TMA (Turnaround Management Association) Türkiye/FOYDER (Finansal ve Operasyonel Yapılandırma Profesyonelleri Derneği) Yönetim Kurulu Başkanı Önder Yılmaz’dan Hakan Güldağ’la bana bir davet geldi:
- Finansal ve operasyonel yapılandırma sektöründe faaliyet gösteren pek çok farklı disiplinlerden gelen profesyonellerden oluşan dernek üyelerimizle düzenlediğimiz sohbet toplantımıza bekliyoruz.
- Bu sohbet toplantımız için belirlediğimiz konu başlığı şöyle: “Dünya Genelinde Yaşanan Güncel Gelişmeler ve Türk Reel Sektörüne Etkileri.”
FOYDER’in Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi Cengiz Göğebakan, toplantı öncesi gönderdiği bilgi notuna şu başlığı attı:
- Pasif bekleyenler değil, aktif değişenler kazanacak…
Göğebakan, Mayıs 2023’ten beri devrede olan enflasyonla mücadele için uygulanan para ve maliye politikaları ile bunları destekleyici yönde alınan makro ihtiyati tedbirlerin reel sektöre etkilerini özetledi:
- Finansmana erişime çözüm aranırken, erişilen finansmanın kısa vade ve yüksek maliyet etkisiyle, işletmelerde maliyet-kur-fiyat dengesinin kurulamaması nedeniyle kârlılık ve verimlilik düştü, borç ödeme ve çevirme gücüne ilişkin manevra kabiliyeti erozyona uğradı.
28 Şubat 2026’da Hürmüz Boğazı odağında başlayan savaşın petrol, doğalgaz gibi en önemli enerji kaynaklarının fiyatlarında büyük sıçramalara neden olduğuna, tedarik koşullarında ve sürelerinde belirsizlikler yaşandığına işaret etti:
- Bu durum, şirketler için sadece birer finansal risk oluşturmakla kalmadı, aynı zamanda “yeni normal”in tetiklediği operasyonel dönüşümün ve yeniden yapılanmanın kaçınılmaz hale geldiği birer eşik oluşturdu.
İşletmelerin bu “kaotik türbülans”ı sürdürülebilir finansal istikrara kavuşabilecek şekilde nasıl yöneteceklerinin, etkin finansal ve operasyonel dönüşüm süreçlerini planlayıp realize etme inisiyatifleriyle yakından ilgili olduğunun altını çizdi:
- Elbette ki Hazine ve Maliye Bakanlığımız başta olmak üzere, Merkez Bankası, BDDK ve diğer ilgili düzenleyici-denetleyici kuruluşlar gerekli tedbiri alacaktır.
Alınması gereken tedbirlerin bir kısmının, enflasyonla mücadele programına kısmen de olsa zorluk çıkaran yönlerinin olabileceğinin bilindiğini irdeledi:
- Kamu otoritemizin, konjonktürün de getireceği muhtemel sonuçlar ile alınacak tedbirlerin etki analizlerini değerlendirerek, ülkemiz ekonomisi ve reel sektörün sürdürülebilir başarısı için en uygun çözümleri belirleyeceğine olan inancımız tamdır.
Şu noktaya vurgu yaptı:
- Ülkemizin finansal dengelerine kavuşma sürecinde yaşanan sorunların üzerine enerji fiyatlarının kontrolsüz yükselmesiyle cari açığın artması, artçı dalga etkisiyle tüm ana hammaddelerin fiyat, tedarik, temin, navlun süre ve maliyet artış riski de eklendi.
Duruma fırsat penceresinden de baktı:
- Özellikle ülkemizin uyguladığı barış odaklı dış ilişkilerin yansımaları ve çatışmalar nedeniyle Uzak Doğu ve Körfez hattındaki lojistik aksamaların, Avrupalı alıcıları daha güvenli ve yakın tedarikçilere yönelteceği, Afrika pazarından alınacak payın artabileceği öngörülmelidir.
Özellikle ihracat odaklı reel sektörün orta vadeli makul maliyetli finansa erişim imkanlarının açılması ve operasyonel maliyet verimliliklerini optimize etmeleri halinde yeni pazar payları kazanma fırsatı oluşturacağı, bunun da büyümede olumlu katkı sağlayan unsur olacağı üzerinde durdu:
- Bu amaçla işletmeler için yaygın ve seri şekilde “Finansal Yeniden Yapılandırma” uygulamasına gidilerek, yüksek faiz ve operasyonel maliyet baskısı altındaki şirketlerin, borç vadelerini nakit akış projeksiyonlarına göre revize etmeleri gerekir.
Sadece “finansal iyileşme”nin yeterli olmadığını savundu:
- Operasyonel verimlilik ve değişim-dönüşüm uygulamaları ile maliyet azalışı-gelir artırıcı önlemlerle ülkemiz ekonomisinde en kıt kaynaklar arasında bulunan sermaye verimliliğinin geliştirilmesi de elzemdir.
Göğebakan, gönderdiği notu şöyle noktaladı:
- Ülkemiz reel sektörünün bu süreci krizden fırsata dönüştürebilmesi için, çaresiz-pasif bir bekleyiş değil, aktif ve hedef odaklı bir operasyonel ve finansal dönüşüm dönemi olmalıdır.
FOYDER buluşmasında Cengiz Göğebakan’ın bizimle tanıştırdığı önemli isimlerde biri yönetim kurulu yedek üyesi Hamdi Say oldu:
- Hamdi Bey, çok önemli bir konkordato avukatıdır. İşinde oldukça başarılıdır.
Hamdi Say, toplantıda söz aldığında yaptığı işle ilgili ilginç bir ayrıntıyı paylaştı:
- Ben sıkıntıya düşmüş şirketlerin avukatıyım. Borçlu psikolojini daha iyi anlayabilmek için psikologlardan ders aldım.
Psikologlardan öğrendiği bilgiyi aktardı:
- Borçlu psikolojinin farkını o eğitim sırasında anladım. Psikologlar, borçluların IQ’sunun 85’lerden 13’lere kadar gerileyebildiğini söylüyor.
Yapılan ölçümlerde çıkan sonuca vurgu yaptı:
- Borçlunun her şeye para odaklı baktığı görülüyor. İşine gücüne, üretime odaklanamıyor. Yani, borçlu “bilişsel zeka”yı yitiriyor.
Şu mesajı verdi:
- Borçlular psikolojik destek almalı. Ayrıca, borçlulara bu tür desteklerin verilmesi lazım. Bakın sanayicilik, üretmek Türkiye için iyi bir hastalıktır. Ne yapıp edip borç nedeniyle odağını kaybedenlerin üretim şevki canlandırılmalıdır.
Borçluların IQ’sunun 13’e kadar düşebildiği aklınıza gelir miydi?
Bu ayrıntıyı ilk kez FOYDER buluşmasında Hamdi Say’dan duymuş oldum…
Deneyimli konkordato avukatı Hamdi Say’ın anlattıklarına kulak vermekte yarar var…
‘Karşılık’ yönetmeliğine ‘yapılandırma’ da girmeli
FOYDER Yönetim Kurulu Başkanı Önder Yılmaz, bankaların takipteki kredilerinin miktarına işaret etti:
- Bankaların takipteki kredileri toplam 60 milyar dolar dolayında seyrediyor.
“Karşılık yönetmeliği”ne dikkat çekti:
- “Karşılık yönetmeliği” şu anda ihtiyaca cevap vermiyor. Yönetmelikte, “yapılandırma”nın da dikkate alınması gerekiyor.
Maliye, mükelleften habersiz kredi kartından vergi borcu tahsil ediyor
FOYDER üyeleri toplantıda yeniden yapılandırma, rehberlik, danışmanlık yaptıkları firmalarla ilgili bazı örnekler aktardı. Bir FOYDER üyesi, Anadolu’da KOBİ’lerden birinin yaşadığı sıkıntıyı paylaştı:
- Ortada gerçek bir kâr yok. Finansmana erişim kısıtlı. Maliye, birçok firmadan olduğu gibi danışmanlık yaptığım şirketten de “beyan yenileme” istedi. Maliye, “Beyan ettiğiniz gelir sektör ortalamasının altında” diye şirketi uyardı.
Bir başka FOYDER üyesi, Maliye ve SGK’nın işi sıkı tutmasının yarattığı etkiye işaret etti:
- Maliye ve SGK hacizleri nedeniyle çekleri karşılıksız çıkan firma örnekleri artıyor.
Bir örnek de Marmara Bölgesi’nden verildi:
- Danışmanı olduğum şirketin vergi borcunu Maliye’nin mükelleften habersiz kredi kartından tahsil etmesine çok şaşırdım.
FOYDER üyelerinden biri İstanbul’daki İSTOÇ’u adres gösterdi:
- İSTOÇ’un girişinde ve çıkışında Maliye araçları duruyor. Bu durum, Maliye’nin şirketler üzerindeki baskısını gösteriyor.
Toplantıya katılan FOYDER üyelerinin hemen hepsi, Maliye’nin vergi borçlarının yapılandırılması konusundaki bir uygulamasına dikkat çekti:
- Hazine ve Maliye Bakanlığı, mükellefin başvurması haline durumunun incelenip borç yeniden yapılandırılmasına gidilebildiğini belirtiyor. Ancak, “Amme Alacakları” ile ilgili mevzuata göre, yeniden yapılandırma için borcun yarısı düzeyinde teminat isteniyor.
FOYDER Başkanı Önder Yılmaz, bu noktada geçmişte uygulanan “yeniden yapılandırma” mevzuatını anımsattı:
- Tek bir kanuna dayalı “yeniden yapılandırma”ya olanak sağlansın. Yaşayabilecek şirketler analiz edilsin. Neye ihtiyacı varsa gerekirse enjekte edilsin.
FOYDER üyelerinden biri, bu noktada şu öneriyi ortaya koydu:
- Nasıl ki çiftçiye, esnafa faiz sübvansiyonu yapılıyorsa yaşama şansı olan firmalara da faiz sübvansiyonu gibi bir uygulama devreye alınabilir.
Aynı FOYDER üyesi, “yeniden yapılandırma” konusunda şu noktanın altını çizdi:
- Bugünkü ortamda “terzi usulü yeniden yapılandırma”ya kimsenin zamanı yok. “Konfeksiyon usulü” bir “finansal yeniden yapılandırma” uygulamasına ihtiyaç var.
