Yeşil dönüşümde çoğu zaman teknolojileri, yatırımları, elde edilecek faydaları ve bu dönüşümün finansman ihtiyacını konuşuyoruz. Bunların hepsi önemli, birçoğunun çözümü de artık elimizin altında. Ancak elimizin altında yeterince olmayan en kritik unsur nitelikli insan kaynağı. Çünkü dönüşüm, teknolojinin satın alınmasıyla tamamlanmıyor. Projenin doğru tasarlanması, uygulanması, devreye alınması, işletilmesi, ölçülmesi ve sürekli iyileştirilmesi gerekiyor. Bunu yapacak kadrolar olmadan dönüşüm sahada yavaşlıyor, kaynak israfına ve beklentinin altında sonuçlara yol açıyor.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) geçtiğimiz Haziran ayında yayımladığı ‘Yenilenebilir Enerji ve Enerji Verimliliği Alanında Nitelikli İş Gücünün Güvence Altına Alınması’ raporu tam da bu konuya dikkat çekiyor. Rapora göre yenilenebilir enerji, şebekeler ve enerji verimliliği alanlarında iş gücü ihtiyacı hızla artıyor. 2035’e doğru bu alanlarda çalışan sayısının 35 milyona ulaşması bekleniyor. Ancak firmaların önemli bir bölümü şimdiden iş gücü ve beceri açığı yaşadığını belirtiyor. Özellikle teknisyen ve nitelikli meslek çalışanı ihtiyacı öne çıkıyor.
Bu bulgu, enerji dönüşümünün önündeki engelleri yeniden düşünmemiz gerektiğini gösteriyor. Sorun yalnızca ne kadar yatırım yapılacağı veya hangi teknolojinin seçileceği meselesi değil. Bu yatırımı sahada kaliteli biçimde hayata geçirecek insan kaynağı yoksa en iyi teknoloji bile beklenen sonucu vermez.
Sahadaki değişim ne söylüyor?
IEA raporundaki bulguları kendi saha tecrübemle birlikte düşündüğümde tablo daha da dikkat çekici hale geliyor. Yaklaşık yirmi yıl önce sanayi tesislerinde gerçekleştirdiğimiz proje geliştirme toplantılarında çok daha teknik tartışmalar yapardık. Sistem seçiminden uzun vadeli performansa kadar her konu detaylı biçimde konuşulurdu.
Bugün ise birçok toplantının ağırlık merkezi daha fazla maliyet eksenine kaymış durumda. İlk yatırım bedeli doğal olarak önemli. Ancak teknik doğruluk, garanti edilen tasarruf, ölçme ve doğrulama disiplini, işletme koşulları ve toplam fayda ikinci plana düştüğünde sağlıklı karar almak zorlaşıyor.
Bu değişim, önümüzdeki dönem için önemli bir risk barındırıyor. Bir yandan daha fazla nitelikli insana ihtiyaç duyacağız diğer yandan mevcut karar süreçleri teknik yetkinliği yeterince dikkate almazsa dönüşümün kalitesi zayıflayacak. Daha düşük ilk maliyetle seçilen ama performansı sınırlı kalan projeler artacak. Bu da işletmenin tasarruf beklentisini karşılayamayan uygulamalar nedeniyle enerji verimliliğine olan güveni zedeleyebilir.
İnsan kaynağı yalnızca sayı meselesi değil
Nitelikli insan kaynağı konusunda önemli olan, mühendis ve teknisyen sayısından ziyade bu kişilerin hangi yetkinliklerle yetişeceği ve karar süreçlerinde ne kadar etkili olacağıdır.
Enerji verimliliği projesi geliştiren bir mühendisin yalnızca ekipman bilgisine sahip olması yetmez. Proses dinamiklerini anlaması, işletmenin üretim koşullarını okuması, enerji verisini analiz etmesi, riskleri değerlendirmesi ve finansal etkiyi anlatabilmesi gerekir. Sahadaki teknisyenin da montajın yanı sıra devreye alma, bakım, arıza teşhisi, sistem performansı ve güvenli çalışma konularında da güçlü olması gerekir.
Aynı durum işletmelerin satın alma ve yatırım ekipleri için de geçerli. Enerji verimliliği projelerinde en ucuz teklif ile en doğru çözüm hiçbir zaman aynı yere işaret etmez. Toplam sahip olma maliyeti, garanti edilen tasarruf, bakım etkisi, duruş riski ve emisyon azaltımı birlikte değerlendirildiğinde kararın kalitesi değişir.
Ne yapılmalı?
Türkiye’nin yeşil dönüşüm hedefleri için insan kaynağı başlığı ayrı bir stratejik alan olarak ele alınmalı. Mesleki eğitim, üniversiteler, sanayi kuruluşları, enerji hizmet şirketleri, finans kurumları ve kamu aynı ihtiyaç haritası etrafında buluşmalı. Enerji yöneticileri, etüt uzmanları, ölçme ve doğrulama uzmanları, ısı pompası uygulayıcıları, otomasyon ekipleri, bakım teknisyenleri ve teknik proje finansmanı uzmanları için daha sistematik eğitim ve sertifikasyon yapıları güçlendirilmeli. Binalarda ve sanayide verimlilik projelerini değerlendiren ekipler için de teknik okuryazarlık artırılmalı.
İşletmelerin de kendi içinde satın alma kriterlerini gözden geçirmesi gerekiyor. Enerji dönüşümü projelerinde yalnızca ilk yatırım maliyetine odaklanan karar yapısı, uzun vadede daha pahalı sonuçlar doğurabilir. Doğru soru, projenin ne kadar ucuz olduğu kadar, ne kadar güvenilir tasarruf sağlayacağı, nasıl ölçüleceği ve işletmeye hangi toplam faydayı sunacağıdır.
Son söz
Bugün asıl sınav, elimizdeki teknoloji ve çözümleri doğru tasarlayacak, uygulayacak, işletecek ve performansını kanıtlayacak insan kaynağını yetiştirmekte. Enerji dönüşümünün eksik halkasını tamamlamak istiyorsak teknik yetkinliği yatırım kararlarının merkezine koymamız gerekiyor.