Av. Prof. Dr. iur. MEHMET KÖKSAL
Yönetici özeti
AB’de bugün tüm sektörler için yeknesak ve zorunlu bir “Made in Europe” rejimi bulunmamaktadır. Mevcut hukuk zemini esasen AB menşe kurallarıdır. Bununla birlikte Komisyon, 2025–2026 döneminde stratejik sektörlerde “Made in EU” ürünleri destekleyen sanayi ve kamu alımı araçlarıgeliştirmektedir. Bu eğilim, Türk şirketleri için yalnızca bir pazarlama fırsatı değil; aynı zamanda menşe ispatı, veri şeffaflığı ve sürdürülebilir üretim kapasitesi bakımından yeni bir uyum eşiği anlamına gelmektedir.
Yönetim kurulu için temel tespitler
- Konu bir etiket meselesinden ibaret değildir.
“Made in Europe” tartışması fiilen şu alanları etkiler:
- gümrük ve menşe,
- kamu alımlarına erişim,
- müşteri tedarik zinciri talepleri,
- sürdürülebilirlik verisi,
- ticari beyanların doğruluğu.
- Türk şirketleri için en büyük risk yanlış veya savunulamaz menşe iddiasıdır.
Türkiye’de yapılan her üretim otomatik olarak “Avrupa üretimi” olarak sunulamaz. Belirleyici olan, ürünün AB menşe yaklaşımı içinde gerçekten yeterli dönüşüm geçirip geçirmediğidir.
- En büyük fırsat ise PEM ve bölgesel tedarik zinciri entegrasyonudur.
1 Ocak 2025 itibarıyla yürürlüğe giren revize PEM kuralları ve geçiş hükümleri, doğru yapılandırılmış tedarik zincirleri için Türk üreticilere esneklik sağlayabilir.
- AB sanayi politikası yönü net biçimde değişmektedir.
Son Komisyon belgeleri, temiz ve dayanıklı Avrupa sanayi kapasitesini büyütmeye ve bazı stratejik ürünlerde “Made in EU” talebini artırmaya yöneliktir. Bu da menşe ile sürdürülebilirlik verisinin birleşeceği anlamına gelir.
Şirket açısından ortaya çıkacak başlıca yükümlülükler
- ürün bazında menşe analizi yapmak,
- tedarik zinciri ve girdi ülke verisini dijitalleştirmek,
- tedarikçi beyanlarını sözleşmesel hale getirmek,
- PEM avantajlarını ürün bazında test etmek,
- satış/pazarlama dilini hukuki kontrole bağlamak,
- sektörüne göre karbon, geri dönüştürülmüş içerik ve stratejik girdi verilerini hazırlamak.
Yönetim kurulu için 6 öncelikli karar
- Menşe ve tedarik zinciri uyum projesi başlatılması
İlk 90 günde kritik ürün grupları çıkarılmalı, ürün reçeteleri ve tedarik kaynakları haritalanmalıdır.
- “Made in Europe” söylemi için onay mekanizması kurulması
Hiçbir satış veya pazarlama materyali, hukuk/gümrük onayı olmadan menşe çağrışımı yapan ifade içermemelidir.
- Tedarikçi sözleşmelerinin revizyonu
Menşe, içerik ve belge doğrulama hükümleri standart hale getirilmelidir.
- PEM fırsat analizi yapılması
Hangi ürünlerde revize kuralların, hangi ürünlerde geçiş kurallarının avantaj sağladığı incelenmelidir.
- Kamu alımı ve AB müşteri erişimi stratejisinin belirlenmesi
Şirket AB tedarik zincirlerinde veya kamu alımlarında büyümeyi hedefliyorsa, belge ve ispat altyapısı önceliklendirilmelidir. Türkiye’nin kamu alımı alanındaki AB uyum eksikliği de dolaylı risk olarak takip edilmelidir.
- Sürdürülebilirlik verisinin menşe verisiyle entegre edilmesi
Karbon, enerji, geri dönüştürülmüş içerik ve kritik hammadde verileri artık sadece ESG raporlaması için değil, pazar erişimi için de önem kazanacaktır.
Sonuç cümlesi
Yönetim kurulu perspektifinden bakıldığında, “Made in Europe” konusu ticari iletişim başlığı değil, stratejik uyum ve pazar erişimi başlığıdır. Türk şirketleri bu alanda erken hazırlık yaparsa, AB tedarik zincirlerinde tercih edilen üretici konumunu güçlendirebilir; hazırlıksız kalırsa menşe ihtilafı, ihale dışı kalma ve müşteri kaybı riskiyle karşılaşabilir. Bu sonuç, mevcut AB menşe rejimi ile Komisyonun son sanayi stratejisi belgelerinin birlikte okunmasından çıkmaktadır.