TÜRKİYE Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu başkanlığındaki “Türkiye Sektör Meclisleri İstişare Toplantısı” sonrası İstanbul’a dönerken İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Başkanı Çetin Tecdelioğlu, TOBB Perakendecilik Meclisi Başkanı Alp Önder Özpamukçu’yu konuşmasından dolayı kutladı:
- Alp Bey, konuşmanızı can kulağıyla dinledim. Kişi başına gıda israfında Türkiye’nin ABD ve AB ülkelerini 3 katlayan durumda olması ne kadar çarpıcı bir durum.
Alp Önder Özpamukçu, israfın gıda enflasyonu tetikleyen nedenler arasında yer aldığını belirtti:
- Ülkemizde kişi başına yıllık gıda israfı ve kaybı 213 kilo düzeyinde bulunuyor. Gıda Perakendecileri Derneği (GDP) ve TOBB Perakendecilik Meclisi olarak gıda enflasyonunu tetikleyen etkenler arasında israf ve kayıt dışını da görüyoruz.
Bunun üzerine Alp Önder Özpamukçu’dan konuşma notlarını istedim. “Gıda Fiyatlarında Enflasyon Yüksekliği” başlıklı konuşmasına OECD ortalamasından girdi:
- Türkiye, yüzde 4-5 düzeyinde olan OECD ortalamasının 7-8 katına çıkan 2025 yılı gıda enflasyonu verileri ile Estonya, İzlanda ve Japonya gibi ülkelere geride bırakarak dünyada gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülke konumunu sürdürüyor.
Özpamukçu, Türkiye’de gıda enflasyonunun geldiği noktanın yapısal değişiklikleri zorunlu kıldığını vurguladı, bu konuda ilk alana işaret etti:
- Tarımı güçlendirmek için öncelikle planlı üretimin kurallı bir şekilde uygulanması sağlanmalı. Arz-talep dengesine göre bölgesel üretim planlama yapılmasına, üretimin toprak, iklim, su kapasitesi ve verimlilik verisiyle planlandığı bir modele geçilmeli.
Türkiye’deki üretim havzalarına dikkat çekti:
- Ülkemizdeki 39 üretim havzası çerçevesinde hangi ürünün nerede ekileceğinin bilimsel kriterlere göre belirlendiği, üreticinin ne kadar destek alacağını baştan bildiği, arz fazlası ya da arz açığı oluşmadan yönlendirildiği bir yapı kurulmalı.
Ardından tedarik zincirinin izlenebilirliği ile kayıpların ve verimsizliğin önlenmesi konusu üzerinde durdu:
- Gıda tedarik zincirinin tam anlamıyla izlenebilir, şeffaf denetlenebilir olması, gıda enflasyonunu önlemek ve gıda kayıplarında benzer ülkelerin çok üzerinde olan kayıplarımızı azaltarak kaynak oluşturma noktasında büyük önem taşıyor.
Teknolojinin geldiği noktaya değindi:
- Tüm gıda ürünlerinde üretimden rafa kadar kare kod ile takip ve geçtiği süreçleri izlemek yeni teknoloji ile son derece mümkündür.
Dünyada üretilen gıdanın üçte birinin, Türkiye’de de yılda 18 milyon ton gıdanın israf edildiğinin altını çizdi:
- 18 milyon ton gıdanın israfı, 43 milyar dolarlık kayıp anlamına geliyor.
Gıda israf ve kayıpları konusunda bazı ülkeleri sıraladı:
- ABD’de yılda kişi başına 99 kilogram gıda israf ediliyor.
- AB ülkelerindeki ortalama gıda israfı yıllık kişi başına 71 kilogram düzeyinde bulunuyor.
- Almanya’daki kişi başına gıda israfı ve kayıp da yılda ortalama 63 kilogram görünüyor.
Bu örneklerden sonra Türkiye’ye döndü:
- Türkiye’de kişi başına gıda israfı ve kaybı 213 kilogramla gelişmiş ülkeleri 3’e katlıyor, hatta aşıyor. Buradaki iki katın karşılığı 20 milyar dolar olarak hesaplanıyor.
Tedarik zincirinde oluşan kayıpların ayrıntısını aktardı:
- Kayıpların yüzde 40’ı tarla ve üretimde yaşanıyor.
- Yüzde 15’i lojistikte, yani üretim merkezlerinden diğer kent ve bölgelere taşınırken oluşuyor.
- Yüzde 15’i satış aşamasında kayıp olarak kayıtlara geçiyor.
- Yüzde 30’luk kayıp da tüketimde yaşanıyor.
Bu noktada şu öneriyi ortaya koydu:
- Tedarik zincirinin tamamını kapsayacak sistemin içinde oluşacak israf önleyici etmenler ile gelişmiş ülkeler seviyesine düşerek yaratacağımız 20 milyar dolara yakın kaynak yine tarım ve hayvancılığı geliştirmede destek olarak kullanılabilir.
Çetin Tecdelioğlu, Alp Önder Özpamukçu’nun konuşma notları üzerinde yeniden dururken Türkiye’deki israf ve kayıpların çarpıcı düzeyini irdeledi:
- Gıda israf ve kaybında yıllık kişi başına 213 kilogramla ABD’yi, AB ülkelerini 3’e katlamamız kabul edilebilir bir durum değil.
Gerçekten de gıda israf ve kaybında Türkiye’nin ABD ve AB ülkelerini üçe katlayan bir noktada bulunması olacak iş değil…
Tarıma destekte kanuna uyulsa 12 milyar doları bulması gerekiyor
TOBB Perakendecilik Meclisi ve Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) Başkanı Alp Önder Özpamukçu, planlı tarım ve tarım destekleriyle ilgili kanunda yer alan orana dikkat çekti:
- Planlı tarım ve tarım desteklerinin kanunumuzdaki GSYH’nın yüzde 1’i oranında uygulanarak benzer ülkelere göre maliyet farkımız kapatılmalıdır. Mevcutta verilen destekler yüzde 25 seviyesindedir.
Türkiye’de tarıma desteğin 3.5 milyar dolar düzeyinde olduğunu vurguladı:
- Kanundaki yüzde 1’lik orana uyulsa tarıma yıllık desteğin 12 milyar dolar olması gerekiyor. Rakip ülkelerde bu desteklerin güçlü ve düzenli yapılması, ülkemizde 4’te biri mertebesinde oranlarla destekleri yapmamız bizi hem arz güvenliğinde hem rekabette geride bırakıyor.
Ardından ekledi:
- İyi tarım uygulamaları, doğru su kullanımı gibi çözümlerin yaygınlaşması ve desteklenmesi önemlidir. Dünya ile mukayeseli gıda enflasyonumuzun yüksekliğine bu pencereden de bakmak gerekiyor.
Çiftçi yaşı 59’a çıktı tarımda gelir yaratan modele geçmek gerek
TOBB Perakendecilik Meclisi ve Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) Başkanı Alp Önder Özpamukçu, tarımda organizeleşme eksikliğine dikkat çekti:
- Ülkemizde tarımın küçük ve dağınık işletmelerce yapılması, kooperatiflerin ve birliklerin rekabet gücü kazanacak şekilde organizeleşememesi, maliyet ve verimlilik sorunlarını beraberinde getiriyor.
Çiftçilerin eğitimine, modernleşmesine, kooperatifleşmeye daha çok destek sağlanması, maddi destek yanında teknoloji desteğinin de kurgulanması gerektiğine işaret etti:
- Aynı zamanda çitçi yaşının gittikçe yükselmesi, geleceğe dair olumsuz sinyaller veriyor. Türkiye’de çiftçilerin yaş ortalaması 59’a yükselmiş bulunuyor. Yani, tarım sektöründe çalışan nüfus yaşlanıyor.
Tarımda çalışanların yüzde 35’inin 65 yaş ve üzerinde olduğunu kaydetti:
- Tarımda çalışanların yüzde 35’i de 50-64 yaş aralığında bulunuyor. 18-32 yaş arası genç çiftçilerin oranı ise sadece yüzde 5 civarında kalıyor.
Gençlerin tarıma yönlendirilmesi gereği üzerinde durdu:
- Gençlerin tarıma yönlendirilmesi için modern tarım teknolojilerinin de entegre edildiği projeler geliştirilmeli ve desteklerden faydalandırılmalıdır. Üreticinin ekonomik gelir yarattığı modele dönmemiz zorunludur.
Belediyelerin farklı uygulamaları gıdada maliyet yükü oluşturuyor
TOBB Perakendecilik Meclisi ve Gıda Perakendecileri Derneği (GPD) Başkanı Alp Önder Özpamukçu, enflasyona etki eden birçok yan giderin olduğunu belirtip, şöyle sıraladı:
- Belediyelerin denetim hakkı olan bazı konularda, her belediyenin farklı bir kararla yürüttüğü uygulamalar (katı atık bedeli, ruhsat bedelleri, reklam bedelleri), kontrol edilemez maliyet yükü oluşturuyor.
- Tüm alım ve satış işlemlerinin merkezi olarak yürütüldüğü perakende işletmelerde her şubenin ilgili ilin ticaret borsasına kaydının yapılması, borsaya dahil işlem yapılmamasına rağmen önemli büyüklükte mali yükler oluşturuyor.
- Her mağazanın ayrı kayıt yaptırması yerine en azından il bazında birer ticaret borsası üyeliği sağlanması maliyetleri önemli ölçüde etkiler.
- Depozito sistemi, gerek yatırım gerekse operasyonel açıdan sektöre büyük maliyet getiriyor. Sistemin operasyonunu yürütecek olan çevre örgütünün, makine ve ekipman kiralama yoluyla maliyetleri dengeleyecek çözümler sunması gerekiyor.
- Sistem bugünkü mevzuat çerçevesinde hesaplandığında perakende sektörüne ilk yatırım maliyeti 150 milyon Euro bir ek yük getiriyor. Ek olarak her yıl 60 milyon Euro seviyesinde işletme maliyeti oluşturuyor.
