Fed’in yeni başkanı Warsh, iktisat kuramlarının güçlü bir temsilcisidir. Ancak piyasanın kalbinden gelen bir ismin seçilmesi, ufuk açıcı bir dönem olabilirdi. Rieder başkan olsaydı, sadece formüllerle değil, 2,4 trilyon dolarlık tahvil-bono portföyünü yöneten bir piyasa profesyonelinin birikimiyle yol alınacaktı. Teorilerin durgun sularından hayatın hızlı akışına geçmek için eşsiz bir fırsattı.
Merkez bankaları ve denetleyici kurumların yönetimlerinde, piyasanın işleyişini tecrübe etmiş isimler bulunmalıdır. Çünkü teorisyenler için birer sayı olan değişkenler, uygulayıcılar için her gün yönetilmesi gereken risk unsurlarıdır. Gündelik akıştan uzak adımlar, ne kadar disiplinli tasarlanırsa tasarlansın, hayatın ritmiyle uyum sağlamakta güçlük çekebilir.
Bürokrasi koridorlarında alınan kararlar, sokağın dinamikleriyle karşılaştığında genellikle uygulama zorlukları yaratır. Bu yaklaşım farkını, BDDK’nın kredi kartı limitlerini kısıtlama kararında görüyoruz. Makroekonomik açıdan talebi kısmak bir strateji olsa da hane halkı ekonomisinin öncelikleriyle örtüşmeyen kararlar ciddi sarsıntılara yol açabilir. Birçok insan için bu limitler bir lüks değildir. Temel ihtiyaçlara ulaşmak için kullanılan hayati birer araçtır. Ekonomi yönetimi kararlarını sadece kâğıt üzerindeki veri setlerine göre vermemelidir. Vatandaşın geçim dinamiklerini de hesaba katarak şekillendirmelidir. Aksi takdirde, kuramsal olarak tutarlı görünen politikalar, yönetilmesi güç sosyal maliyetler üretirler.