Hakikat rejimlerinin tarihsel serüveni, aslında insanlığın Dünya’yı “nasıl anlattığı” kadar “nasıl satın aldığı, nasıl yönlendirildiği ve nasıl inandığı” meselesinin de tarihidir.
- yüzyılda Poe’nun karanlık zihinsel labirentleri ve Dickinson’ın yoğun içsel sessizliği, bireyin hakikati kendi bilinç alanında kurduğu bir dönemi temsil etmiştir.
- yüzyılda Wilde’ın toplumsal maskeleri ve Neruda’nın politik şiirleri, kitle toplumunun yükselişiyle hakikatin artık bireyden çok toplum ve ideoloji tarafından üretildiği bir çağın kapısını açmıştır.
Türkiye’de ise bu dönüşüm, geç Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, oradan da 1980 sonrası neoliberal medya düzenine uzanan çizgide, önce devlet anlatısı, sonra kitle medyası ve ardından dijital dikkat ekonomisi üzerinden usul usul, katman katman ilerlemiştir. Günümüz Türkiye’sinde “hakikat haritası rejimi” daha çok edebiyat, şiir ve gazetecilik üçgeninde oluşmaktadır.
Veri ifşası / veri sızıntısı temelli hakikat rejimi dediğimizde; Snowden ve Manning’in belge temelli yüksek güvenilirliği, Assange’ın belge atıflı tartışmalı güvenilirliği, Edmonds’un veri sızıntısı temelli “thread-ifşası”nın muğlaklığı hibrit hakikat rejimi başlığı açılabilmesi ihtimallerine örnekler oluşturmaktadır. Bu örnekler; küresel ifşa kültürünün yerel siyasal-ekonomik belirsizliklerin kesişiminde yeni bir “güven anlatısı krizi”ne işaret etmektedir.
Türkiye’de devlet anlatısının güçlü olması, ifşa kültürünün gazeteciliğe özgülenmiş olması, edebiyatın birey ve toplum ekseninde gelişmesi nedeniyle hibrit hakikat rejiminin Türkiye’de henüz Dünya’daki kadar etkin olmadığını söylemek mümkündür.
Psikolojik hakikat rejimi yani Poe hattı, insan zihninin içsel çöküşlerini, korku ve bilinç kırılmalarını merkeze alır; burada gerçeklik dış dünyada değil, zihnin kendi üretiminde oluşur. Varoluşsal hakikat rejimi yani Dickinson hattında, az sözle çok anlam üretir; yoğunluk, hakikatin kendisi haline gelir. Sosyal hakikat rejimi yani Wilde hattında, toplumun ikiyüzlülüğünü ve kimlik performanslarını görünür kılarak maskelerin çatışması haline getirir. Politik hakikat rejimi yani Neruda hattı, tarih ve güç ilişkilerini merkez alır; hakikat, iktidarın ve halkın geriliminden doğar.
Bu rejimler karşılaştırıldığında ortaya çıkan temel ayrım şudur: Batı edebiyat geleneğinde hakikat daha çok birey, toplum ve estetik ekseninde gelişirken, Türkiye örneğinde bu yapı daha çok devlet, medya ve kriz ekonomisi ekseninde yoğunlaşmıştır.
Hakikat rejiminin yerli temsilcileri Oğuz Atay, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Edip Cansever ve Uğur Mumcu ile yabancı temsilciler arasındaki fark, yalnızca üslup değil, aynı zamanda hakikatin dolaşım hızıdır. Türkiye’de hakikat; çoğu zaman gecikmeli, çatışmalı ve kurumsal, sosyal, kültürel filtrelerden geçmiş bir form almıştır. Kadim Anadolu kültürünün tüm duyguları, tüm verileri, tüm analizleri “demlenme” sürecine tabi tutması, doğal ve kendiliğinden zorunlu kılan bir süreçtir. Batı’da ise; edebi ve düşünsel alan daha erken soyutlama üretmiştir.
Eğer bu yazarlar bugün sosyal medya çağında yaşıyor olsalardı, Poe TikTok’un karanlık psikoloji estetiğine, Dickinson Instagram’ın minimalist yoğunluk kültürüne, Wilde influencer kimlik performanslarına, Neruda viral politik klip ve meme ekosistemine dönüşürdü. Yani hakikat artık metin değil, format olurdu; derinlik değil, hız; süreklilik değil, viral kırılma belirleyici hale gelirdi.
Yapay zekâ ise; hakikat rejimlerini radikalleştirerek, hakikati yalnızca dağıtan değil, yeniden üreten bir simülasyon motoruna dönüştürmektedir.
Artık psikolojik, estetik, sosyal, politik ve kurumsal hakikatler yalnızca dolaşımda değil, aynı zamanda sürekli yeniden yazılabilir durumdadır.
Yapay zeka hakikat değil, duygusal reaksiyon optimizasyonu yapmaktadır. Estetiğin değil algoritma tarafından paketlenmiş duygu dönüşümü gerçekleştirilmektedir. Gerçek benlik değil, optimize edilmiş sosyal benlik örnekleri oluşmaktadır. Büyük politik anlatılar değil, mikro-ideolojik parçacıklar ortalığa saçılmaktadır ve kurumsal hakikat artık rekabet eden anlatılardan biri haline gelmiştir.
Hakikat artık “orijinal kaynak” üretimi değil, “yapay zeka tarafından yeniden yazılmış versiyonların sürekli rekabeti” haline gelmiştir. Algoritmalar tarafından tek bir dikkat akışına dönüştürülen ve içerik ekonomisi içinde sürekli birbirine çevrilen formatlara indirgenmiştir.
Bu dönüşümün ekonomik sonucu açıktır.
Bilgi asimetrisi azalmak yerine biçim değiştirmekte, piyasa, gerçek veriye değil, üretilmiş anlatıların hızına duyarlı hale gelmektedir.
Türkiye’de hakikat rejimlerinin ekonomiyle kesişimi özellikle döviz kuru dalgalanmaları, enflasyon verileri ve Merkez Bankası kararları üzerinden gözlemlenmektedir. Türkiye gibi volatil ekonomilerde bu durum, kısa vadeli beklenti dalgalanmalarını artırırken uzun vadede güven ekonomisini aşındırma potansiyeli taşımaktadır.
Örneğin, 2021–2023 döneminde döviz kurlarına ilişkin farklı medya anlatıları, piyasalarda kısa vadeli beklenti dalgalanmalarını artırmış; aynı dönemde Borsa İstanbul’da bankacılık hisseleri, açıklanan resmi verilerden çok “anlatıların hızına” duyarlı hale gelmiştir. Benzer şekilde, kripto para piyasasında sosyal medya kaynaklı içerikler, yatırımcı davranışlarını yönlendirmiş ve klasik bilgi asimetrisi yerine “format rekabeti” üzerinden fiyat oynaklığı yaratmıştır.
Küresel ölçekte ise; ekonomik değer giderek üretimden değil, “anlatı üretim kapasitesinden” türemeye başlamıştır.
Böylece klasik hakikat rejimleri henüz tamamen çözülmemekle birlikte; yalnızca yapay zekâ tarafından sürekli yeniden üretilen bir simülasyon katmanının içine çekilmeye başlamıştır.
En kritik dönüşüm de; hakikati keşfedilen bir şey değil, optimize edilen bir süreç haline getirilmesidir.
Hakikat optimizasyon sürecini en iyi planlayanlar, hakikat rekabetini kazanacaklardır.