Vodafone’un WWF-Türkiye ve Habitat Derneği iş birliğiyle yürüttüğü Dünya İçin Lazım projesi, e-atığı yalnızca geri dönüşüm başlığı olarak ele almıyor; çocuklardan gönüllülere uzanan daha geniş bir doğa farkındalığı alanı kuruyor. 30 tonu aşan e-atık toplama performansı, 65 bini aşan eğitim etkisi ve Doğa Elçileri programı, bu yaklaşımın sahadaki en somut karşılığını oluşturuyor.
Sürdürülebilirlik bugün artık sadece karbon hedefleri ya da kurumsal taahhütler meselesi değil; gündelik hayatın içinde davranışı dönüştürme kapasitesiyle anlam kazanıyor. Bu nedenle e-atık meselesini yalnızca teknik bir geri dönüşüm başlığı olarak görmemek gerekiyor.
Vodafone’un WWF-Türkiye ve Habitat Derneği iş birliğiyle yürüttüğü Dünya İçin Lazım projesi, tam bu noktada dikkat çekiyor. Çünkü proje, çekmecelerde unutulan elektronik atıkları ekonomiye geri kazandırmanın ötesine geçerek, çocuklardan gönüllülere uzanan yeni bir doğa farkındalığı alanı kurmayı hedefliyor. 30 tonu aşan e-atık toplama performansı, on binlerce kişiye ulaşan eğitimler ve Doğa Elçileri programı, bu yaklaşımın sahadaki en somut karşılıkları arasında yer alıyor. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Hasan Süel ile konuştuk:
Yılda 62,5 milyar dolarlık fırsat
“E-atıklar; teknolojik gelişmeler ve tüketim alışkanlıkları ile dünyada en hızlı artış gösteren atık kollarından biri. Buna ek olarak, ekonomik açıdan da yüksek değer arz eden, önemli bir atık grubu. Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre, e-atık miktarının 2050 yılında 120 milyon tona ulaşması bekleniyor. Her ne kadar birçok ülkede mevzuata dayalı çeşitli toplama sistemleri mevcut olsa da, geri dönüştürülebilen e-atık miktarı üretilen toplamın çok altında kalıyor. E-atık geri dönüşümü, ikincil hammadde ve ürün pazarı için önemli bir kaynak ve döngüsel ekonomiye geçişte önemli bir aktör. E-atıklar uygun yöntemlerle geri dönüştürülürse, dünya çapında yılda 62,5 milyar doların üzerinde bir ekonomik fırsat yaratabilir. Uygun şekilde bertaraf edilmediği durumlarda ise, içerdikleri zararlı kimyasallar ve ağır metaller su, hava ve toprak kirliliğine yol açıyor; toplum sağlığı için tehdit oluşturuyor. Dünyadaki atıkların sadece yüzde 1’ini e-atıkların oluşturmasına rağmen, topraktaki tehlikeli madde kirliliğinin yüzde 70’ine e-atıklar sebep oluyor. E-atık meselesine çevresel, ekonomik ve sosyal boyutlarıyla bir bütün olarak yaklaşmak gerekiyor. Vodafone Türkiye’de operasyon, ürün ve hizmetlerimiz sonucu ortaya çıkan e-atıkların hem oluşmasını azaltmaya, hem de geri dönüşümünü artırmaya odaklanıyoruz. 2025 mali yılımızda, şebeke kaynaklı 2 bin 137 ton e-atığın geri kazanım ve geri dönüşümünü, 4 bin 508 kilo atığın ise yeniden kullanımını sağladık. Şebeke kaynaklı atıkların yanı sıra 28,57 ton operasyonel atığın tümünün geri dönüşümünü sağladık. Telefonların yanı sıra arızalı ve hasarlı şebeke ekipmanlarını da ikinci el olarak değerlendiriyoruz. Bu şekilde, 18 bin 839 mobil cihazı yeniden kullanıma uygun hale getirdik.
E-atığı dönüştüren, farkındalığı büyüten proje
“’Dünya İçin Lazım’ projesini WWF-Türkiye ve Habitat Derneği işbirliğiyle hayata geçirdik. Amacımız; e-atıkları dönüştürerek doğamıza ‘sıfır atık’ katkısında bulunmak, e-atık dönüşümleri sayesinde doğa bilinci gelişen bir topluluğun oluşmasını sağlamak. Bu proje kapsamında doğayı korumak üzere e-atıkları toplayıp geri dönüştürüyoruz ve doğayı koruyacak bilinçli bireylerin yetişmesini desteklemek amacıyla doğayı koruma eğitimleri veriyoruz. 7-14 yaş arası çocuklar başta olmak üzere ebeveynler, eğitmenler gibi toplumun farklı kesimlerine yönelik atölyeler, seminerler, eğitimler, yaratıcı etkinlikler ve dijital içeriklerle geniş katılımlı bir etki alanı oluşturuyoruz. Projeyle, çocukların ve yetişkinlerin e-atık, doğayı koruma, sürdürülebilirlik gibi konularda bilinçlenmesini hedefl iyoruz.”
30 ton e-atık geri dönüştü, hedef 70 bin kişi
Projemize yönelik yoğun ilgi sayesinde, toplamayı hedefl ediğimiz e-atık miktarına hedef tarihimizden önce ulaştık ve toplam 30 tonu aşkın e-atığı geri dönüşüme kazandırdık. Devam eden projemizle e-atıkların geri dönüşümüne katkı sağlamayı sürdürüyoruz. Bu vesileyle, müşterimiz olsun olmasın herkesi bir gün lazım olur diye çekmecelerde duran e-atıkları geri dönüştürülmesi için mağazalarımıza getirmeye davet etmek istiyorum. Diğer yandan, projemize destek veren gönüllü sayısı 400’ü, doğayı koruma eğitimleriyle ulaştığımız kişi sayısı da 65 bini aştı. Projede Mayıs ayına kadar 70 bin kişiye doğayı koruma eğitimi verilmesini ve 500 gönüllüye ulaşılmasını hedefliyoruz.”
Doğayı anlatan, gözlemleyen ve koruyan çocuklar
“’Doğa Elçisi’, doğayı gören, anlatan, gözlemleyen, hikâyeleştiren, koruma duygusunu geliştiren çocuk anlamına geliyor. Bu çocuklarımız, vatandaş biliminin mantığını deneyimliyorlar. E-atık ve çevre konularını kendi dilinde anlatıyorlar. Kampanya yürütmüyor ya da proje geliştirip raporlamıyorlar. Seçtikleri görev çerçevesinde fotoğraf, çizim, ses, video gibi yollarla yaratıcılıklarını ortaya koyarak yakın çevrelerinde farkındalık yayıyorlar. ‘Doğa Elçileri’ programı ise çocukların doğayla bağ kurmasını; e-atık ve çevre konularına yönelik farkındalık geliştirmesini; gözlem, düşünme ve yaratıcı üretim yoluyla öğrenmesini destekleyen çevrim içi bir öğrenme sürecini ifade ediyor. Amacımız, çocuklarda doğa okuryazarlığı geliştirmek; e-atık konusunu sadece ‘toplama’ değil, ‘fark etme, yeniden düşünme, hikâyeleştirme’ üzerinden ele almak; çevre eğitimini klasik kalıplardan çıkarıp dijital hikâye ve mikro keşif odaklı hale getirmek. Her çocuğun kendi yolculuğunu bireysel olarak yürütebilmesini ve çocukların görevleri sonucunda kendi yaratıcılıklarını kullanarak bir ürün ortaya çıkarmalarını bekliyoruz. Programa toplam 130 başvuru aldık. Değerlendirmelerimiz sonucu, 12 farklı şehirden 12 ilkokul ve 11 ortaokul öğrencisi olmak üzere toplam 23 Doğa Elçisi seçtik. Bu süreçte mentor olmak için proje gönüllülerimiz arasından toplam 55 başvuru aldık ve elemeler sonucu toplam mentor sayımız 23 oldu. Program sonunda her çocuğun ortaya koyduğu üretim, Doğa Elçileri Dijital Sergisi kapsamında yer alacak.
