Senaryoya göre 2026’da başlayan yapay zekâ kaynaklı beyaz yakalı işten çıkarmalar, ABD’de işsizliği yüzde 10,2’ye çıkarıyor. GSYH ve verimlilik artmaya devam etse de “hayalet GSYH” olarak adlandırılan bir tablo ortaya çıkıyor: Ulusal hesaplarda görünen ancak reel ekonomiye yeterince yansımayan bir üretim artışı.
Son günlerde giderek popülerleşen yeni bir kriz senaryosu dolaşımda. Bu kez yerli değil, küresel bir senaryodan söz ediyoruz. Ancak dünyada ortaya çıkan her kriz gibi bunun da ucu eninde sonunda bize dokunur. Çünkü büyümek için dış kaynağa bağımlıyız.
Söz konusu senaryoyu, Ece Yıldırım’ın ABD'nin önde gelen teknoloji haber sitelerinden Gizmodo'da yayımlanan “An AI Thought Experiment on Substack is Sending the Stock Market Spiraling” başlıklı makalesinden yararlanarak özetleyeyim. Yazının Türkçe başlığı: “Substack’te Yayınlanan Bir Yapay Zekâ Düşünce Deneyi Borsayı Altüst Ediyor.”
Citrini Research, Substack’te yayımladığı “2028 Küresel Zekâ Krizi” başlıklı düşünce deneyinde, yapay zekânın 2028’e kadar ekonomiyi ciddi biçimde sarsabileceği bir senaryo kurguluyor.
Kriz senaryosu
Çalışmada şu öngörüye yer veriliyor: “Yapay zekâ yetenekleri gelişti, şirketler daha az çalışana ihtiyaç duydu, beyaz yaka işten çıkarmalar arttı, işini kaybedenler daha az harcadı, kâr marjı baskısı firmaları daha fazla yapay zekâ yatırımı yapmaya itti, yapay zekâ yetenekleri daha da gelişti.”
Senaryoya göre 2026’da başlayan yapay zekâ kaynaklı beyaz yakalı işten çıkarmalar, ABD’de işsizliği yüzde 10,2’ye çıkarıyor. GSYH ve verimlilik artmaya devam etse de “hayalet GSYH” olarak adlandırılan bir tablo ortaya çıkıyor: Ulusal hesaplarda görünen ancak reel ekonomiye yeterince yansımayan bir üretim artışı.
Kârlılık baskısı altındaki şirketler çözümü daha fazla yapay zekâ yatırımı yapmakta buluyor. Ancak bu tercih bazı sektörleri derinden etkiliyor. Örneğin yapay zekâ, yazılım sektörünün iş yapış biçimini bozuyor; yazılım temelli krediler temerrüde düşüyor. Teslimat sektörü de benzer bir baskıyla karşı karşıya kalıyor. “Vibe coding” ile geliştirilen yeni uygulamalar, piyasanın mevcut ana oyuncularına rakip oluyor.
Ajan temelli ticaret ve stablecoin’ler ise işlem ücretlerini ortadan kaldırarak Mastercard ve American Express gibi ödeme devlerinin iş modellerini tehdit ediyor.
Negatif döngü oluşur mu?
Özetle negatif bir döngü oluşuyor: Önce yapay zekâ gelişiyor. Ardından şirketler daha az çalışanla yetiniyor. Böyle olunca işsizlik artıyor. İnsanlar işlerini kaybedince tüketim düşüyor. Tüketim düşünce şirketler üzerinde kâr baskısı artıyor. Kâr baskısı artınca şirketler daha fazla yapay zekâya yöneliyor.
Senaryonun yayımlanmasının ardından piyasalar sert tepki verdi. Yazılım hisseleri düşerken teslimat, ödeme ve yatırım şirketlerinin hisselerinde de gerileme görüldü.
Elbette burada söz konusu olan bir kehanet değil; yalnızca olası bir senaryo. Zaten çalışmanın yazarları da özellikle şu notu düşüyor: “Bu bir tahmin değil, bir senaryo. Umuyoruz ki bunu okumak, yapay zekâ ekonomiyi giderek daha tuhaf hâle getirirken ortaya çıkabilecek kuyruk risklerine karşı sizi daha hazırlıklı kılar.”
Ece Yıldırım'ın dediği gibi “En azından bazı yatırımcılar muhtemelen piyasada zaten yapay zekâ kaynaklı olumsuz bir hava hakim olduğu için bu tabloya ikna olmuş görünüyor.”
Geçmişte de yapay zekâya dair aşırı kötümser projeksiyonların geri çekildiğini görmüştük. Bu senaryo da zamanla zayıflayabilir. Zaten piyasaların yapay zekâ konusundaki ruh hali oldukça karmaşık. Aynı anda hem “yapay zekâ çok yavaş ilerliyor” hem “fazla hızlı ilerliyor” hem de “bir yapay zekâ balonu şişiyor” endişesi taşınabiliyor. Biraz ironik bir durum değil mi?
Yapay genel zekâ ne zaman mümkün olacak?
Yapay genel zekâ (AGI), yani insan zekâsını aşabilecek bir yapay zekâ kavramı ve buna giden yol uzmanlar arasında halen tartışmalı bir konu. Elon Musk, Anthropic’ten Dario Amodei ve OpenAI’ın CEO’su Sam Altman gibi “guru”lar AGI’ye gelecek iki ila dört yıl arasında ulaşılabileceğini savunuyorlar. Ancak Ece Yıldırım, Kasım ayında sektör liderleri arasında yapılan bir ankete dikkat çekerek, ortalama bir uzmanın bu zaman çizelgesine katılmadığını söylüyor.
Üstelik guruların öngördüğü süper zekâ zamanlaması gerçeğe dönüşse bile bunun sektörleri ne ölçüde sarsacağı konusunda da fikir birliği henüz yok. Bazı uzmanlar yazılım hisselerindeki satış dalgasını “mantıksız” ve “abartılı” buluyor; onlara göre gelişen yapay zekâ, daha fazla yazılım talebi ve daha düşük maliyetle daha iyi uygulamalar geliştirme imkanı yaratabilir.
İstihdam nasıl etkilenecek?
Tekrar bizim kriz senaryosunun başladığı yere dönersek; asıl düğüm noktası ise verimlilik artışı ile istihdam arasındaki ilişki. Bu ilişki, birçok kişinin zihninde çözümsüz bir denklem olarak duruyor ve en büyük tehdit olarak algılanıyor.
Buna rağmen ben hâlâ iyimserliğimi koruyorum. Geçmişte de teknoloji kaynaklı benzer durumlar yaşandı. Ancak piyasa mekanizmasının uyum kapasitesi devreye girdi. Önceki teknolojik dönüşümlerde kısa vadeli sarsıntılar uzun vadede yeni iş alanları ve yeni talep yarattı. Verimlilik arttı, ortalama insan yaşam süresi uzadı.
Bu kez dönüşümün hızı ve kapsamı önceki devrimlere göre daha geniş olabilir. Bu nedenle piyasaların sert tepki vermesi anormal değil. Ancak yaşananlar kalıcı bir çöküşten ziyade erken bir fiyatlama davranışı da olabilir.
Unutmamak gerekir ki finansal piyasalardaki sert hareketler her ne kadar belirli maddi temellere dayansa da büyük ölçüde beklentilerdeki dalgalanmaların ürünüdür.
