaynaklar ve dayanıklılık
“Afet sonrası yeniden yapılanmanın yalnızca fiziksel yapıların inşa edilmesinden ibaret olmadığını düşünüyoruz. Aynı zamanda yerel ekonominin, bilgi birikiminin ve toplumsal dayanıklılığın yeniden güçlendirilmesi gerekiyor. 100. Yıl Köyü’nde kullanılan kerpiç tuğlalar bu açıdan çok kıymetli bir örnek oluşturuyor. Hatay’ın kendi toprağından üretilen, yeniden kullanılabilir ve düşük çevresel etkiye sahip bu malzeme, yerel kaynakların ne kadar güçlü çözümler sunabileceğini gösteriyor. Sürdürülebilirlik perspektifiyle baktığımızda, geleceğin yeniden inşa modellerinin yerel kaynakları, döngüsel tasarımı ve çevresel etkiyi birlikte ele alan yaklaşımlar üzerine kurulacağına inanıyoruz.”
İyileşme binalarla değil, insanlarla tamamlanıyor
“Afetlerin etkileri yalnızca fiziksel kayıplarla sınırlı kalmıyor, bireyler ve toplumlar üzerinde uzun süre devam eden psikolojik etkiler de yaratabiliyor. Özellikle çocukların ve gençlerin yaşadıkları travmanın etkilerinin azaltılması, sosyal bağların yeniden güçlendirilmesi ve umudun yeniden inşa edilmesi büyük önem taşıyor. Bu nedenle iyileşme sürecine bütüncül bakmak gerektiğine inanıyoruz. Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Hastanesi’nin çocuk ve yenidoğan bölümlerine sağladığımız yaklaşık 100 tıbbi cihaz desteği fiziksel iyileşmeye katkı sunarken, çocuk polikliniklerinde oluşturduğumuz oyun alanları da psikososyal iyileşme sürecini desteklemeyi amaçladı. İyileşmenin yalnızca binaların yeniden yapılmasıyla değil, insanların yeniden güçlenmesiyle mümkün olduğuna inanıyoruz. Özellikle çocukların güven duygusunu yeniden inşa edebilmeleri, oyun oynayabilmeleri ve günlük yaşam rutinlerine dönebilmeleri toplumsal iyileşmenin en önemli göstergelerinden biri.”
