Türk sanayisinin sektörel enerji verimliliği potansiyelini ele aldığım bu seride, beyaz eşya, otomotiv ve gıda sektörlerinin ardından bu hafta kimya ve petrokimya sektörüne odaklanmak istiyorum. Kimya ve petrokimya, birçok sanayi koluna girdi sağlayan, enerji yoğunluğu yüksek, üretim sürekliliği ve kalite disiplini açısından kritik bir sektör.
Türk Sanayisinin Enerji Verimliliği Raporu’nun üçüncü versiyonunda yer alan kimya ve petrokimya sektörü analizleri kapsamında 46 tesiste yapılan enerji etütleri, sektörün somut ve uygulanabilir bir iyileştirme alanına sahip olduğunu gösteriyor. Bu tesislerin 26’sı 5.000 Ton Eş Değer Petrol (TEP) üzeri, 8’i 1.000 ila 5.000 TEP arası, 12’si ise 1.000 TEP altı tüketime sahip. Bu dağılım, bulguların hem büyük ölçekli üretim tesisleri hem de daha küçük ölçekli işletmeler açısından anlamlı olduğunu ortaya koyuyor.
Tüketim profili
Bu tesislerde toplam enerji tüketiminin %21’i elektrikten, %79’u ise ısı enerjisinden (ağırlıklı olarak fosil yakıtlardan) kaynaklanıyor. Yani kimya ve petrokimya sektöründe ısı enerjisi merkezi bir rol oynuyor. Buhar, sıcak yağ, sıcak su, reaktör ısıtma, kurutma, damıtma, evaporasyon ve farklı sıcaklık seviyelerindeki süreç ihtiyaçları, bu yapının temel nedenleri arasında yer alıyor.
Toplam enerji verimliliği potansiyeli %23,5 seviyesinde. Bunun %11’i elektrik tüketiminden, %12,5’i ise ısı enerjisi tarafındaki iyileştirmelerden elde edilebilir. Bu tablo, sektörün enerji verimliliği yol haritasında hem ısı sistemlerini hem elektrikli yardımcı işletmeleri birlikte ele almak gerektiğini gösteriyor.
İlk üç odak alanı
Etüt sonuçlarına göre sağlanabilecek toplam 100 birim tasarruf potansiyelinin %61’i ısı ve üretim süreçlerinden, %10’u soğutma sistemlerinden, %9’u ise basınçlı havadan geliyor. Bu üç başlıkla toplam potansiyelin %80’ine ulaşılıyor.
Bu dağılım sektör açısından çok net bir önceliklendirme sunuyor. Kimya ve petrokimya tesislerinde ilk bakılması gereken alan ısı üretimi, ısı dağıtımı, süreç sıcaklıkları ve atık ısı noktaları. Kazan daireleri, buhar hatları, kondens dönüş sistemleri, sıcak yağ devreleri, eşanjörler, kurutucular ve reaktör çevrimleri çoğu zaman yüksek tasarruf potansiyeli taşıyor.
Soğutma sistemleri daha düşük paya sahip görünse de sektör için kritik önemde. Çünkü birçok tesiste aynı anda hem ısıtma hem soğutma ihtiyacı bulunuyor. Bu eş zamanlı ihtiyaç, soğutma sistemi rehabilitasyonu ötesinde doğru mühendislikle tasarlanmış ısı pompası ve ısı geri kazanım uygulamaları için güçlü bir zemin oluşturuyor.
Yatırımın geri dönüşü
Kimya ve petrokimya sektörü etütlerinde 1 TEP enerji tüketimi azaltımı için gereken ortalama yatırım 1.768 dolar olarak hesaplanıyor. Projelerin ortalama geri ödeme süresi ise 2,70 yıl seviyesinde.
Emisyon azaltımı açısından da güçlü bir gösterge var. 1 ton karbondioksit eş değeri emisyon azaltımı için gereken ortalama yatırım tutarı 538 dolar. Bu veri, enerji verimliliği projelerinin kimya ve petrokimya sektöründe karbon yönetimi açısından ölçülebilir ve yatırım planına bağlanabilir bir araç sunduğunu gösteriyor.
Sahadan notlar
Kimya ve petrokimya tesislerinde en önemli fırsat alanı çoğu zaman ısı geri kazanımı. Yüksek sıcaklıkta atılan baca gazları, sıcak ürün akışları, egzotermik reaksiyon ile atıl ısı, kondens, soğutma suyu devreleri ve kurutma çıkışları doğru analiz edildiğinde başka bir prosesin ön ısıtma ihtiyacını karşılayabilir. Bir nevi tesis içi mikro simbiyoz imkanı sunar. Bu yaklaşım yakıt tüketimini azaltırken aynı zamanda sistem genelindeki enerji dengesini iyileştirir.
Isı pompası uygulamaları da sektör için giderek daha önemli hale geliyor. Özellikle farklı sıcaklık seviyelerinde aynı tesiste soğutma ve ısıtma ihtiyacının birlikte bulunması, bu teknolojinin uygulanabilirliğini artırırken fosil yakıt tüketimini azaltan güçlü bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor.
Yardımcı işletmeler tarafında da önemli fırsatlar var. Verimsiz soğutma grupları, sabit hızlı pompa sistemleri, gereğinden yüksek debiyle çalışan hatlar, vana kısma yöntemiyle yapılan kontrol, basınçlı hava kaçakları ve yüksek işletme basınçları toplam tüketimi artırıyor. Bu alanlarda yapılacak revizyonlar, çoğu zaman üretim sürecine doğrudan müdahale etmeden hızlı ve ölçülebilir tasarruf sağlayabilir.
Son söz
46 tesisten çıkan sonuçlar, ortalama 2,70 yıllık geri ödeme süresi ile sektörde %23,5 seviyesinde enerji verimliliği potansiyeli bulunduğunu ve bu potansiyelin VAP destekleri ile birlikte finansal olarak da savunulabilir olduğunu ortaya koyuyor. Doğru önceliklendirme yapıldığında sektör için enerji verimliliği; maliyetleri azaltan, karbon ayak izini düşüren ve üretim güvenliğini destekleyen stratejik bir yatırım alanına dönüşüyor.