Prof. Dr. NECDET SAĞLAM - Anadolu Üniversitesi İİBF
Giriş
2013 yılında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK.) ile ticaret hayatında şirketler topluluğuna ilişkin önemli ve köklü düzenlemeler yapılmıştır. Kanunun 195 ila 209’uncu maddeleri arasında yer alan bu hükümlerle, bir şirketin diğer bir şirket üzerinde hâkimiyet kurduğu grup yapılarında, yalnızca ekonomik bütünlük değil; aynı zamanda hukuki sorumluluk, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri de esas alınmıştır. Kanun koyucu bu düzenlemelerle, hâkim şirketin gücünü sınırsız biçimde kullanmasının önüne geçmeyi, özellikle bağlı şirketlerin, azınlık pay sahiplerinin ve alacaklıların korunmasını amaçlamıştır.
Bu çerçevede getirilen en önemli yükümlülüklerden biri, bağlı şirketlerin her faaliyet yılı için “bağlılık raporu” hazırlama zorunluluğudur. Uygulamada sıklıkla ihmal edilen veya yalnızca şekli bir belge olarak değerlendirilen bu rapor, gerçekte şirket yöneticileri açısından ciddi hukuki ve cezai sorumluluklar doğurabilecek nitelikte temel bir belgedir. Özellikle genel kurul süreci ve bağımsız denetim aşamalarında bağlılık raporunun eksikliği ya da içeriğinin yetersizliği, şirketler açısından önemli riskler yaratmaktadır.
- Şirketler Topluluğu, Hâkim Şirket ve Bağlı Şirket Kavramı
TTK’na göre şirketler topluluğu, bir hâkim şirket ile ona doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunan şirketlerden oluşan yapıyı ifade eder. Bir şirketin diğer bir şirket üzerinde oy haklarının çoğunluğuna sahip olması, yönetim organında karar alabilecek çoğunluğu belirleme yetkisini elinde bulundurması veya bir sözleşme ya da fiili durum yoluyla belirleyici etki kurabilmesi hâlinde hâkimiyet ilişkisi doğmuş sayılır. Bu hâkimiyet yalnızca pay sahipliği yoluyla değil, fiili yönetim gücü veya sözleşmesel düzenlemelerle de kurulabilir.
Hâkimiyet ilişkisinin varlığı için tarafların mutlaka aynı ülkede yerleşik olması gerekmez. Şirketler topluluğuna dâhil şirketlerden en az birinin merkezinin Türkiye’de bulunması hâlinde, TTK.’nun şirketler topluluğuna ilişkin hükümleri uygulanır. Bu yönüyle Kanun, özellikle uluslararası grup yapılarında Türkiye’de faaliyet gösteren bağlı şirketleri de koruma altına almayı hedeflemiştir.
- Bağlı Şirketler Açısından Bağlılık Raporu Yükümlülüğü
Bağlı şirketlerin yönetim kurulları, her faaliyet yılının bitimini izleyen ilk üç ay içinde, şirketin hâkim şirketle ve diğer grup şirketleriyle olan ilişkilerini içeren bir bağlılık raporu hazırlamak zorundadır. Takvim yılı esasına göre faaliyet gösteren şirketler için bu süre, en geç 31 Mart tarihine kadar devam eder. Bu yükümlülük, herhangi bir talebe bağlı olmayıp her yıl düzenli olarak yerine getirilmesi gereken bir yükümlülüktür ve tam hâkimiyetin bulunması, yani bağlı şirketin paylarının tamamının hâkim şirkete ait olması dahi bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz.
Bağlılık raporu, teknik anlamda şirket içinde belirli bir birime veya uzmana hazırlatılabilse de, raporun özellikle sonuç kısmı yönetim kurulunun sorumluluğundadır. Zira raporun sonuç bölümü, şirketin yıllık faaliyet raporuna da yansıtılmakta ve pay sahiplerinin bilgisine sunulmaktadır. Bu nedenle raporun içeriği, yalnızca şirket içi bir belge olarak değil, pay sahiplerini doğrudan ilgilendiren bir açıklama metni olarak ele alınmalıdır.
- Bağlılık Raporunun Kapsamı ve İçeriği
Bağlılık raporu, bağlı şirketin geçmiş faaliyet yılı içinde hâkim şirketle, hâkim şirkete bağlı diğer şirketlerle ve hâkim şirketin yönlendirmesiyle gerçekleştirilen tüm hukuki işlemleri kapsar. Bunun yanı sıra, hâkim şirket veya grup yararına alınan ya da alınmasından kaçınılan tüm önlemler de raporda yer almalıdır. Raporda, yapılan işlemlerde tarafların edimleri ve karşı edimleri açıkça belirtilmeli; alınan ya da alınmayan önlemlerin gerekçeleri ile bu önlemlerin şirket açısından doğurduğu sonuçlar değerlendirilmelidir.
Raporun en kritik yönü, şirketin bu işlemler sonucunda bir zarara uğrayıp uğramadığının tespit edilmesidir. Yönetim kurulu, her bir işlem bakımından uygun bir karşı edim sağlanıp sağlanmadığını ve alınan ya da alınmasından kaçınılan önlemin şirketi zarara uğratıp uğratmadığını açıkça ortaya koymak zorundadır. Bu değerlendirme, yalnızca genel ifadelerle değil, somut ve denetlenebilir bilgilerle yapılmalıdır.
- Zararın Denkleştirilmesi Kavramı
Şirketler topluluğu düzenlemelerinin temel taşlarından biri, hâkim şirketin hâkimiyetini bağlı şirketi zarara uğratacak şekilde kullanmasının yasaklanmış olmasıdır. Ancak uygulamada, grup menfaatleri gereği bağlı şirketin belirli işlemleri yapması kaçınılmaz olabilir. Bu gibi durumlarda Kanun, bağlı şirketin uğradığı kaybın aynı faaliyet yılı içinde denkleştirilmesini zorunlu kılar.
Denkleştirme, bağlı şirketin uğradığı zararın telafi edilmesi anlamına gelir ve farklı yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Bu telafi, bağlı şirkete doğrudan nakit ödeme yapılması suretiyle sağlanabileceği gibi, bağlı şirketin ekonomik durumunu güçlendirecek şekilde ona somut bir menfaat sağlanması yoluyla da gerçekleştirilebilir. Örneğin bağlı şirkete piyasa koşullarına uygun bir sözleşme avantajı verilmesi, gelir yaratacak bir faaliyetin yönlendirilmesi veya uygun koşullarda finansman sağlanması bu kapsama girer. Bunun yanında denkleştirme, bağlı şirkete ileride kullanılabilecek bir talep hakkı tanınması suretiyle de sağlanabilir. Bu durumda bağlı şirket, uğradığı kaybın karşılığında hâkim şirketten veya grup şirketlerinden belirli bir tutarı ya da edimi talep etme hakkına sahip olur. Hangi yöntem tercih edilirse edilsin, esas olan bağlı şirketin, hâkimiyet ilişkisi bulunmasaydı ulaşacağı ekonomik konuma geri getirilmesi ve bu telafinin raporda açık, somut ve denetlenebilir şekilde gösterilmesidir.
- Hâkim Şirket Raporu
TTK., hâkim şirketler açısından ayrıca bir rapor düzenleme imkânı da öngörmektedir. Ancak hâkim şirket raporu, bağlılık raporundan farklı olarak isteğe bağlıdır. Hâkim şirketin herhangi bir yönetim kurulu üyesi, yönetim kurulu başkanından, bağlı şirketlerin mali durumu, grup içi ilişkiler, pay sahipleri ve bunların yakınlarıyla yapılan işlemler ile bu işlemlerin sonuç ve etkileri hakkında bir rapor hazırlanmasını talep edebilir.
Bu rapor, özellikle büyük ve karmaşık şirketler topluluğunda yönetim kurulu üyelerinin bilgiye erişimini sağlamak ve grup içi işlemler üzerinde iç denetimi güçlendirmek amacı taşır. Ancak bu talep hakkının üçüncü kişilerin yararına kötüye kullanılması hâlinde, talepte bulunan yönetim kurulu üyesi doğabilecek zararlardan sorumlu tutulur.
- Denetim ve Cezai Sonuçlar
Bağlılık raporunun hiç hazırlanmaması veya mevzuata aykırı şekilde hazırlanması hâlinde, sorumlu yönetim kurulu üyeleri hakkında TTK’nun 562’nci maddesi uyarınca adli para cezası uygulanır ve bu da ilgilinin sicil/sabıka kaydına girer. Bu ceza, en az 200 gün karşılığı adli para cezası olup, güncel tutarlar dikkate alındığında ciddi bir mali yük doğurabilmektedir. Ayrıca raporun kasten gerçeğe aykırı düzenlenmesi veya pay sahiplerinin yanıltılması durumunda hapis cezası riski de söz konusu olabilir.
Bağımsız denetime tabi şirketlerde bağlılık raporunun sonuç kısmı yıllık faaliyet raporunda yer aldığından, bu rapor dolaylı olarak bağımsız denetimin de konusu hâline gelmektedir. Bu durum, raporun yalnızca hukuki değil, aynı zamanda finansal ve denetim boyutuyla da önemini artırmaktadır.
- Sonuç
Bağlı ve hâkim şirketlerin raporları hazırlama yükümlülüğü, şekli bir mevzuat zorunluluğu olmanın çok ötesindedir. Bu raporlar, şirketler topluluğu içinde şeffaflığı sağlayan, yönetim kurulu sorumluluğunu somutlaştıran ve pay sahiplerinin korunmasına hizmet eden temel araçlardır. Şirket sahipleri, mali müşavirler ve muhasebeciler açısından bağlılık raporunun doğru ve eksiksiz hazırlanması hem hukuki risklerin önlenmesi hem de sağlıklı bir kurumsal yönetim yapısının tesis edilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır.
Kaynaklar:
Türk Ticaret Kanunu (6102) – md.195 şirketler topluluğu tanımı, md.198 bildirim yükümlülükleri, md.199 bağlı ve hâkim şirket raporları, md.562 cezai müeyyideler.
Sermaye Piyasası Kurulu Mevzuatı – Kurumsal yönetim ve ilişkili taraf işlemleri düzenlemeleri (örn. SPK Tebliği III-48.1, GYO’lar için)