NYU profesörü Clay Shirky’e göre “Kurumlar, çözüm oldukları sorunu korumaya çalışırlar.” Profesöre göre bu sorunların varlığını sürdürmesi, kurumların kendilerinin sürekli finansmanını ve çalışanlarının fazlasıyla yüksek maaşlarını haklı çıkarmak için yaptıkları bir davranış olarak tanımlanır.
Kevin Warsh’ın geçen haftaki basın toplantısına biraz da bu gözle bakmakta fayda var. Warsh da Shirky’nin görüşüne katılıyor olsa gerek ki Şebnem Ferah’ın şarkısındaki gibi sil baştan yapmak gerek diyerek FED’de yepyeni bir dönemi başlatma kararı aldı. Bunun piyasa yansımaları hem kısa vadeli bonoların faizlerinin daha yüksek seyretmesi hem de ABD dolarının değer kazanması olarak karşımıza çıkıyor. Çok ilginçtir bu değişiklik çok sınırlı yorumlandı ama bu yeni duruş aynı zamanda ileriye yönelik sözel yönlendirmeyi de azaltacağından, FED’in rehberliğine ve “FED put’una” senelerdir alışkın piyasalar için ekstra bir belirsizlik demek, daha fazla belirsizlik ise kendini önce daha yüksek FX ve bono volatilitesi ve nihayetinde hisse senedi volatilitesi anlamına geliyor. Vix’te 19 civarı ise piyasalarda “risk on”, “risk off” modları arasında şalter görevi görebilir. Yani 19 altı “risk on” ve üstü “risk off” gibi…
3 Haziran’da USD/JPY’nin 162 seviyesini görebileceğini bunun da BOJ’nin müdahalesini beraberinde getirebileceğini söylemiştik. O yerlere oldukça yaklaştık. FX ve bono piyasaları hisse senetlerine nazaran, ortamdaki olgun taraf ve ayık taraf gibi duruyor. Boğaları rahatsız etmesi gereken şey şu: 2 yıllık tahvil 4,2 civarında, 10 yıllık tahvil ise 4,5 civarında seyrediyor ve her ikisi de hafif arttı. Yani, Çarşamba günkü Warsh’ın açıklamasından sonra hareket geri gelmedi. Yani hisse senedi piyasasındaki bu yükseliş, faiz oranlarından hiçbir destek almadan gerçekleşti ve bu da şu soruyu sorduruyor. Çarşamba günü yaşananlar tek günlük bir sıçrama mıydı? Bizce değildi ve ön tarafın şimdi park ettiği daha yüksek bir platoya doğru atılan adımdı.
Dolar da hisse boğalarının görmek istemediği bir sinyal veriyor. DXY 13 aydır var olan ve önceki tüm yükselişleri reddeden bir tavanı kırdı. Şahin bir FED'in etkisiyle doların yükselişe geçmesi, her yerde koşulları sıkılaştırır ve bu durum, çiplerini ve bulut varlıklarını dünyanın dört bir yanında satan mega şirketler için doğrudan bir olumsuz etki yaratır. 2026'ya kadar olan beklenti, daha zayıf bir dolar yönündeydi; büyük yabancı bankalar doların 90'ların altında olacağını öngörüyordu ve bu öngörülerin her biri, FED'in faiz indirimlerinin geleceği beklentilerine bağlıydı. Bu beklentiler ters yönde ilerliyor ve baskı piyasalarda oluşturmaya başlayabilir. Bu bağlamda bu haftaki PCE, FED konuşmaları ve Micron’un bilançosunun da önemli olduğunu düşünüyoruz.
ABD’de piyasa yapısı açısından da ilginç bir dönem olacak. Şöyle ki 18 Haziran’da gerçekleşen opsiyon açık pozisyonları şu anda tüm zamanların en yüksek seviyelerinde bulunuyor ve listelenen tüm opsiyonların yüzde 28'i, tarihin en büyük opsiyon vade sonu olayında vadesini dolduracak gibi görünüyor.
ABD opsiyon pozisyonlarının yaklaşık 8,3 trilyon dolarlık inanılmaz bir miktarı vadesini doldurdu; bunun, 2025 Aralık ayındaki önceki rekorun yani yaklaşık 7,1 trilyon doların yüzde 18 üzerinde olduğu biliniyor. Bu olay, piyasadan önemli miktarda gama değerini temizleyecek, pozisyonları yeniden düzenleyecek ve yatırımcılar ay sonuna doğru pozisyonlarını yeniden oluştururken akışlara karşı hassasiyeti artıracağını tahmin ediyoruz.
Akış demişken, ikinci önemli olay da çeyrek sonunda yani Haziran sonu gerçekleşecek. Birçok emeklilik fonu, çeyrek dönemlik yeniden dengelemeye büyük önem veriyor. Sonuç olarak, birçok planın portföylerini kaydırmayı ve ay sonuna doğru hisse senedi satışı ve sabit gelir alımı için mekanik bir kaynak oluşturacağını tahmin ediyoruz. Bu uzun vadeli örneğin 30 yıllık bonolar için olumlu ama hisse senetleri açısından olumsuz flow anlamına geliyor.
Daha önce KOSPI ve ABD yarı iletken sektöründen (SOX) bahsetmiştik. Yazdıklarımızı tekrarlamayacağız ama tüm piyasalar açısından önemli olduğu için de gözümüze çarpan iki haberi kısaca paylaşacağız. 1) Bazı fon yöneticisi anketleri, yatırımcıların yarı iletkenlere olan yoğunlaşmasının rekor seviyede olduğunu gösteriyor. 2) Öte yandan bir Financial Times haberine göre “Çalışanlarının eline yapay zekâ araçlarını vermek için yarışan şirketler, teknolojinin büyük ölçekte uygulanmasının maliyeti kurumsal bütçeleri zorlamaya başlayınca, kullanımını kısıtlamaya başlıyorlar. Amazon, Walmart, Cisco, Uber ve Meta, yapay zekâ harcamalarını kontrol altında tutmak amacıyla sınırlamalar getiren, israfı caydıran veya çalışanları daha ucuz modellere yönlendiren ilk benimseyenler arasında yer alıyor. Microsoft, Amazon ve Google dahil olmak üzere diğer yapay zekâ platform sağlayıcıları, maliyetleri daha etkili bir şekilde kontrol etmek için müşterilerin sorgularını ve görevlerini, müşteri tarafından seçilen bir dizi model içindeki en uygun modele yönlendiren araçlar geliştirdiler. Bu arada, bazı şirketler çalışanlarına kendi sunucularında veya kişisel cihazlarında yerel olarak çalıştırılabilen açık kaynaklı modeller kullanmalarını söyleyerek, yapay zekâ laboratuvarlarına ve bulut sağlayıcılarına ödedikleri faturaları azaltıyorlar. Bir yandan da Çin, yapay zeka alanında gittikçe daha rekabetçi hale geliyor.
İç ve dış piyasalarla ilgili olarak önceki haftalarda çizdiğimiz oyun planının arkasında olmaya devam ediyoruz.