Brüksel’de lobi savaşları çoktan başlamış durumda. Örneğin, Fransa’nın otomotiv yan sanayicileri derneği CLIFA, Made in Europe sadece 27 AB üye ülkesini kapsasın diye açıklama yaptı.
Made in Europe ile ilgili şubat ayında ilk taslak ortaya çıktığında “tamam bu iş oldu” dendi. Oysa tartışma henüz bitmiş değil, aksine, daha yeni başlıyor. Henüz Türkiye’nin konumuyla ilgili verilmiş bir karar yok. Taslak Türkiye’yi dışlamıyor gibi görünse de asıl mesele bu değil. Gelin anlatayım.
AB’nin açıkladığı taslakta Made in Europe’a dahil edilen AB üyesi olmayan tek ülke Türkiye değil. Aslında metin öyle bir yazılmış ki kimi ararsanız dahil edilmiş. Birinci grup, AB ile serbest ticaret anlaşması olan ülkeler; böyle 40’tan fazla ülke var. İkinci olarak, Dünya Ticaret Örgütü’nün Kamu İhaleleri Anlaşması’nı onaylayan ülkeler. AB ile serbest ticaret anlaşması olmadığı halde bu anlaşmaya dahil olan ekonomiler arasında ilk aklıma gelenler Amerika Birleşik Devletleri ve Hong Kong. Oysa AB ile Gümrük Birliği anlaşması imzalayan tek ciddi ülke biziz; diğerleri Andorra ve San Marino. Taslağı okuyunca pek de özel bir muamele görmemişiz gibi görünüyor.
İstisnalar kanunla değil, bürokratik kararlarla getirilecek
Gelelim zurnanın zırt dediği yere: Made in Europe’un kapsamı bu kadar genişlerse, tabiatın etki-tepki prensibi gereği, sonradan yapılacak müdahalelerde bu kapsamın daraltılacağını söylemek yanlış olmaz. Şimdi herkes kendi lobisini yapıp işine gelmeyen sektörleri veya ülkeleri Made in Europe dışına çıkarmak isteyecektir. Bu da teknik kriterlerle olacaktır. Mesela arabalarda kullanılan filanca cıvatalarda bir bakmışız, Türk ürünleri “Made in Europe” değil ama Hint ürünleri “Made in Europe” kapsamına alınmış! Gerekçe aramak isterseniz, bulmak çok kolay! Siber güvenlik riski var; şu ülkeye çok bağımlı hale geldik; bir diğer ülke bize karşı tedbir alıyor; mütekabiliyet esasına göre biz de tedbir alalım gibi birçok şey diyebilirsiniz. Bu istisnalar kanunla değil, bürokratik kararlarla getirilecek.
Bu aşamada üye ülkelerin izleyeceği siyaset de belirleyici olacak. Zira Avrupalı ülkelerin derdi de hangi içerik hesaplama düzenlemesiyle kendi sanayicilerinin daha çok kazanacağı ile ilgili. Özellikle elektrikli araçlarda yerli içeriğin nasıl hesaplanacağı müzakerelerin merkezinde yer alacak. Mesela kural şöyle mi konacak?: “Bir elektrikli aracın Made in Europe kapsamına alınması için batarya hariç parçalarının en az %70’inin AB veya ‘güvenilir ortak’ ülkelerde üretilmiş olması gerekir.” Kural şöyle de konabilir: “Aracın batarya dahil toplam değerinin %60’ı AB veya güvenilir ortak menşeli olacak, batarya hücrelerinin en az %40’ı AB üye ülkelerinde üretilecek.” İkinci hesapta batarya hücreleri Kore’den, paketleme ve montaj Türkiye’den, gövde ve motor Fransa’dan olsa bile, toplam değer hesabı yapıldığında, bu otomobil bir anda ‘Made in Europe’ dışında kalabilir.
Bu aşamada Brüksel’de lobi savaşları da çoktan başlamış durumda. Örneğin, Fransa’nın otomotiv yan sanayicileri derneği CLIFA, Made in Europe sadece 27 AB üye ülkesini kapsasın diye açıklama yaptı. CLIFA diyor ki, “Paketi sulandırmak ciddiyeti bozar, beklenen fayda ortaya çıkmaz.” Fransa’nın TÜSİAD’ı MEDEF ise “Made in Europe geniş tutulsun, bizim sanayicilerimiz sadece Avrupalı yan sanayiye mahkûm olursa rekabet avantajını iyice kaybederiz” diyor. Avrupa otomotiv sanayicilerinin derneği CLEPA ise ortada duruyor. Çünkü bu kurumun içinde hem üreticiler hem de yan sanayiciler var.
“Türkiye’den vazgeçerseniz maliyetiniz artar” dedirtmek gerek
Lobiciler tartışadursun, Renault elektrikli araç üretimini Fransa’nın kuzeyindeki Douai, Maubeuge ve Ruitz kasabalarında toplama kararı aldı. Batarya üretimi de aynı yerlere taşınıyor. Yakında başka parçaların da bu yörelerden tedarik edilmesi kararı alınırsa, biz Made in Europe ne olacak diye tartışırken atı alan Üsküdar’ı geçebilir.
Peki, ne yapmalıyız? 30 Ocak’ta bu köşede yazdığım gibi, Brüksel’de “Türkiye mağdur!” demek işe yaramaz. “Türkiye’den vazgeçerseniz maliyetiniz artar” dedirtmek gerek. Bunu da Avrupalıların kendisine dedirtmek lazım. Yoksa bir sabah uyanıp bakarız: Mevzuatta bir virgül değişmiş, Hindistan Made in Europe’a dahil olmuş, Gümrük Birliği üyesi Türkiye dışarıda kalmış.