50 yaşında iş aramak zor olabilir. Ama 50 yaşında geleceğini kaybeden bir sektörde iş aramak bambaşka bir mücadeledir.
Düşüşe geçen bir sektörde çalışıyorsanız ve bu durum kariyerinizin başında başınıza geldiyse, belki de bu sizin için hayırlıdır.
Evet, o günlerde bunu böyle hissetmezsiniz. Ama önünüzde yön değiştirebileceğiniz uzun bir zaman vardır. Yeni bir sektör deneyebilir, yeni beceriler kazanabilir ve kariyerinizi yeniden inşa edebilirsiniz. Üstelik, İşler iyi gitmediğinde neler olabileceğine dair çok değerli bir iç görü kazanmış olursunuz.
Asıl zorluk, aynı gerçekle 50’li yaşlarda karşılaşmaktır. Çünkü artık sadece işinizi kaybetmezsiniz. Yılların deneyimini başka bir sektöre nasıl taşıyacağınızı, kendinizi nasıl yeniden konumlandıracağınızı ve çok daha sınırlı seçenekler arasında yeni bir yol bulmayı da düşünmek zorunda kalırsınız.
Son zamanlarda beyaz yakanın işi gerçekten zor.
Özellikle bilgiye, uzmanlığa ve yaratıcılığa dayalı pek çok meslek yapay zekâ ile birlikte ciddi bir dönüşüm yaşıyor.
Dün çok değerli görülen beceriler bugün yeniden sorgulanıyor.
Ancak bütün bunların ötesinde daha büyük bir risk var: Düşüşe geçmiş bir sektörde olmak.
Financial Times’ta Volkswagen’in işten ayrılan üst düzey yöneticilerine yeni iş bulmaları için head hunter şirketlerine başvurduğunu okuyunca aklıma tam da bu geldi. Sorun sadece bir şirketin küçülmesi değil. Sorun, sektörün tamamının aynı anda yön değiştirmesi.
Böyle dönemlerde rekabet artık normal kurallarla işlemiyor.
Aşağı doğru giden bir yürüyen merdivende herkes aynı anda yukarı çıkmaya çalışıyor. Kim kimin ayağına bastı, kim yere düşenin üzerinden atladı, kim yılların deneyimine rağmen geride kaldı… belli olmuyor.
Maalesef çok acımasız dönemler bunlar.
CV botoksu
Yurt dışında son dönemde ilginç bir kavram konuşuluyor: “CV Botox.”
Özellikle deneyimli profesyoneller, özgeçmişlerini daha genç, daha güncel ve daha teknolojik gösterecek şekilde yeniden düzenliyor. Amaç, ilk eleme bariyerlerini aşabilmek.
Bu önemli olabilir. Ama bazen sorun CV’niz değildir. Sorun, kariyerinizi üzerine inşa ettiğiniz sektörün küçülüyor olmasıdır. CV’nize botoks yapabilirsiniz. Ama küçülen bir sektöre botoks yapamazsınız.
İşte bu nedenle kariyer planlamasında yanlış ata oynamak doğru şirket seçmekle kalmıyor. Sektörü de doğru seçmek gerekiyor.
Dalga yükselirken birçok tekne birlikte yükselir.
Çünkü yükselen bir sektördeyseniz, ortalama bir performans bile sizi yukarı taşıyabilir. Dalga yükselirken birçok tekne birlikte yükselir.
Ama küçülen bir sektörde işler tersine döner. En yetenekli insanlar bile, sektörün aşağı yönlü çekim gücüne karşı tek başına yeterince etkili olamayabilir. Bu nedenle kariyeri planlarken sadece bugünün işine odaklanmamak gerekiyor. Bir adım geri çekilip şu soruyu sormak gerek: “Ben önümüzdeki on yılın sektöründe miyim?”
Çünkü bazen kariyerde belirleyici olan yalnızca ne kadar iyi olduğunuz değil, hangi oyunu oynadığınızdır.
Yükselen gelgit bütün tekneleri kaldırır
1960’larda John F. Kennedy kullandığı için popüler olan bir söz var. “A rising tide lifts all boats” (Yükselen gelgit bütün tekneleri kaldırır)
Warren Buffett’ın benzer Analoloji şöyle kullanıyor: “Only when the tide goes out do you discover who’s been swimming naked.” “Ancak sular çekildiğinde kimin çıplak yüzdüğü ortaya çıkar.
Bu sözden yola çıkarak; Gelgit çekildiğinde sadece şirketler değil, sektörler de test edilir.
Yükselen bir sektörde ortalama yetenekler bile yukarı taşınabilir. Ama sektör küçülmeye başladığında artık sadece sizin ne kadar iyi olduğunuz değil, hangi sektörde olduğunuz da kaderinizi belirler.
Sular çekildiğinde yetenek önemlidir. Ama hangi denizde yüzdüğünüz daha da önemlidir.
