Gıda enflasyonunun baskısını artırmasıyla, 2014’te kurulan Gıda Komitesi’nin sorumluluğu 2016’da Merkez Bankası’na devredildi. Bu hamle, fiyat istikrarı ile gıda arzı arasındaki bağı daha profesyonel verilerle izleme amacı taşıyordu. Düzine yıl geçmesine rağmen, açıklanan her enflasyon rakamından sonra hâlâ gıda fiyatlarına vurgu yapılıyor. İki buçuk yıldır uygulanan sıkı para politikası, temel mal grubu fiyatlarında etkisini gösteriyor. Ancak tarımsal üretimdeki yapısal tıkanıklık faiz silahıyla çözülemez. Sofralara bir kâbus gibi çöken maliyet yükü, hanelerin en büyük sınavı olmayı sürdürüyor.
Ekonomi yönetimi otuz ayı geride bıraktı. Bu zaman diliminde, tüm enerjisini mali disiplin zırhını örmeye ve kamu gelirlerini tahkim edecek taze vergi mecraları keşfetmeye hasretti. Dijital varlıklar, hisse senetleri, döviz ve altınla ilgili dönem dönem hazırlıklar yapıldı. Kamuoyunun nabzı ölçüldü. Sonra geri adım atıldı. Deneme-yanılma sarmalı, kurumsal feraseti tartışmaların içinde eritti. Bürokrasi, yapısal reformlar üretmek yerine toplumsal tepkiyle sönen gündemlerin yorgunu hâline geldi.
Finansal piyasaları ve tüketimi denetlemek için sergilenen iştah, niçin tarladaki verimliliği artırmak için gösterilmiyor? Enflasyon sorununun çözümü, tarımsal üretimi artırmaktan geçiyor. Kredi kartlarının limitleriyle uğraşmak vakit kaybıdır. Üretim sahasındaki sahipsizlik tencere içindeki sefaleti beslerken, köklü reformlar artık tercih değil beka meselesidir.