Anayasa Mahkemesi kararıyla, Gümrük Kanunu dışında yapılan tüm düzenlemeler uyarınca uygulanan usulsüzlük cezaları iptal edildi. İptalin en önemli gerekçesi, Anayasa gereğince cezanın Kanunla konulması gerektiği yani “suçun kanuniliği” ilkesine uyulmamış olmasıdır.
Bu köşede yayınlanan yazılarımızla zaman zaman gümrük mevzuatı uyarınca uygulanan idari para cezasına ilişkin sorunları dile getirdik, hukuki anlamda hataları vurguladık, çözüm önerileri sunduk. Geçmişte yayınlanan bazı makaleleri ve vurgulanan görüşleri sıralamak istiyorum:
- 23.12.2024 tarihli “Gümrük Cezalarının Evrimi ve Orantısızlığı”: Gümrük Kanunu’nda yer alan bazı cezaların miktarlarının belirlenmesinde vergi miktarının değil de eşyanın kendisinin bedelinin de içinde olduğu gümrüklenmiş değerin esas alınması, fiile orantısız ceza uygulanmasını sağlamıştır.
- 07.01.2025 tarihli “Mevzuat mı Önemli Uygulama mı?”: Kamu görevlileri, özellikle vergi ve para cezası gibi kamu gelirleri konularında, genellikle mevzuatı doğru olarak uygulama yerine kamu geliri elde etme güdüsü içerisinde hareket etmektedir.
- 25.03.2025 tarihli “Bir Koyundan Kaç Post Çıkar?”: Tek bir fiil sonucunda bir beyannamede çok sayıda ve cüzi miktarda vergi kayıplarında, her kaleme ayrı usulsüzlük cezası kesilmesi sonucunda, ceza verginin yüzlerce katı şeklinde uygulanmaktadır.
- 09.09.2025 tarihli “Ceza Kesmenin Cazibesi”: Kanun koyucunun iradesinin devre dışı bırakılarak, salt ceza yazmak için açık aramak ve yoruma dayalı ceza uygulamak hukuki değildir.
- 01.12.2025 “Gözetim Kıymeti Savaşı Bitti”: Kamunun yerli üreticiyi korumak için elinde olan sınırlı argümanları uluslararası hukuka aykırı olsa da sonuna kadar kullanmakta, ithalatçı ise uluslararası hukuktan ve Gümrük Kanunu’ndan kaynaklanan ve kendisinden haksız alındığını düşündüğü vergiyi ödememekte ısrarcıdır.
Yargı iptal kararları
Bir yandan ceza uygulamak için şartların orantısız şekilde zorlanması diğer taraftan hukuki yapısında yetersizlik olması, cezalara dayanak teşkil eden mevzuat hükümleri hakkında yargı tarafından iptal kararları verilmesine sebep oldu.
Önce, Danıştay 7. Dairesinin 26.11.2024 tarihli ve E:2024/2206, K:2024/4870 sayılı Kararı ile 2016/9 sayılı Genelgeye atıf yapan "Kıymet Kriterli Gözetim Uygulaması" konulu 22.01.2019 tarihli ve 2019/1 sayılı Genelge'nin iptaline karar verildi. Bu karar sonrasında, gözetim kıymetine tabi eşyanın gözetim belgesi olmadan ve gözetim kıymetinden düşük vergi matrahı beyan edilerek yapılan ithalatta ceza uygulanması olanağı ortadan kalkmış oldu.
En son, 2 Haziran 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Anayasa Mahkemesinin Esas: 2025/269, Karar: 2026/72 sayılı, 26.3.2026 tarihli Kararıyla, Gümrük Kanunu’nun 241/1 maddesinde yer alan;
A- “....ikincil düzenlemelerle getirilen hükümlere...” ibaresi Anayasa'ya aykırı bulunduğu için,
B- “...ve bu Kanunda tanınan yetkilere dayanılarak çıkarılan...” ibaresi ise uygulama kabiliyeti kalmadığı için, iptal edildi.
Anayasa Mahkemesi kararı
Anayasa’nın 38. maddesi; “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.”
Gümrük Kanunu’nun 241/1 maddesi; “Bu Kanunda ayrı bir ceza tayin edilmiş haller saklı kalmak üzere, bu kanuna aykırı hareket edenlere söz konusu düzenlemelerde açıkça öngörülmüş olması kaydıyla altmış TL usulsüzlük cezası uygulanır.”
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 4/3 maddesi; “Hangi fiillerin kabahat oluşturduğu, kanunda açıkça tanımlanabileceği gibi; kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği, idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de doldurulabilir.”
Gümrük Kanunu ve Kabahatler Kanunu’nun bu hükümlerinden hareketle, hangi hallerde usulsüzlük cezası uygulanacağı Gümrük Yönetmeliği başta olmak üzere, Yönetmelik, Tebliğ hatta Genelgelerle belirlenmekteydi. Gümrük Yönetmeliğinin 82 nolu ekinde 56 fiil usulsüzlük cezası sıralanmıştı.
Anayasa Mahkemesi kararıyla, Gümrük Kanunu dışında yapılan tüm düzenlemeler uyarınca uygulanan usulsüzlük cezaları iptal edildi. İptalin en önemli gerekçesi, Anayasa gereğince cezanın Kanunla konulması gerektiği yani “suçun kanuniliği” ilkesine uyulmamış olmasıdır.
Hangi cezalar karar kapsamında?
6216 Sayılı Anayasa Mahkemesi’nin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun gereğince, mahkeme kararları kesindir. Mahkeme kararları devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. İptal kararları geriye yürümez. Bu nedenle 2 Haziran 2026 tarihinden itibaren karar, devletin tüm kurumları tarafından uygulanmak zorundadır.
2 Haziran 2026 tarihinden önce işlenen fiillere yönelik cezalar nasıl uygulanacak? Gümrük para cezaları idari para cezası olduğu için usül yönünden Kabahatler Kanununa tabidir. 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 5 maddesi gereğince; “5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümleri kabahatler bakımından da uygulanır.”
Türk Ceza Kanunu’nun 7 maddesi gereğince; “İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.”
Bu nedenlerle, fiil kabahat olmaktan çıktığı için, 2 Haziran 2026 tarihinden önce işlenen fiillere yönelik kabahatler için de ceza uygulanamaz. Alınmış ceza kararı varsa tahsil edilemez.
Dolayısıyla, daha önce işlenen filler yönelik ceza kararı düzenlenemez, düzenlenmiş olanlar tahsil edilmez, uyuşmazlıklar yükümlü lehine sonuçlandırılır.
Tahsil edilen cezaların durumu
Yukarda da belirttiğimiz üzere, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları geriye yönelik yürümez. Bu nedenle tahsil edilmiş cezanın geri ödenmesi mümkün görünmüyor.
Ancak, kanunen ödenmemeleri gerektiği halde ödenmiş olduğu belirlenen para cezaları üç yıl içinde talep üzerine geri verilir. Doğal olarak ödenen para cezasının ödenmemesi gerektiği halde ödenmiş olduğunun tespit edilmesi durumunda para cezasının geri alınması mümkündür. Gümrük idaresinin bu tür başvuruları kabul etme olasılığı çok düşük olmakla birlikte, yargı mercilerince böyle bir tespitin yapılması mümkündür.
Bundan sonra ne olacak?
Anayasa Mahkemesi Kararı, cezanın ikincil mevzuatla düzenlenmiş olması nedeniyle iptal kararı verdi. Bu nedenle, cezaların Kanunla düzenlenmesi konusunda gerçekleşebilecek mi, gerçekleşecekse yoksa hangi oranda gerçekleşebilecek bunu zaman gösterecek.
Diğer taraftan Gümrük Kanunu’nun 235 maddesinde ikincil düzenlemelerle belirlenen genel düzenleyici idari işlemlerle ithali yasaklanan veya kısıntıya tabi eşyanın ithalinde daha ağır cezalar düzenlenmiştir. Bazıları bu cezanın da iptal etme olasılığının olduğunu öne sürmektedir. Ancak, bu görüşe katılmadığımızı belirtmeden de geçemeyeceğim.