ORGE Yenilenebilir Enerji Başkanı Mehmet Tahir Özsoy, “Araç şarj teknolojileri alanında, ‘yerli gücü, global standartlarla’ alanında ‘yerli gücü, global standartlarla’ birleştirerek dünyada söz sahibi bir marka olma arzumuz çerçevesinde orta-uzun vadede Türkiye’nin en büyük şarj cihazı üreticilerinden biri olmak ve üretimimizin hatırı sayılır kısmını yurt dışına ihraç etme hedefimiz bulunuyor” diyor.
Elektrik altyapısı artık yalnızca binaları, tesisleri ya da hatları besleyen teknik bir sistem değil; enerji güvenliğinden sanayi rekabetçiliğine, iklim hedeflerinden yeni nesil ulaşım çözümlerine kadar uzanan çok daha büyük bir dönüşümün omurgası haline geliyor. Bu dönüşümde öne çıkan şirketler ise artık sadece “iş yapan” değil, enerjinin üretiminden yönetimine, verimliliğinden mobilitesine kadar yeni değer zincirleri kuran oyuncular oluyor.
ORGE’nin yenilenebilir enerji ve elektrikli araç şarj teknolojileri alanındaki hamlesi de tam bu kırılma noktasına işaret ediyor: Elektrik taahhüdündeki köklü deneyimi, yerli üretim, teknoloji ve sürdürülebilirlik vizyonuyla buluşturarak yeni dönemin enerji ekosisteminde daha güçlü bir rol alma arayışı. ORGE Yenilenebilir Enerji Başkanı Mehmet Tahir Özsoy ile konuştuk:
Bütünleşik bir ekosistem yaratmayı hedefliyoruz
“ORGE olarak yenilenebilir enerji ve EV şarj teknolojileri gibi alanlara yönelmemizin temelinde, geleneksel elektrik taahhüt işlerindeki 28 yıla varan tecrübemizi, teknoloji ve sürdürülebilirlikle birleştirerek ‘Yeşil Taahhüt Şirketi” (Green Contractor) ve 2Tekno- Taahhüt Şirketi2 haline gelme vizyonumuz yatıyor. Böylece, bir projenin elektrik taahhüdünden yenilenebilir enerjiyle elektrik üretimine, üretilen bu elektriğin araç şarj cihazlarına aktarılmasına kadar olan tüm aşamalarda hizmet verebileceğimiz bütünleşik bir ekosistem yaratmayı hedefliyoruz.”
Amacımız, küresel tedarik zincirinde yer almak
“Elektrikli araç şarj altyapısı alanında yerli üretim eksikliğini ve ithal sistemlerin yüksek maliyetlerini bizim açımızdan bir fırsat olarak görüyoruz. Yazılımımız ve donanımımız ile tamamen yerli olan bu cihazlar ile OCPP 2.0.1 uyumu sayesinde uluslararası tüm markalarla entegre çalışarak küresel tedarik zincirinde yer almayı amaçlıyoruz. Ayrıca, yazılım tarafında geliştirdiğimiz çözümler ile yeni nesil 22kW AC modelimiz olan Round serisi, enerji tarifesine göre otomatik zamanlama yaparak yüzde 30’a varan enerji tasarrufu sağlıyor. İlave olarak, şarj cihazlarının, çift yönlü enerji akışı (V2G) teknolojisiyle araç bataryasında depolanan enerjinin şebekeye tekrar verilerek yük dengesini sağlayan bir yapıya dönüşmesini hedefliyoruz. Yerli Ar-Ge ve yerli üretim, akıllı şebeke entegrasyonu ve barındırdığı kullanıcı dostu çözümler ile öne çıkan ürünümüz rekabetçi fiyatlama, hızlı servis ve yedek parça temin kabiliyeti ve sahip olduğu uluslararası standartlar sayesinde bizlere bu pazarda rekabet avantajı sağlayacak.”
Yüksek yerlilik oranı
“Ürettiğimiz elektrikli araç şarj üniteleri tamamen kendi tasarımımız ve yüksek yerlilik oranına sahip. Elektronik kartlardan, yazılımına kadar tamamen yerli olanaklardan faydalanıyoruz. Bu ürünümüzü pazarda iyi bir konuma getirmek ilk hedefimiz. Akabinde, ürün gamımızı yeni ürünlerle genişletmeyi arzuluyoruz. E-Mobilite ürünlerimizin gelişmiş pazarlarda yer alabilmesi için gerekli altyapıya yatırım yaptık. Bu alanda Avrupa’da rekabete girebilecek bir ürüne sahibiz. Önümüzdeki yıllarda Avrupa’da ilk 10 hedefimiz çerçevesinde pek çok ülkede ürün satışına yönelik girişimlerimiz olacak.”
Yenilenebilir enerji stratejik bir güvenlik meselesi
“Yenilenebilir enerji artık devletlerin dış politika önceliklerini şekillendiren stratejik bir güvenlik meselesi ve zorunluluk haline geldi. Fosil yakıtlara olan bağımlılık ülkeleri ekonomik dalgalanmalara ve jeopolitik baskılara açık hale getirirken, yenilenebilir enerjiye geçiş üretimde merkeziyetçiliği azaltarak özellikle enerji ithalatçısı ülkeler için stratejik özerklik sağlıyor. Bölgesel savaşlar ve Hürmüz Boğazı gibi kritik güzergahlardaki krizler, kaynak çeşitlendirmesini ve yerli teknoloji üretimini hayati kılıyor. Türkiye için de güneş ve rüzgar potansiyelinin kullanılması, enerji arz güvenliğini güçlendirme ve dışa bağımlılığı azaltma noktasında stratejik bir gereklilik olarak değerlendirilebilir.”
