Narko ekonomi bize şu gerçeği hatırlatır: Para, ideolojiden ve yasadan daha hızlıdır. Devlet bir suç örgütü liderini öldürebilir; ama yönettiği milyarlarca dolarlık finansal akışı ortadan kaldırmak için sadece silah yetmez.
Meksika'da bir kartel liderinin öldürülmesi, ilk bakışta bir güvenlik başarısı gibi görünüyor. Devlet, yıllardır aranan bir ismi etkisiz hale getirir; kamuoyunda “adalet yerini buldu” duygusu oluşur. Ancak mesele yalnızca bir suç örgütü liderinin devre dışı bırakılması değil. Asıl mesele, bu liderin temsil ettiği narko ekonominin büyüklüğü, derinliği ve yarattığı çok katmanlı etki alanı. Çünkü ortada sadece silahlı bir yapı değil; milyarlarca dolarlık bir ekonomik ekosistem var.
Narko Ekonominin yakın tarihçesi
Latin Amerika’daki uyuşturucu ekonomisi, 1980’lerde Kolombiya merkezli kokain kartelleriyle küresel ölçekte görünür hale geldi. Medellin ve Cali kartelleri yalnızca suç örgütü değil, birer ekonomik aktördü. ABD pazarına yönelen kokain akışı, Karayip hattını ve Orta Amerika’yı dönüştürdü. 1990’ların ortasında Kolombiya’daki baskılar artınca üretim ve dağıtım zinciri parçalandı; merkez Meksika’ya kaydı. Böylece Meksika, sadece transit ülke değil, küresel tedarik zincirinin kilit aktörü oldu.
2000’li yıllarda Meksika kartelleri, klasik kokain ticaretinin ötesine geçerek sentetik uyuşturucu üretiminde de söz sahibi oldu. Metamfetamin ve daha sonra fentanil gibi yüksek katma değerli ürünler, düşük maliyetle yüksek gelir sağladı. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi (UNODC) raporlarında, sentetik uyuşturucuların son 10 yılda küresel pazar payının dramatik biçimde arttığı vurgulanmakta. Bu dönüşüm, kartellerin kâr marjını daha da yükseltti elbette.
Bazı akademik çalışmalarda Meksika merkezli büyük kartellerin yıllık gelir hacminin 10 milyarlarca dolar seviyesine ulaştığı paylaşılıyor. Yani bu konu üzerine çalışma yapan akademisyenler var. Bu arada, ABD’de yayımlanan Congressional Research Service raporları ve DEA değerlendirmeleri, Meksika merkezli kartellerin ABD uyuşturucu pazarındaki payının yüzde 70-90 aralığında olduğunu belirtiyor. Dolayısıyla mesele artık “suç geliri” değil; paralel bir ekonomik sistem oluşturma çabası.
Paranın büyüklüğü ve ekonomik mekanizma
Narko ekonomi üç aşamadan oluşuyor: Üretim, dağıtım ve aklama. Üretim çoğu zaman Latin Amerika kırsalında başlıyor; dağıtım ise küresel lojistik ağlarla yapılıyor; aklama ise modern finans sisteminin gölgelerinde gerçekleşiyor.
Kara para aklama, bu sistemin en sofistike ayağı. Offshore finans merkezleri, gayrimenkul yatırımları, restoran zincirleri, inşaat şirketleri ve hatta bazı finansal araçlar bu paranın dolaşıma sokulmasında kullanılıyor. Financial Action Task Force (FATF) raporlarında, kara para aklamanın küresel finansal sistem içindeki hacminin trilyon dolar ölçeğinde olduğu tahmin ediliyor; bunun önemli bir kısmı uyuşturucu gelirlerinden beslenmekte.
Ekonomi literatüründe “illegal economy multiplier effect” diye bir kavram vardır. Yani yasa dışı parayla harcama ve yatırım yapılır, tüm bunlar efektif talebi uyarır. Bu durum kısa vadeli bir canlılık üretebilir. Bazı Meksika kasabalarında kartel liderlerinin düğünleri, yardım faaliyetleri, yerel yatırımları sayesinde suç örgütlerinin halk nezdinde bir tür “sosyal meşruiyet” kazanabildiği de söylenebilir. Devletin olmadığı yerde paranın meşruiyet üretmesi mümkündür.
Siyaset ve kamu otoritesi üzerindeki etki
Narko ekonomi siyaseti üç şekilde besler: Finansman, tehdit ve sızma. Birincisi, seçim finansmanı. Çeşitli Latin Amerika ülkelerinde savcılık dosyalarına yansıyan örneklerde, yerel seçim kampanyalarının kartel kaynaklı finansmanla desteklendiği görülmüştü.
İkincisi, doğrudan tehdit mekanizmasıdır. Belediye başkanlarının, polis şeflerinin, yerel yöneticilerin ya kartel iş birliğine zorlanması ya da görevden uzaklaştırılmasına buna örnektir.
Üçüncüsü ise sistem içine sızma: güvenlik bürokrasisi, gümrük idareleri ve yerel kolluk kuvvetleri içinde oluşturulan bağlantılar suç örgütlerinin elini kolunu sallayarak dolaşmasını sağlar.
Bağımsız yayın organlarında zaman zaman dile getirildiği üzere, kartellerin ekonomik gücü bazı bölgelerde devlet otoritesine paralel bir güç yaratmakta. Bu yapı, sadece yasa dışı faaliyet yürütmez; aynı zamanda düzen kurar, vergi toplar, hatta sosyal yardım dağıtır. Bu, devletin meşruiyet alanına doğrudan bir meydan okumadır aslında.
Sektörel beslenme alanları
Uyuşturucu geliri yalnızca yeraltında dolaşmaz; üstyapıyı da etkiler. Özellikle:
- Gayrimenkul sektörü: Lüks konut projeleri, nakit yoğun işlemler için uygun alan yaratır.
- Turizm ve eğlence sektörü: Nakit akışının yoğun olduğu restoran, gece kulübü ve otel yatırımları suş gelirlerini aklamada elverişli alanlardır.
- İnşaat ve altyapı: Büyük projelerde taşeron zinciri üzerinden finansman kaynağını gizlemek kolaylaşır.
- Tarım ve lojistik: Üretim zincirine entegrasyon sağlamak için suç örgütleri tarafından kullanılır.
Birçok kriminal analizde, kara para aklamanın en yaygın araçlarından birinin gayrimenkul olduğu vurgulanmakta. Sırf bu sebeple ABD’de bazı eyaletlerde lüks konut alımlarında nakit işlemlerin denetlenmesine yönelik özel düzenlemeler getirilmesi tartışılmakta.
El Mencho örneği ne anlatıyor?
Bir kartel liderinin öldürülmesi, bu devasa yapının bir halkasını koparmaktır. Ancak ağın tamamı ortadan kalkmaz. Narko ekonomi kişilere bağlı değil; talebe bağlıdır. ABD ve Avrupa'daki yüksek talep sürdükçe arz zinciri yeniden kurulur, buna şüphe yok.
Kriminoloji literatüründe “kingpin strategy” olarak bilinen lider odaklı operasyon stratejisi, bazı dönemlerde kısa vadeli başarı sağlasa da uzun vadede şiddetin artmasına yol açar. Lider devre dışı kaldığında örgüt içi rekabet kızışır; daha küçük ama daha agresif gruplar ortaya çıkar. Meksika'da son yaşananlar bu tezi desteklemektedir.
Dolayısıyla mesele yalnızca güvenlik değil; ekonomik ve toplumsal bir sorundur. Yoksulluk, işsizlik, gelir dağılımı bozukluğu ve devlet kapasitesindeki zayıflıklar, Narko Ekonominin beslendiği zemini oluşturur.
Sonuç: Para nereye giderse güç oraya gider
Narko ekonomi bize şu gerçeği hatırlatır: Para, ideolojiden ve yasadan daha hızlıdır. Devlet bir suç örgütü liderini öldürebilir; ama yönettiği milyarlarca dolarlık finansal akışı ortadan kaldırmak için sadece silah yetmez.
Talep azaltıcı politikalar, finansal şeffaflık, kara para aklamaya karşı küresel koordinasyon ve yerel kalkınma stratejileri olmadan, bu savaş sadece isim değiştirir.
El Mencho’nun ölümü bir dönüm noktası olabilir. Ama Narko ekonominin büyüklüğü bize şunu söylüyor: Asıl savaş, dağdaki silahlı militanlarla değil; paranın izini süremeyen finans sistemiyle ve talebi besleyen küresel tüketim alışkanlıklarıyla olan savaştır.
Uyuşturucu ekonomisi, modern dünyanın en karanlık yüzlerinden biridir. Bu sadece Meksika'nın değil, hepimizin sorunudur.
