Gelirin büyük kısmının konutla ilgili harcamalara gitmesi; tasarruf kapasitesini eritiyor, borçluluğu ve ekonomik şoklara karşı kırılganlıkları artırıyor.
Son yıllarda Türkiye ekonomisinde giderek daha da görünür hale gelen sorunlardan biri “konut yoksulluğu”dur. Konut yoksulu (house poor) konut sahipliğine rağmen, konut sahipliği yolunda ya da kiracılık koşulları nedeniyle zorunlu tüketim maddelerinden farklı derecelerde mahrum kalınmasını ifade ediyor.1 Konut yoksulu ev sahibidir, ya da kirada oturuyordur. Fakat ekonomik olarak nefes alamaz durumdadır.
Konut yoksulluğu ve gelir düzeyi/dağılımı
Konut yoksulluğu kavramı, bir hanenin barınma ihtiyacını karşılayabilmesine rağmen gelirinin çok büyük bir bölümünü kira ya da konut finansmanına ayırmak zorunda kalması nedeniyle diğer temel ihtiyaçlarını kısmak zorunda kalmasını ifade ediyor. Gıda, enerji ve ulaşımdaki enflasyonun da katkısı büyük olmakla birlikte, konut yoksulluğunun temel nedeni düşük gelir düzeyi ve bunun çarpık dağılımı.
Ülkemizde çalışanların yaklaşık yarısının, 2026 yılı itibarıyla 28 bin TL olarak belirlenen asgari ücret karşılığında çalıştığı tahmin ediliyor.2 Endeksa verilerine göre 2026 Ocak ayı itibarıyla İstanbul’da ortalama kiralık metrekare fiyatı 355 TL. Yani 60 m²’lik bir konutun ortalama kira tutarı 21.300 TL. Buyurun gelirin kalan kısmını konutla ilgili diğer giderlere, zorunlu tüketime, ulaşım, eğitim ve sağlık ile ilgili harcamalara dağıtın.
Mülk sahibi konut yoksulları
TÜİK 2025 yılında medyan gelirin %70'i dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre yoksulluk oranını %28,7 olarak tahmin ediyor.3 Ancak konut yoksulluğu sadece kiracılıktan beli bükülen kesimlerin, kırılgan grupların ve en geniş tanımıyla yoksul kesimlerin meselesi değil. Aynı zamanda mülk sahiplerini de içeren çok geniş bir kesimin meselesi. İyi kötü bir evin sahibi olmuş milyonlarca emekliyi ve emekli maaşlarını düşündüğümüzde de konut yoksulluğu sorunuyla karşılaşıyoruz.
Konut harcamaları hanehalkı bütçesini zorluyor
Son yıllarda barınma maliyetlerindeki artış konut yoksulluğunu daha da görünür hale getirdi. EuroStat verilerine4 göre konutla ilişkili giderler Türkiye’de hanehalkı kullanılabilir gelirinin yaklaşık yüzde 21,1’ini oluşturuyor.5 Gelirin büyük kısmının konutla ilgili harcamalara gitmesi; tasarruf kapasitesini eritiyor, borçluluğu ve ekonomik şoklara karşı kırılganlıkları artırıyor. Bu tablonun sosyal ve psikolojik sonuçları ise toplumun tamamını etkiliyor. Evlenme yaşının yükselmesi, doğurganlık oranlarının düşmesi, kuşaklar arası servet farkının büyümesi finansal gerilimin yol açtığı sosyal sorunların sadece bazıları.
Çözüm nerede?
Konut fakirliği sorununun çözümü yalnızca daha fazla konut üretmekten geçmiyor. Erişilebilir fiyatlı konut arzı, kurumsal kiralık konut piyasasının geliştirilmesi ve uzun vadeli finansman modelleri kritik önem taşıyor. Ancak daha temel bir gerçek var: Gelir/servet dağılımı dengelenmeden konut yoksulluğunun kalıcı biçimde çözülmesi zor görünüyor.
Bugün konut yoksulluğu, ekonomik istikrar kadar sosyal adaletle de doğrudan ilişkili bir meseleye dönüşmüş durumda. Eğer geniş toplum kesimleri için barınma sürdürülebilir olmaktan çıkarsa, bu durum yalnızca bir konut sorunu değil, aynı zamanda bir kalkınma sorunu olarak da karşımıza çıkacaktır. Bu nedenle konut politikalarını gelir/servet dağılımı perspektifiyle birlikte düşünmek gerekiyor.
1Thalmann, P. (2003). ‘House poor’or simply ‘poor’?. Journal of Housing Economics, 12(4), 291-317.
2 https://www.ekonomim.com/ekonomi/turkiyede-asgari-ucretli-calisan-orani-her-yil-artiyor-haberi-861688
3 https://veriportali.tuik.gov.tr/tr/press/53994
4 https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php?title=Living_conditions_in_Europe_-_housing#Source_data_for_tables_and_graphs
5 https://www.paturkey.com/news/2025/turkiye-ranks-fifth-in-europe-for-housing-cost-burden-as-rents-soar-20795/