İş birliği yapın derken ticari sırlarınızı başkalarına açınız demiyorum. Ancak, yabancı pazarlarda çalışırken kendinize özel durumlar dışındaki olumlu gelişmeleri, diğer ülkelerin ihracatçıları ile rekabet olanakları yaratan unsurları, kamusal alanda paylaşılabilecek bilgileri ülkemiz ihracatçıları ile paylaşın.
Olur mu? Olmaz mı demeden önce, İMECE nedir diye bakıp açıklayalım istedim.
TDK Büyük sözlükteki açıklamasına göre “Birçok kimsenin toplanıp el birliğiyle bir kişinin veya bir topluluğun işini görmesi ve böylece işlerin sıra ile bitirilmesi ” anlamına geliyor.
Bu da demek oluyor ki biz ihracatçılar, güzel yurdumuz Türkiye’mizin ihracatını olması gereken düzeylere getirebilmek için el birliği, iş birliği yapmalıyız.
Demem odur ki Türkiye ihracatını arttırmak istiyorsa, yerel rakiplerinin ayak izlerinden yürüyerek ve onların fiyatını kırarak rekabet ettiğini sanan ihracatçıları elemesi gerekir.
Olası mıdır derseniz, umutluyum derim…
Pazar araştırması yapmayı zaman kaybı sananları bırakın, rotasız yola çıkan gemiler gibi küresel ihracat denizinde kaybolup zaman, para ve hatta itibar kaybettikten sonra düşünmeye başlayıp kayıplarını katlasınlar.
Müşteri bulmayı, konşimento bilgilerini tırtıklamakla eşdeğer tutanlara karışmayın.
Bırakınız onlar, ellerine tutuşturulan ticari bilgilerin hangi koşullarda oluştuğunu bilmeden o alıcılara verilen fiyatları kırmaya ve rekabet ettiklerini sanarak çalışmaya devam etsinler.
Üreticilerimiz ve ihracatçılarımızın, başka ülkelerden gelen rakipleriyle mücadele etmek yerine, kendi aralarında rekabet etmeyi seçtiklerinde ortaya çıkan olumsuzlukları birçoğumuz biliyoruz.
Ben bunları yaşadım ve yaşayanları da tanıyorum.
Oysa küresel pazarlar çok büyük ve kendi kendimizi yememiz gibi anlamsızlıkları ortadan yok edecek kadar derinlikleri var.
52 yıldır ihracat piyasasındayım ve kalıcı olmayı başaran ihracatçılarımızın çoğunluğunun kolaycılığı seçmeden, kendi güçlerini oluşturup, başkalarının başarılarından daha çok başarısızlıklarını gözlemleyip, onları yapmaktan kaçınanlar olduğunu gördüm.
Öte yandan, kendi gücünü oluşturmaya çalışanlar, başkalarının yetişmiş elemanlarını daha yüksek ücretlerle ayartmanın, sorunlarına çözüm olmayacağını çabucak anlıyorlar.
Çünkü, bugün sizin yüksek ücret teklifinize evet diyerek çalıştığı işletmeden ayrılarak size gelen kişinin, daha sonra başka işletmelerin daha cazip tekliflerine evet diyerek sizleri kolayca terk edeceğini kavramış oluyorlar.
Üstelik bu türden iş değiştirenlerin en büyük kozunun, müşteri portföyünüzle birlikte gideceğinin olduğunu da biliyorlar.
Veri hızla toplanabilir, bilgi kolayca oluşturulabilir, sen çok yaşa yapay zekâ…
Amma kolay ve hızla oluşturulamayacak olan şey ise “Kişisel ilişkiler.”
Kendi gücünü oluşturanların bir başka özelliği de rekabetten korkmamak ve ona hazır olmak.
İşte İMECE dediğimiz iş birliği burada devreye giriyor.
İş birliği yapın derken ticari sırlarınızı başkalarına açınız demiyorum.
Ancak, yabancı pazarlarda çalışırken kendinize özel durumlar dışındaki olumlu gelişmeleri, diğer ülkelerin ihracatçıları ile rekabet olanakları yaratan unsurları, kamusal alanda paylaşılabilecek bilgileri ülkemiz ihracatçıları ile paylaşın.
Başka ülkelerin ihracatçıları kazanacağına, kendi ülkemizin ihracatçıları bu türden dayanışmalar ile kazansın.
İş birliği ve dayanışma güç getirir.
Odalar, birlikler, dernekler gibi sivil toplum örgütleri bunun için var.
Buralar siyaset meydanı değil iş yapma ve hizmet etme yerleri.
İMECE buraların sadece işi değil görevidir.