Erdoğan sonrası Türkiye’nin nasıl bir siyasi tabloyla karşılaşacağı sorusu, Ankara’da giderek büyüyen bir belirsizliğe dönüşüyor. Muhalefet cephesindeki farklı hesaplar, kararsız seçmenin ağırlığı ve iktidar sonrası için başlayan hazırlıklar, Gordion düğümünü kimin ve nasıl çözeceği sorusunu siyasetin merkezine taşıyor.
Yeni bir lider arayışında olan Friglere bir kâhin tarafından, şehre öküz arabası ile giren ilk adamı kral ilan etmeleri söylenir. Bu kişi kağnısıyla kente giren yoksul bir köylü, Midas'ın babası, Gordios olur. Gordios, kral ilan edildikten sonra öküz arabasını Frig tanrısı Sabazios Tapınağı’na adar. Araba kızılcık dallarından bir düğümle tapınağa bağlanmıştır ve bu düğümü çözecek kişinin Asya'nın hakimi olacağı söylentisi ile ünlenir.
Büyük İskender, Gordion'a geldiğinde (MÖ 334) düğümü çözmeye çalışır ama başaramaz. Sabrı tükenince öfkeyle kılıcını çekip düğümü keser. İskender, gerçekten de Ahameniş İmparatorluğu'nun fatihi ve Asya'nın hakimi olma yolundadır. Ancak 33 yaşında ateşli bir hastalıktan zamansızca ölümü, bilgelerce Gordion düğümünü çözmek yerine sabırsızca davranmasının cezası olarak yorumlanır.
Gordion Ankara merkezden sadece 90 kilometre uzaklıktadır…
Yüzlerce yıl sonra Ankara’daki ana tartışmanın düğümü de Erdoğan sonrasında ne olacağı sorusu!
Herkesin bir cevabı var. Her cevap da sahibinin çıkarına uygun... Bu kadar çok cevap ve bu kadar çok kişisel çıkar kaçınılmaz olarak çatışma yaratıyor.
Düğüm, kılıçla mı kesilecek; usulüne uygun mu çözülecek yoksa zamana bırakılıp çürümesi mi beklenecek?
Gelin, iktidar ve muhalefet bu soruya ne yanıt veriyor tek tek bakalım.
Muhalefetten başlayalım. Biliyorsunuz dört çeşit muhalefet var: Milliyetçiler (İYİ Parti, Zafer Partisi, Anahtar Parti); Sosyal Demokratlar (CHP, Yeni Parti, İşçi Partisi); Merkez sağ ve muhafazakârlar (Yeniden Refah, Saadet Partisi, DEVA, Demokrat Parti). Dördüncü parti ise kararsızlar ve boykotçular.
Şu anda en büyük blok oy kararsızlar ve seçimde oy kullanmayacaklar. Bunların bir kısmının zaten düğümle işleri yok. Bir diğer kısmı ise düğümün çözülebileceğinden umudunu kesmiş. Hatta içlerinden zamanında düğümü kesmek için çaba gösterenleri, şimdi düğümü de sorunu da görmezlikten geliyor.
Milliyetçi cephe Erdoğan sonrasında ne olacağından çok düğüm çözülene kadar geçecek sürede yaşanacaklarla ilgili. Öncelikli hedefleri; Ekonomik kriz etkisi altındaki kitlelerin Terörsüz Türkiye sürecine yönelik antipatilerini diri tutmak. Seçime kadar geçecek sürede bu öfkeyi büyütmek ve etkileyici bir oy oranına ulaşmak. Böylelikle siyasetin ana unsurlarından biri olmayı umuyorlar.
Merkez sağ ve muhafazakârların durumu biraz daha farklı. Sorunla yakından ilgililer. Çünkü Erdoğan sonrası AK Parti’nin krize gireceğini düşünüyorlar. Onlar için düğümü çözmek yerine çürümesi için zamana bırakmak daha iyi. Geçen her süre AK Parti’yi yıpratacak ve muhafazakâr seçmeni kendilerine yaklaştıracak. O yüzden -en azından şimdilik- kendi ayakları üzerinde duracak bir ortam onlara yetiyor. Üstelik bu halleri Ak Parti içindeki güç odakları ile ayrı ayrı pazarlık yapabilmelerinin önünü açıyor.
Sosyal demokrat cephe kendi içinde en az üç parça. Erdoğan sonrasına kadar bekleyelim (CHP); Erdoğan ve iktidarı zayıfladı, ilk seçimde iktidarı değiştirecek politikalar izleyelim(Yeni Parti); Erdoğan’dan da, Erdoğan sonrasından da bize ne! Bu düğüm çözülsün de nasıl çözülürse çözülsün (İşçi Partisi). Bir de her parti içinde bu görüşlerin ayrı ayrı varyantları var. İki ana tavra yakından bakalım:
CHP; bir dahaki kurultaya kadar iktidarla uğraşmak yerine kendi içini dizayn etmeye ağırlık vermiş durumda. Genel tavırları düğümü zamana havale etmek, Erdoğan sonrasını beklemek üzerine kurulu. Ama bu iktidar partisi içindeki kliklerle farklı farklı gerekçelerle yan yana gelmelerine engel değil. (Bu konuda iktidar cephesini anlatırken örnekler vereceğim.)
Yeni Parti; bütün varlığını iktidarın değişeceği varsayımı üzerine kurmuş durumda. İktidar seçimi kaybetmezse büyük bir hayal kırıklığı yaşarlar ve dağılma noktasına gelirler. Şu anda “Erdoğan sonrasını düşünmek bizim işimiz değil, biz iktidara yürüyoruz” diyorlar ama bir taraftan da iktidar partisi ile temas noktaları oluşturmaya çalışıyorlar.
İktidar kanadına gelince…
O da bir dahaki yazıya.