Nijerya hikâyesi gerçekten düşündürücü... Gerçekte var olmayan bir devlet ajansı yaratılmış, üstelik öyle gizli saklı da değil, çalışanları ve bir bordrosu bile var...!
Pazar sabahı haberlere konu olan Nijerya hikâyesi gerçekten düşündürücü.
Nijerya’da daha önce “ghost workers”, yani gerçekte çalışmayan ama devlet bordrosunda görünen çalışanlar ortaya çıkarılmıştı.
Şimdi ise hikâye bir adım ileri gidiyor:
Gerçekte var olmayan bir devlet ajansı yaratılmış, üstelik öyle gizli saklı da değil. Devlet adına yabancı yatırımcılarla toplantılar organize ediyor, kendisine aitmiş gibi görünen bir yapısı ve sosyal medya hesapları var, oldukça “havalı” paylaşımlar yapıyor ve tabii ki…
Çalışanları ve bir bordrosu var.
İnsanın aklına ister istemez şu sorular geliyor:
- Bu çalışanları kim işe aldı?
- Maaşlarını kim ödedi?
- Maaşlar hangi banka hesaplarına gitti?
- Vergiler ve sosyal güvenlik ödemeleri yapıldı mı?
- Bu kişilerin gerçekten var olup olmadığı hiç kontrol edilmedi mi?
Ve daha önemlisi:
Hiçbir devlet kurumu, bu kurumun gerçekten var olup olmadığını bordro üzerinden sorgulamadı mı?
Çünkü bordro aslında sadece “maaş hesaplama” işi değildir. Bordro; çalışanı, işvereni, sözleşmeyi, ücret ödemesini, vergiyi, sosyal güvenliği ve banka hareketini birbirine bağlayan bir kontrol mekanizmasıdır.
Bir kurum gerçekten varsa, bordrosunda iz bırakır. Bir kurum gerçekten yoksa ama bordrosu varsa, o zaman çok daha önemli bir soru ortaya çıkar: Kimin için bordro yapıldı ve parayı kim aldı?
Bence Nijerya’daki bu olayın asıl çarpıcı tarafı burada. Yapay zekâ çağında bordroyu tamamen otomatikleştirmekten söz ediyoruz. Ben ise başka bir sorunun daha önemli olduğunu düşünüyorum:
- Sisteme girilen kişi gerçekten var mı?
- İşveren gerçekten var mı?
- Ve ödenen maaş gerçekten doğru kişiye mi gidiyor?
Çünkü yanlış veriyi kusursuz hesaplayan bir sistem, yanlışlığı ortadan kaldırmaz. Bazen bordronun en önemli görevi hesaplamak değil, gerçeği kontrol etmektir.
Çünkü bordro sadece bir kayıt sistemi değildir.
Aynı zamanda bir gerçeklik kontrol sistemi olmak zorunda.
Hatta biraz daha ileri gidebiliriz:
“Bordro bir gerçeklik katmanıdır”
Bordro; çalışanı, işvereni, istihdam ilişkisini ve para hareketini birbirine bağlayan bir “gerçeklik katmanı”dır.
Yapay zekâ bordroyu saniyeler içinde hesaplayabilir.
Ama asıl soru şu: Hesapladığı şey gerçekten var mı?
Bence geleceğin bordro sistemlerinde asıl değer hesaplamadan değil, doğrulamadan gelecek. Çünkü yanlış bir gerçeği kusursuz hesaplamak, onu gerçek yapmaz.
Peki bordro bir “Gerçeklik katmanı” olacaksa neyi kontrol etmeli?
Aslında bordro verisinin içinde, bir şeylerin gerçek hayatta olması gerektiği gibi olmadığına işaret eden çok sayıda sinyal var.
Örneğin:
- Aynı banka hesabına maaş alan birden fazla çalışan olabilir.
- Aynı kimlik veya sosyal güvenlik numarası birden fazla çalışan için kullanılmış olabilir.
- İşten ayrılmış, hatta vefat etmiş bir çalışan bordroda aktif kalmış olabilir.
- Sistemde çalışan görünen kişinin işe girişini destekleyen bir sözleşme ya da özlük kaydı bulunmayabilir.
- Çalışanın banka hesabındaki isim ile bordrodaki isim uyuşmayabilir.
- Bir çalışanın ücreti, pozisyonuna veya geçmiş dönemlerine kıyasla açıklanamayacak ölçüde değişmiş olabilir.
- Aynı çalışan birden fazla şirket, şube veya maliyet merkezinde mükerrer olarak yer alabilir.
- Bordroda ödeme yapılırken vergi veya sosyal güvenlik tarafında aynı kişiye ilişkin hiçbir iz bulunmayabilir.
- Çalışan sayısı bir ay içinde olağan dışı şekilde artmış ama bunu açıklayan işe giriş hareketleri oluşmamış olabilir.
- Bordro toplamı ile bankaya gönderilen ödeme dosyasının toplamı aynı olduğu halde, paranın dağıldığı hesaplar değişmiş olabilir.
Bunların bazıları basit veri hatalarıdır.
Bazıları süreç hatasıdır.
Bazıları entegrasyon problemidir.
Bazıları ise hata değildir.
“Sahtecilik”tir.
İşte bence Yapay Zekanın bordrodaki en ilginç kullanım alanlarından biri tam burada başlayacak.
Bugünkü bordro sistemlerinin büyük bölümü kendilerine verilen verinin doğru olduğunu varsayarak çalışıyor. Çalışanın kimliği girilmişse çalışan vardır. IBAN girilmişse hesap doğrudur. Ücret girilmişse ödenmesi gerekir. İşveren tanımlanmışsa işveren vardır.
Sistem çoğunlukla şu soruyu soruyor:
“Bu veriye göre bordro doğru hesaplandı mı?”
Geleceğin sistemi ise ikinci bir soru daha sormak zorunda:
“Bu veri doğru mu?”
Hatta üçüncüsünü:
“Bu veri gerçek hayatta anlamlı mı?”
Bu ikisi arasında önemli bir fark var.
Bir çalışanın bordrosunu matematiksel olarak yüzde yüz doğru hesaplayabilirsiniz. Vergisini doğru hesaplar, sosyal güvenlik kesintisini doğru yapar, net ücretini kuruşuna kadar doğru bulur ve banka dosyasını hatasız oluşturabilirsiniz.
Ama o çalışan gerçekte yoksa bütün bu doğruların toplamı yine de yanlış bir sonuç üretir.
Bu nedenle geleceğin bordro sisteminin sadece bir hesaplama sistemi değil, aynı zamanda bir doğrulama sistemi olması gerektiğini düşünüyorum.
Kimlik verisi, banka hesabı, sözleşme, işe giriş, zaman kayıtları, sosyal güvenlik bildirimi, vergi kaydı, organizasyon yapısı ve geçmiş bordro hareketleri birbirinden bağımsız kayıtlar olarak değil, aynı gerçeğin farklı kanıtları olarak değerlendirilebilir.
Ve YZ burada yalnızca otomasyon yapmak için değil, bu kanıtlar arasındaki tutarsızlıkları bulmak için kullanılabilir.
Belki de gelecekte bordro kapanışında sistem bize sadece:
“Bordro işlemi başarıyla hesaplandı”
demeyecek.
Şunu da söyleyecek:
“Bordro işlemi başarıyla tamamlandı. Peki bu kişilerin, bu işverenin ve bu ödemelerin gerçekten var olduğundan emin misiniz?”
Nijerya örneğinin bana düşündürdüğü şey tam olarak bu.
Yıllardır bordroda en büyük başarı kriterlerinden biri doğru hesaplamaydı.
YZ çağında belki de yeni başarı kriteri şu olacak:
Doğru hesaplamak yetmez. Doğru şeyi hesapladığından da emin olmalısın.
Hayalet çalışandan hayalet işverene
Bordro sektöründe o kadar uzun yıllarım geçti ki, bazen Cem Yılmaz’ın bir esprisini hatırlatacak kadar uzun:
“Ben orada duruyordum, sektör üzerime kuruldu.”
Dolayısıyla bordro, özlük işleri, bunların muhasebeye aktarımı, kontrolü ya da kontrolsüzlüğü adına karşılaşılması muhtemel hemen her türlü vakayla karşılaştım.
Hayalet çalışanlar da bunlardan biri.
Gerçekte çalışmayan ama sistemde çalışan görünen insanlar…
Bizde vefat eden annesinin kılığına girip yıllarca maaşını almaya devam eden “serbest girişimler” de var; şişirilmiş alt işveren bordroları gibi işin daha “kurumsal” versiyonları da.
Bunlar bordro dünyasının çok da yabancı olmadığı hikâyeler.
Ama Nijerya’daki vaka çıtayı biraz daha yukarı taşıyor.
Çünkü bu kez karşımızda hayalet bir çalışan değil, hayalet bir işveren var..
- Hayalet işveren?
- Çalışanları kim işe aldı?
- Maaşları kim ödedi?
- Para kimin hesabına gitti?
- Vergiler ve sosyal güvenlik ödemeleri yapıldı mı?
- Haydi bunları geçtik, bütün bu süreçte hiç kimse “Bu işveren gerçekten var mı?” diye sormadı mı?
Burada bordronun geleceği açısından çok önemli bir konu olduğunu düşünüyorum.
