Trump’a olan destek yüzde 44’e geriledi. Bu tablo, kasımdaki seçim öncesinde kendisini riskli bir zemine taşıyor. İlk döneminde ulusal güvenlik danışmanlığını yapan Bolton bile İran savaşındaki stratejik hazırlıksızlığı eleştiriyor. Zaten işlerin iyiye gitmediğini gören Trump, Çin, Japonya ve Fransa gibi ülkeleri Hürmüz Boğazı’na müdahaleye çağırdı.
Analizleri dönemin hâkim olayının merceğinden kurgulamak olağandır. Nitekim bugün Orta Doğu’da yaşanan çatışmanın muhtemel yansımaları gündemi belirliyor. Pandemi ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinde de benzer süreçler yaşandı. Lakin mevcut durum sistemik bir kırılmayı simgeliyor. Kanada Başbakanı Carney 1,5 ay önce Davos’ta yaptığı nefis konuşmada, kurallara dayalı küresel düzenin miadının dolduğunu söyledi. Yaşanan savaş bu tarihsel kopuşun berrak kanıtıdır. Öyle ki Washington, askeri harekâtın gerekçelerini, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ile paylaşma ihtiyacı dahi hissetmedi. Bu kurul, Dünya Ticaret Örgütü gibi bir bakıma işlevsizleşti. Global yapı bir yeniden inşa dönemine girdi. İran savaşının sonucundan bağımsız olarak bu sürecek.
Küreselleşme tabii ki sona ermeyecek. Güçlü aktörler kendi çıkarlarını daha fazla dayatacaklar. İkili anlaşmalar ve bölgesel iş birlikleri önem kazanacak. Bu yeni konjonktürde, Türkiye’nin çevre ülkelerle ilişkilerini gözden geçirmesi elzemdir. Yaşanacak yeni krizlere hazırlık için, dışa bağımlılığımızın yüksek olduğu ham maddelerdeki stok kapasitemizi geliştirmeliyiz.