VEYSEL AĞDAR
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yaş sebze ve meyve piyasasında fiyatları manipüle ederek haksız kazanç sağladıkları iddiasıyla büyük dağıtıcı firmalara yönelik yürütülen soruşturmanın ardından ortaya çıkan bulgular tartışılmaya devam ediyor.
Konuyla ilgili EKONOMİ’ye değerlendirmede bulunan Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkan Vekili Av. İbrahim Güllü, soruşturmanın yalnızca vergi ve muhasebe yönüyle değil, üreticiden tüketiciye uzanan fiyat zinciri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Güllü, çok sayıdaki aracının her el değiştirmede fiyatı artırmasının piyasanın sağlıklı işleyişi açısından bir an önce dijital takip sistemi ve Hal Yasası'nın hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

“Tüketicinin ödediği fiyatı etkileyebilir”
Güllü, soruşturmayla ilgili haberlerde bazı üreticilerin gerçek satış fiyatları ile düzenlenen makbuzlardaki bedeller arasında ciddi farklılıklar bulunduğuna ilişkin örnekler aktarıldığını belirterek, asıl sorunun yalnızca “Kim ne kadar kazandı?” olmadığını, maliyet ve fiyat oluşumundaki uygulamaların bedelini kimin ödediğinin de ortaya konulması gerektiğini kaydetti. Sahte veya gerçeğe aykırı müstahsil makbuzu düzenlenmesinin doğrudan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında düzenlenen bir konu olmadığını belirten Güllü, “Ancak böyle bir uygulamanın soruşturma sonucunda doğrulanması halinde ürünün gerçek maliyeti ve gerçek fiyat oluşumu hakkında yanıltıcı bir ekonomik zincir oluşturup oluşturmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerek.
‘Maliyet arttı’ gerekçesiyle tüketiciden alınan bedelin gerçekten oluşmuş bir maliyete dayanıp dayanmadığı incelenmeli” diye konuştu. Soruşturma kapsamında 1.029 çiftçinin beyanına başvurulmasının önemli bir veri seti oluşturduğunu belirten Güllü, gerçek fiyatın izinin sürülebilmesi için ürünün kimden çıktığı, kaç liraya satıldığı, kime ve kaç kez el değiştirdiği ile tüketiciye hangi fiyatla ulaştığının bütün aşamalarda ortaya konulması gerektiğini söyledi.
Hal Kayıt Sistemi ve Çiftçi Kayıt Sistemi verilerinin incelenmesinin de bu açıdan önem taşıdığını belirten Güllü, 1.029 çiftçinin beyanının yalnızca soruşturma dosyasında kalmaması gerektiğini ifade etti
Güllü, ÇKS’deki üretim miktarı ile Hal Kayıt Sistemi’ndeki satış kayıtlarının; müstahsil makbuzu, e-müstahsil makbuzu, sevk irsaliyesi, fatura, hal giriş-çıkış fiyatları, toptan satış fiyatı ve nihai perakende fiyatıyla otomatik olarak karşılaştırılmasını önerdi.
Güllü, TÜKONFED olarak üreticiden tüketiciye kadar tüm aşamalardaki fiyat değişimlerini ve aracıları takip edecek dijital bir sistem kurulmasını önerdiklerini söyledi.
“Hal Yasası bir an önce çıkarılmalı”
Yaş sebze ve meyvede üreticiden tüketiciye kadar uzanan zincirde fi yatların bazı ürünlerde yüksek oranlarda arttığına dikkat çeken Güllü, çok sayıdaki aracının her el değiştirmede fi yatı artırmasının piyasanın sağlıklı işleyişi açısından sorgulanması gerektiğini belirtti. Türkiye’de Hal Kayıt Sistemi ve Çiftçi Kayıt Sistemi gibi önemli veri altyapılarının bulunduğunu, ancak üreticiden tüketiciye kadar bütün sürecin tek bir sistem üzerinden izlenemediğini söyleyen Güllü, bu nedenle dijital takip sisteminin kurulması gerektiğini ifade etti. Tarladan markete kadar zincirde yer alan her aracının “fi yatın suçlusu” ilan edilmesinin doğru olmayacağını belirten Güllü, ancak ürüne gerçek bir ekonomik değer katmadan yalnızca el değiştirme yoluyla fi yatı yükselten ve piyasa gücünü kullanarak fi yat oluşumunu etkileyen yapıların denetlenmesi gerektiğini ifade etti. Yeni sistemde yalnızca “Kaç aracı var?” sorusunun değil, “Bu aracılık hangi maliyeti yaratıyor ve ürüne hangi değeri katıyor?” sorusunun da sorulması gerektiğini belirten Güllü, Hal Yasası’nın da gecikmeden çıkarılması gerektiğini savundu.