Finansal raporlama altyapısının yetersizliği, stratejik planlama eksikliği ve mevzuata uyum konusundaki deneyimsizlik, -başta SPK- piyasa aktörleri ile iletişimdeki sorunlar halka arz sürecinin uzun ve maliyetli olmasına neden oluyor.
Günümüz ekonomik konjonktüründe şirketler için finansmana erişim belirgin şekilde zorlaşmış durumda. Krediler; artan faiz oranları ve tahsis kısıtları nedeniyle hem pahalı hem de sınırlı hale geldi. Yüksek ülke risk primi, döviz riski ve küresel finansal koşullardaki sıkılaşma, birçok Türk şirketi için dış borçlanmayı da güçleştiriyor. İç kaynaklar ise çoğu şirketin zararda olması ya da kârlı olsalar bile artan işletme sermayesi ihtiyacı nedeniyle yetersiz kalıyor. Bu kriz şablonu aynı zamanda sermaye piyasası finansmanının son yıllardaki artan önemini de açıklıyor. Nitekim son yıllarda BİST özel sektör borçlanma araçları piyasası ve halka arz piyasası hızla büyüdü. Hisse senedi halka arzı da, birçok şirket için yalnızca bir büyüme aracı değil, aynı zamanda bir “finansal dengeleyici” ve hatta bir “can simidi” olarak öne çıkıyor.
Halka arz, kolay iş değil
Halka arz, kısa vadeli bir finansman çözümü değil. Aksine, uzun soluklu ve disiplinli bir hazırlık sürecinin ürünü. Şirketlerin finansal şeffaflık, kurumsal yönetim ve düzenli kamuyu aydınlatma yükümlülüklerine uyum sağlamasını gerektiren, yönetim felsefesini kökten değişime zorlayan bir süreç. Bu süreç, özellikle aile ve patron şirketleri için ciddi bir kültürel dönüşümü de beraberinde getiriyor. Yönetim yapısının profesyonelleşmesi ve kurumsallaşma mekanizmalarının kurulması, halka arzın başlıca ön koşulları arasında.
30 yılını regülasyon tarafında geçiren bir borsa profesyoneli olarak, tecrübemiz birçok şirketin bu gereklilikleri karşılamakta zorlandığı yönünde. Finansal raporlama altyapısının yetersizliği, stratejik planlama eksikliği ve mevzuata uyum konusundaki deneyimsizlik, -başta SPK- piyasa aktörleri ile iletişimdeki sorunlar halka arz sürecinin uzun ve maliyetli olmasına neden oluyor. Şirket tarafındaki belki de en temel sorun; halka arzın, yalnızca bir finansman işlemi değil; şirketin tüm iş yapış biçimini yeniden tanımlayan bir dönüşüm projesi olarak görülmemesi.
Türkiye’deki halka arz istatistikleri
Türkiye’de halka arz piyasası son yıllarda önemli bir yavaşlama içinde. TSPB verilerine göre, 2022 yılında 40 olan halka arz edilen şirket sayısı, 2023 yılında 54 gibi tarihi bir zirveye ulaştıktan sonra, 2024 ve 2025 yıllarında sırasıyla 34 ve 16 adet olarak gerçekleşti. 2026 yılının ilk çeyreğinde ise 11 halka arz yapıldı. Bunun nedeni şirketlerin halka arzdan soğuması değil. SPK’nın güncel “ilk halka arz başvurusu” listesindeki şirket sayısı 132. İlk ve son sıradaki şirketlerin halka arz başvuru tarihleri ise sırasıyla 17.10.2023 ve 30.3.2026. Yani şirketlerimiz halka arz için istekli.1
Halka arzlar neden yavaşladı? Yine açılır mı?
Peki, 2024 sonrasında halka arzlardaki belirgin yavaşlamanın nedenleri ne? Bu durumun ilk nedeni halka arzlara yönelen finansal kaynakların, diğer yatırım alanlarını tercih etmesi olabilir. İkincisi, değerleme konusundaki belirsizlikler ve piyasa oynaklığı, hem yatırımcı hem de ihraççı tarafında temkinli bir yaklaşımı beraberinde getiriyor. Halka arz fiyat performansının şirket kadar, yatırımcıyı da mutlu etmesi bu noktada çok önemli. Üçüncüsü, kurumsal kalitesi veri olmakla birlikte, SPK’nın mevcut insan kaynağı ile bu boyuttaki talebi hızla karşılamasındaki güçlükler olabilir. Kurul canla başla çalışıyor ama sıradaki ve plan içindeki şirket sayısına iş olarak yetişmek kolay değil. Ancak kanımızca halka arzlarda son yıllardaki durumun belki de en önemli nedeni; BİST’in mevcut ekonomik koşullarda, bu kadar çok sayıda yeni şirketi piyasa etkinliğini bozmadan hazmedip hazmedemeyeceği meselesidir. 2026 yılı da maalesef bu öngörünün geçerliliğini önemli ölçüde koruduğu bir yıl olacak gibi görünüyor.
1https://spk.gov.tr/istatistikler/basvurular/ilk-halka-arz-basvurusu
2https://tspb.org.tr/wp-content/uploads/2026/04/Turkish_Capital_Markets-202604-TR.pdf