sanko holding yönetim kurulu başkanı adil sani konukoğlu: bu topraklardan kazandığımızı yine bu topraklara sunma sorumluluğuyla hareket ediyoruz
SANKO Holding, temelleri 1904 yılına uzanan, bu yönüyle yalnız doğup büyüdüğü Gaziantep’in değil, Türkiye’nin en köklü holdingleri arasında ilk sıralarda yer alan yapısıyla değer ortaya koymaya devam ediyor. 120 yılı aşkın süredir başta tekstil olmak üzere çok sayıda sektörde ülke ekonomisine büyük yararlılıklar gösteren SANKO Holding, sosyal sorumluluk projeleriyle de öne çıkıyor. Arkeolojik kazıların, bu alanda yürüttükleri çalışmalar arasında öncelikli yeri var. SANKO Holding yönetimi, ilk olarak çok hızlı ve başarılı bir süreç yönetimi ile Zeugma’nın tarihi mirası çok sayıda eserin insanlığa kazandırılmasında önemli roller üstlendi. Yanı sıra destekleriyle 2015’den bu yana, 100 yıllık kazı geçmişine sahip Karkamış antik kentinin zenginliklerinin gün yüzüne çıkarılmasına katkı sunuyor. SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, yönetim kurulu onayıyla arkeolojik kazılara sundukları kapsamlı desteklere ilişkin, “Bu aşk Zeugma ile başladı. Haftada iki kez kazı alanına gidip bizzat çalışmalara katıldım” diyor.
“Arkeolojik kazılarda, akademik ekipler, Bakanlık, yerel yönetimler ve saha uzmanlarıyla yakın iş birliği içindeyiz. Bu tür projeler büyük bir sorumluluk gerektiriyor ve her adımı bilimsel, titiz ve toplumsal faydaya odaklı şekilde yürütüyoruz”.
Türkiye, yıllık 800 arkeolojik kazı çalışması ile dünyada ilk sırada yer alıyor. Sualtı arkeolojisinde de dünyada lider konuma geldi. 2025, bu alanda özel bir yıl olarak geride kaldı. Geçen yıl Cumhurbaşkanı kararlı 4 kazı, müze başkanlığında yürütülen 3 kazı ve 3 ayrı sualtı araştırmasıyla bu alandaki çalışmalar sistematik ve sürekli hâle getirildi.
EKONOMİ gazetesine özel açıklama yapan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Geldiğimiz nokta, bu alandaki istikrarlı yükselişin net bir kanıtıdır. Bütçe rakamlarında artık milyar liralardan söz ederken yürüttüğümüz faaliyet sayısı 780’e yükselmiştir. 2025 yılında 15 binin üzerinde arkeolojik buluntu, bilim dünyasına kazandırıldı” diyor.
Türkiye’nin arkeoloji kazıları içinde en özel projelerden bir tanesi Gaziantep’te sürüyor. Hem de 100 yılı aşkın süredir. 1911 yılında başlayan Karkamış antik kenti kazıları, 1914’e kadar sürdürüldü. 1911–1914 yılları arasında bölgede yürütülen eski İngiliz kazılarında bulunan parçalar bu alanı özel kılan ilk bulgular oldu. Sonra uzun süre çeşitli nedenlerden ötürü sürdürülemeyen kazılar, tam 100 yıl sonra, 2011’de tekrar başladı. Bu noktada ifade etmek gerekir ki 1900’lü yıllarda bulunan eserler, yüzyıl sonra gerçekleştirilen kazılardan elde edilen parçalarla tamamlandı.
2015’te devreye özel sektör desteği girdi
Yani ilk bulunan eserlerin eksik bölümleri, 2011 yılından itibaren gerçekleştirilen Türk-İtalyan ortak kazıları sırasında gün yüzüne çıkarıldı ve birleştirildi. 2015’te devreye özel sektör desteği de girdi. SANKO Holding, 2015’ten itibaren memleketi Gaziantep’in ve Türkiye’nin olduğu kadar dünyanın da sayılı kazılarından bir tanesine büyük katkılar sundu. Yaklaşık 100 yıl sonra, söz konusu parçalar SANKO Holding’in de içinde bulunduğu kurum ve kuruluşların destekleriyle Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde bir araya getirilerek konservasyon ve restorasyon çalışmaları gerçekleştirildi. Yakın geçmişte ise Zeugma antik kentindeki eşsiz mozaiklerin su altında kalmaması için başlatılan kurtarma kazılarına sponsor olarak katkı sağladı.
2015'den bu yana, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın himayelerinde; Gaziantep Valiliği, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Üniversitesi, Gaziantep Üniversitesi ve Bologna Üniversitesi işbirliğinde; bir arkeolojik hazine olan Karkamış antik kentinde Türk-İtalyan Komitesi tarafından gerçekleştirilen arkeolojik kazı çalışmalarına SANKO Holding, koruma ve restorasyon çerçevesinde destek veriyor. Türk-İtalyan Komitesi kazı başkanlığını Bologna Üniversitesi’nden Prof. Dr. Nicolo Marchetti'nin yürüttüğü, İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Hasan Peker'in Karkamış höyük koordinatörlüğünü üstlendiği antik kenti ile Gaziantep’in turizm değerlerine yeni bir halka daha ekleniyor.
Antik kent alanı içinde yer alan arkeoparkın yıllar boyu donanımını sağlayan SANKO Holding, antik yapıların koruma süreçlerine entegre edilen teknolojileri kullanıyor. Peyzajı değiştiren müdahaleler yapmak yerine arkeolojik ve çevresel mirasın orijinal hâliyle muhafaza edilmesi anlayışına bağlı kalan SANKO Holding, restorasyon çalışmalarında düşük profilli, az görünür, yerin ruhuna saygılı çözümler sağlıyor. Bu kapsamda, araziye hiçbir temelin gömülememesi nedeniyle en önemli keşiflerin kümelendiği Aşağı Şehir Saray Alanı’nı örtmek noktasındaki mühendislik zorluğu özel bir projeyle giderildi. Mevcut tarihi eserlerin yerleri ve dokusuna dokunulmadan, hassas bir çalışmayla antik kentin koruma altına alındığı özel çatı örtüsü, SANKO Holding şirketlerinden Poligon İnşaat tarafından tamamlandı.
Devlet kurum ve kuruluşlarının yanı sıra akademik camia, yerel yönetimler, özel sektör ve sivil toplum örgütlerinin ortak aklı ile yürütülen; insanlık tarihine mal olan arkeolojik kazılara ilişkin, SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu şu değerlendirmeleri yaptı:
"Sosyal sorumluluk yaklaşımlarımız, kurucumuz merhum Sani Konukoğlu’nun “Paylaşmak mutluluktur” ilkesine dayanıyor. Bizler, bu topraklardan kazandığımızı yine bu topraklara ve insanımıza sunma sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Ekonomik değer üretmenin ötesinde; eğitim, sağlık, kültür, sanat ve spor alanlarında özellikle gençlere dokunan sürdürülebilir projeleri önceliklendiriyoruz. Kültürel miras, toplumların ortak hafızasıdır. “Geçmişine sahip çıkmayanın geleceği olmaz” anlayışı, SANKO’nun temel ilkelerinden biridir.
Doğduğumuz şehir Gaziantep, bizim için hem tarihî hem de duygusal anlamda özel bir yere sahip. Bu projeler, yaşadığımız toprakların tarihine ve kültürel mirasına sahip çıkma sorumluluğumuzun bir yansımasıdır. Zeugma’daki mozaiklerin su altında kalma tehlikesi bizim için kritik bir kırılma noktasıdır. Bu deneyim, 2015’ten bu yana Karkamış antik kentine sürdürülebilir destek vermemizi sağlayan önemli bir bilinç oluşturdu.
Aslında bu aşk (arkeoloji) Zeugma ile başladı. 1998 yılında Zeugma’nın sular altında kalma olayı ortaya çıkınca, oradaki kazıların çok hızlı bir şekilde yapılması gerekiyordu. Ama maalesef imkân ve zaman çok kısıtlıydı. Sayın Muammer Güler Bey, o zaman Gaziantep Valisi’ydi; “Bu işi ele alalım” dedi.
Yönetim kurulunda karar aldık. Bir bütçe ayırdık ve o bütçeyle beraber çalışmalara başladık. Tabii bu çalışmalar yapılırken, benim de eski tarihe merakım olduğundan “Gideyim ben de göreyim” dedim. Gittim, baktım çalışmaları görünce “Tamam, ben haftada iki gün öğleden sonra buraya gelmem lazım” dedim. Çarşamba ve cuma günleri öğleden sonra çalışmaların yapıldığı alana gidiyorduk.
Kazıda da elimizden geldiği kadar “onu buraya çek, bunu buraya çek” diyerek çalışmalara yardım ediyorduk. Üç aylık bir dönem geçirdik orada. Mars’ın Roma dönemine ait, 1,5 metrelik, 2 bin yaşındaki bronz heykelinin bulunduğu dönemdi. Gaziantep Zeugma Mozaik Müzesi’nde sergilenen birçok eser o çalışmalar sırasında günyüzüne çıkarıldı.
Karkamış konusu da şöyle gelişti. Nicolò Marchetti Bey, bir arkadaşımın vasıtasıyla bana ulaştı. Konuştuk, sohbet ettik. Karkamış, Birinci Dünya Savaşı öncesinde kazılan bir yerdi. Orada artık bir şey kalmadığını düşünüyorduk. Ama kendisi çalışmalara başladı ve çok sayıda obje çıkardı. O zaman biz de kendisiyle konuştuk. Holding yönetiminin ve tabii ki ağabeylerimin onayıyla Karkamış kazılarına destek vermeye başladık.
2015’ten bu yana elimizden geldiği kadar Karkamış’taki ihtiyaçları karşılıyoruz. Bu kazılar devam ettiği müddetçe biz de SANKO olarak destek olmaya devam edeceğiz.
Gaziantep, tarihçilerin söylediğine göre hâlen üzerinde yaşam süren en eski şehirlerden biri. Bizden daha eski şehirler var elbette ama üzerlerinde yaşam yok. Bizde ise medeniyetler üst üste gelmiş, kendi yaşamlarını kurmuşlar. Anteplilerin Kurtuluş Savaşı’nda başarılı çıkmasının en büyük sebeplerinden biri de yerin altındaki geçitlerdir. Dedem rahmetlinin kuyusu 7–8 metre derindeydi. Aşağı inersiniz, elinize bir ışık alırsınız; bir komşudan ötekine, oradan bir başkasına geçersiniz…
ortostat eserler ilk kez sergileniyor
Karkamış antik kentinden günümüze ulaşan toplam 57 eser ilk kez izleyiciyle buluşuyor. Hitit kültürünün egemen olduğu MÖ 1300 – 700 yılları arasına tarihlenen 57 eser, dönemin sanatsal üretimini, inanç dünyasını ve siyasal yapısını gözler önüne seriyor. Sergide; mühürler, kabartmalar, yazıtlar ve mimari unsurlar aracılığıyla Karkamış’ın Hitit dünyasındaki merkezi rolü ele alınıyor. Hitit döneminin sanatsal üretimini ve siyasal örgütlenmesini yansıtan sergide özellikle savaş sahneleri ve kral tasvirleriyle bezeli ortostatlar, dönemin tarihine ışık tutan önemli görsel ve yazılı veriler sunuluyor. Sergi kapsamında, SANKO Holding’in desteğiyle konservasyon çalışmaları tamamlanan toplam 9 ortostat da ilk kez ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. SANKO Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu sergi açılışındaki konuşmasında, SANKO’nun 120 yılı aşkın köklü geçmişiyle sanayinin yanında kültürel mirasın korunmasında da öncü bir rol üstlendiğini vurguladı. Konukoğlu, yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Anadolumuz; tarih boyunca medeniyetlerin doğduğu, kültürlerin harmanlandığı ve insanlık tarihinin en çarpıcı bölümlerinin yazıldığı eşsiz bir coğrafya. Altı bin yılı aşan geçmişiyle, bu kadim toprakların hafızasında derin ve kalıcı izler bırakan Karkamış antik kentinin görkemli mirasını, başkentimiz Ankara’da bu sergi aracılığıyla sizlerle buluşturmanın büyük mutluluğunu yaşıyoruz. SANKO Holding olarak, bu coğrafyada köklenen 120 yıllık kurumsal geçmişimiz boyunca, sanayi ve üretim faaliyetlerimizi topluma katkı sağlama sorumluluğuyla yürüttük. Bizim için kültürel mirasın korunması, ekonomik kalkınma kadar sürdürülebilir bir geleceğin vazgeçilmez temel taşıdır."
“dünyadaki benzer çalışmalar için örnek teşkil edebilecek nitelikte bir seyyar çatı kurduk”
Karkamış Arkeoparkı’nda inşa ettiğiniz koruyucu çatı hakkında bilgi rica edebilir miyiz? Kaç metrekare alan üzerine kurulu ve ne amaçlandı?
Karkamış Arkeoparkı’nda hayata geçirdiğimiz koruyucu çatı projesini, SANKO’nun kültürel mirasa yaklaşımını mühendislik yetkinliğiyle birleştirdiği örnek bir çalışma olarak ele alıyoruz. Temel hedefimiz, arkeolojik alanı fiziksel olarak korurken, bu mirasın gelecek kuşaklara bilimsel ve kamusal bir değer olarak aktarılmasını sağlamaktı.
Proje, SANKO Holding iştiraki Poligon İnşaat tarafından, arkeolojik dokunun son derece hassas yapısı gözetilerek hayata geçirildi. Aşağı Şehir Saray Alanı’nda yer alan ve en önemli buluntuları barındıran yaklaşık 2 bin metrekarelik alanı kapsayan çatı sistemi, stratigrafiye hiçbir şekilde müdahale edilmeden, araziye tek bir kazık dahi çakılmadan inşa edildi. Çelik konstrüksiyonun tamamı antik alan dışında üretilerek parçalar halinde sahaya taşındı ve yerinde monte edildi.
Tasarım sürecinde, çevresel uyum ve görsel bütünlük de temel önceliklerimiz arasında yer aldı. Fırat Vadisi ve demiryolu köprüsü manzarası korunarak antik kentin siluetine saygılı bir yapı dili benimsendi. Aynı zamanda çatı, ziyaretçilerin kalıntıları güvenli ve yakın bir mesafeden deneyimleyebileceği, ilerleyen dönemde mikro kazıların bile izlenebileceği açık bir laboratuvar kurgusuna da imkân tanıyor.
Poligon İnşaat’ın teknik kabiliyeti ile hayata geçen bu proje, dünyadaki benzer çalışmalar için örnek teşkil edebilecek nitelikte. Kültürel mirası yaşayan bir değer olarak geleceğe taşıyan bu modelin, Karkamış’ın uluslararası görünürlüğüne de kalıcı katkı sağlayacağına inanıyoruz.
“zeugma ve karkamış’a katkı sunmak, toplumsal ve kültürel sürdürülebilirliğe yatırım niteliği taşıyor”
120 yıllık bir şirket olarak, 100 yıllık bir arkeolojik kazıya destek sunmak nasıl bir duygu ve motivasyon yaratıyor? Zeugma ile başlayan bu yolculuk hakkında konuşabilir miyiz?
ANADOLU insanlık tarihinin en köklü medeniyetlerine ev sahipliği yapmış, eşsiz bir coğrafyadır. Bu toprakların kültürel ve tarihi mirasına sahip çıkmak, hepimizin ortak sorumluluğudur. “Geçmişine sahip çıkmayanın geleceği olmaz” anlayışıyla, tarihimizi korumayı ve onu gelecek kuşaklara aktarmayı temel bir görev olarak görüyoruz.
Bu bölgede 120 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren bir sanayi grubu olarak, içinde bulunduğumuz topluma karşı her zaman sorumluluk bilinciyle hareket ediyoruz. Bu sorumluluğun en önemli unsunlarından biri de ortak mirasımız olan kültürel değerlerin korunmasıdır.
Kazı çalışmalarına yönelik yolculuğumuz, Zeugma antik kenti ile başladı. Anadolu'nun çok katmanlı tarihini görünür kılan bu eşsiz mirasta, baraj suları altında kalma riski taşıyan mozaiklerin kurtarılmasına destek vererek, antik kentin geleceğe taşınmasına katkı sağladık. Zeugma, kültürel miras alanındaki kurumsal vizyonumuzun somutlaştığı önemli bir dönüm noktası oldu.
Bu süreci kişisel bir sorumluluk olarak da deneyimleme imkânı buldum. Bu süreçte kültürel mirasın korunmasının ne denli büyük bir emek ve hassasiyet gerektirdiğini yakından gördüm. Destek verdiğimiz Karkamış Höyük Türk-İtalyan kazıları, kültürel mirasa bakışımızdaki sürekliliğin somut bir göstergesidir.
Bu çalışmalara destek vermek, bizim için kültürel mirasımızın korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik uzun vadeli bir sorumluluğu ifade ediyor. Gaziantep'in kültürel turizmi potansiyelini güçlendiren, şehrin yalnızca gastronomiyle değil, kültürel mirasıyla da anılan bir destinasyon haline gelmesine katkı sağlıyor.
istanbul’daki yeni merkez sürdürülebilir bina olacak
İstanbul Esentepe'de planladığımız yeni SANKO Holding merkez binası, grubumuzun çalışma anlayışını, sürdürülebilirlik yaklaşımını ve şehirle kurduğu ilişkiyi uzun vadeli bir perspektifle ele alan bir dönüşüm adımı olarak kurgulandı. Bu yapı, değişen çalışma modellerine uyum sağlayan, kurum kültürünü geleceğe taşıyan ve kentle daha güçlü bir bağ kurmayı hedefleyen bir merkez olacak. Proje, uluslararası ölçekte düzenlenen bir mimari yarışma sonucunda belirlendi. Sürecin temel öncelikleri; insan odaklılık, çevresel sorumluluk ve mekânsal esneklik olarak tanımlandı. Bu kapsamda yapı, LEED sertifikası alma hedefiyle planlandı ve çevresel etkilerini tasarım aşamasından itibaren gözeten bir anlayışla hayata geçiriliyor. Binanın dış cephesinde yer alan yeşil alanlar, güneş radyasyonunu dengeleyerek iç mekânların daha serin kalmasına katkı sağlıyor ve böylece klima ihtiyacını azaltıyor. Hizmet ve otopark alanlarında ise yağmur suyu hasadı yapan yenilikçi bir sistem bulunuyor; toplanan su, katlardaki yeşil alanların sulanması ve diğer içme suyu dışı kullanımlar için yeniden değerlendiriliyor. Ayrıca gri suyun tuvalet rezervuarlarında ve sulamada yeniden kullanılmasıyla hem su tüketimi azaltılıyor hem de çevresel etki minimuma indiriliyor. Yapının merkezindeki boşluk sayesinde sosyal alanımız doğal ışıkla aydınlanırken, çatıdaki güneş panelleri ile enerji ihtiyacının önemli bir bölümünün yenilenebilir kaynaklardan karşılanması hedefleniyor.
bir hobi, bir koleksiyon
BİR ânın kaybolup gitmek yerine iz bırakması, geriye dönüp bakıldığında bir hikâye anlatabilmesi, duygusal olarak beni besliyor. Zaman buldukça doğa fotoğrafları, manzara fotoğrafları çekmeyi oldukça seviyorum.
O dönemde çektiğim fotoğraflarla bir sergi açtık. Sanatın paylaşıldıkça anlam kazanan bir değer olduğu düşüncesinden hareketle, ilerleyen süreçte bölgede bir ilk olan özel sanat galerisi SANKO Sanat Galerisi fikri ortaya çıktı. Anadolu’da, kâr amacı gütmeden, yalnızca sanatçıya destek olma anlayışıyla faaliyet gösteren tek sanat galerisi olma özelliğini taşıyan galerimizde ulusal ve uluslararası pek çok seçkin sanatçıyı sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyoruz. Galeride 2004 yılından bu yana 717’den fazla sanatçının 352
sergisi açıldı.
Sergi açan sanatçılarımızdan herhangi bir ücret almıyoruz, sanatçının seçtiği iki eserden birini ben kişisel koleksiyonum için alıyorum, diğerini de galeri koleksiyonuna katıyoruz.
“türk-islam uygarlıklarına ait tesbih koleksiyonum var”
Medenİyetlerİn gücü, geride bıraktıkları izlerin ne ölçüde korunabildiğiyle de yakından ilgilidir. Bu yaklaşımla koleksiyonculuğu, tarihsel bir bilinç ve kültürel bir emanet olarak değerlendiriyorum.
Anadolu’da hâkim olmuş Türk-İslam uygarlıklarına ait eserlerden oluşan bir koleksiyonum bulunuyor. Ağırlıklı olarak Osmanlı İmparatorluğu dönemine ait bu koleksiyonda; hat yazıları, padişah ferman ve beratları, Kütahya, İznik ve Çanakkale seramikleri ile Gaziantep el sanatlarına ait bakırcılık, kuyumculuk ve deri sandıklar gibi yaklaşık 1.000 eser yer alıyor.
Bu birikimi daha geniş kitlelerle buluşturmak amacıyla, yakın dönemde söz konusu eserlerin bir müzede sergilenmesine yönelik çalışmalar yürütüyoruz.
