Dünya Çevre Günü kapsamında TÜSİAD’da düzenlenen “Sanayinin Net Sıfır Dönüşümünde Teknoloji” toplantısı, iklim hedeflerinin genel taahhütlerin ötesine geçip üretim hattına, enerji verimliliğine, hidrojen teknolojilerine, yapay zekâya, karbon izlemeye ve değer zinciri yönetimine taşınması gerektiğini ortaya koydu. Bu dönüşüm, Türkiye sanayisi açısından bir yön tayini anlamı taşıyor.
Etkinliğin açılış konuşmasını yapan TÜSİAD Çevre ve Net Sıfır Politikaları Çalışma Grubu Başkanı Fatih Özkadı, önümüzdeki dönemin temel sınavını net sıfır hedeflerinin ivmelendirilmesi ve bu hedeflerin yatırımlara, teknolojilere ve değer zinciri uygulamalarına dönüştürülmesi olarak tarif ediyor. Özkadı’ya göre net sıfır hedefinin sahada karşılık bulması, büyük ölçüde sanayinin karbonsuzlaşma kapasitesinin güçlendirilmesine bağlı, çünkü sanayi sektörü yalnızca emisyon azaltımının değil; üretimin, ihracatın, istihdamın ve teknolojik gelişmenin de merkezinde yer alıyor.
Bu nedenle mesele artık “net sıfır hedefi var mı?” sorusundan çok “bu hedef üretim hattında nasıl uygulanacak?” sorusuna evriliyor. Enerji verimliliği, elektrifikasyon, yenilenebilir enerji kullanımı, karbon yakalama, yeşil hidrojen, dijital izleme sistemleri ve yapay zekâ destekli optimizasyon çözümleri bu yeni dönemin ana başlıkları olarak öne çıkıyor.
Toplantının ana tema konuşmasını çevrim içi olarak gerçekleştiren Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Dr. Tuğba Dinçbaş’ın değerlendirmesi de, COP31’e doğru ilerlerken Türkiye’nin iklim gündeminde uygulama kapasitesinin, sektörlerle kurulacak iş birliğinin ve sanayi dönüşümünün giderek daha belirleyici hale geleceğini gösteriyor.
SKDM, sanayinin günlük kararlarını etkileyen somut bir gerçeklik
Toplantının en kritik bölümlerinden biri de, “AB SKDM Sektörlerinde Net Sıfır Teknoloji Uygulama Deneyimleri” başlıklı panel oldu.
TÜSİAD Sanayi-Sektörel Politikalar, Çevre ve İklim Değişikliği Stratejik Danışmanı Dr. Nurşen Numanoğlu’nun moderatörlüğündeki oturumda Assan Alüminyum Strateji ve Pazarlama Direktörü Yavuz Arkun, Akçansa Sürdürülebilirlik Müdürü Erhan Çalışkan, OYAK Maden Metalürji Grubu Ar-Ge Direktörü Dr. Oğuz Gündüz ve Borçelik Yönetim Sistemleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Serkan Ürkmez’i dinledik.
Panelden çıkan ana izlenim şu: AB Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) uzak bir risk değil, sanayinin günlük kararlarını etkileyen somut bir gerçeklik. Özellikle alüminyum, çimento, demir-çelik ve metalürji gibi sektörlerde karbon yoğunluğunu azaltmak, Avrupa pazarındaki rekabet gücünü korumanın da ön koşulu haline geliyor. Bu sektörlerde enerji kullanımı, yakıt dönüşümü, proses verimliliği, hammadde seçimi ve karbon verisinin izlenebilirliği ön plana çıkıyor.
Hidrojen, özellikle karbonsuzlaşması zor sektörler için kritik bir çözüm alanı
Etkinlikte Koç Üniversitesi Hidrojen Teknolojileri Merkezi Direktörü Prof. Dr. Can Erkey’in “Sanayinin Net Sıfır Dönüşümünde Hidrojen Teknolojilerinin Rolü” başlıklı konuşması da dönüşümün teknoloji boyutunu güçlendiren önemli bir çerçeve sundu. Hidrojen, özellikle karbonsuzlaşması zor sektörler için kritik bir çözüm alanı olarak değerlendiriliyor. Ancak burada da asıl belirleyici unsur, teknolojinin laboratuvardan çıkıp sanayi ölçeğinde uygulanabilir ve ekonomik hale gelmesi.
Sadece yatırım işi değil
Programın son bölümünde ise net sıfır teknoloji çözümleri sahadan örneklerle tartışıldı. RePG Enerji Kurucusu ve Genel Müdürü Hasan Ayartürk, FlexyWatt Kurucu Ortağı Ali Kılıç, A Artı Mühendislik Kurucu Ortağı Umut Oğur, Skysens Genel Müdürü Burak Polat ve Apollo Müşteri Başarı Ekibi Yöneticisi Deniz Serdar Suna, sanayinin net sıfır dönüşümüne yönelik farklı teknoloji çözümlerini paylaştı.
Bu oturumda enerji verimliliği, atık ısıdan enerji üretimi, dijital ölçümleme, karbon ayak izi takibi, üretim süreçlerinde yapay zekâ kullanımı ve gerçek zamanlı veri yönetimi konuları ön plana çıktı. Çünkü net sıfır dönüşümü yalnızca büyük yatırımlarla değil, aynı zamanda verinin doğru okunması, süreçlerin izlenmesi ve küçük verimlilik kazanımlarının ölçeklenmesiyle mümkün olacak.
Toplantının bütününe bakıldığında güçlü bir mesajdan bahsedebiliriz: Sanayinin net sıfır dönüşümü; üretim tesisinde, enerji yönetiminde, tedarik zincirinde, ihracat stratejisinde ve finansman kararlarında karşılığı olan yeni bir rekabet alanı. Çevreyi korumak ile sanayiyi dönüştürmek iki ayrı gündem değil. Türkiye’nin yeşil dönüşümde başarılı olup olmayacağını, bu iki gündemi ne kadar hızlı ve ne kadar akıllı biçimde birleştirebildiği belirleyecek.