Dünya Ekonomi Forumu’nun son yayınladığı "Future of Jobs Report 2025" geleceği bir kehanet gibi anlatmıyor. Aksine bugünün kararlarının yarının işlerini nasıl şekillendireceğini gösteren bir pusula sunuyor. Teknoloji korkusu, istihdam paniği ya da “işler yok olacak” söylemleri yerine, “nerede dönüşüm var, orada fırsat var” demeyi öneriyor.
Geleceğin işlerine dair tartışmalar çoğu zaman teknolojinin hızına, yapay zekânın tehdidine ya da otomasyonun kaçınılmazlığına sıkışıyor. World Economic Forum’un “Future of Jobs Report" 2025 başlıklı son çalışması ise, meselenin yalnızca teknoloji olmadığını; iklim krizinden demografiye, jeopolitikten beceri dönüşümüne uzanan çok katmanlı bir kırılmanın içinden geçtiğimizi gösteriyor.
Raporun satır aralarında asıl güçlü mesaj şu: İşler kaybolmuyor, yön değiştiriyor. Bu yön değişimi, bugünden doğru okunduğunda ciddi fırsatlar barındırıyor. Rapora göre 2030’a kadar küresel ölçekte 170 milyon yeni iş yaratılması, buna karşılık 92 milyon mevcut işin dönüşmesi ya da ortadan kalkması bekleniyor. Net tablo ise artı yönde: 78 milyonluk bir istihdam artışı olacağı tahmin ediliyor ancak bu artış, herkes için otomatik bir kazanım anlamına gelmiyor. Çünkü aynı dönemde mevcut becerilerin yaklaşık yüzde 39’u geçerliliğini yitiriyor. Yani mesele iş bulmak değil, dönüşen işe uyum sağlayabilmek.
Teknoloji sadece bir araç
Raporda teknolojik dönüşüm merkezi bir yerde duruyor. Yapay zekâ, büyük veri, otomasyon ve dijital platformlar şirketlerin verimlilik arayışında başlıca kaldıraçlar olarak öne çıkıyor. Ancak WEF’in altını çizdiği kritik nokta şu: Teknoloji, tek başına belirleyici değil. İnsan becerileriyle birleşmediği sürece rekabet avantajı yaratmıyor. Bu nedenle en hızlı büyümesi beklenen beceriler listesinde yalnızca teknik başlıklar yok. Bu başlıklar arasında; analitik düşünme, problem çözme, yaratıcılık, liderlik, esneklik ve öğrenme çevikliği gibi “insani” yetkinlikler, AI okuryazarlığı ve veri analiziyle birlikte anılıyor. Kısacası geleceğin iş gücü profili, insanla makineyi karşı karşıya koyan değil, birlikte düşünen bir yapıya işaret ediyor.
Tarım teknolojileri büyümesi beklenen alanlar arasında
Tarım işçiliği ve tarım teknolojileri, raporda büyümesi beklenen alanlar arasında yer alıyor. Ancak bu, geleneksel tarım değil; iklim dostu, dijitalleşmiş, veriyle yönetilen bir üretim modeli. Aynı şekilde enerji verimliliği uzmanları, sürdürülebilir tedarik zinciri yöneticileri ve çevresel etki analistleri de önümüzdeki dönemin yükselen meslekleri arasında sayılıyor. Yeşil dönüşüm, bir yan başlık değil, yeni bir istihdam ekseni olarak konumlanıyor.
Demografik değişimler
Bir diğer güçlü fırsat alanı ise demografik değişimlerden besleniyor. Yaşlanan nüfus, kentleşme ve sosyal eşitsizlikler, sağlık, bakım ve sosyal hizmetler alanında kalıcı bir talep yaratıyor. Bu alanlar, otomasyonun sınırlı olduğu, empati, iletişim ve insan ilişkilerinin merkezde kaldığı işler olması nedeniyle daha dayanıklı görünüyor. Rapor, bu mesleklerin yalnızca sayısal olarak değil, toplumsal değer açısından da önem kazandığını ima ediyor.
Lojistik ve tedarik
Pandemiyle birlikte görünür hale gelen bir başka alan da lojistik ve teslimat hizmetleri oldu. Dijital ticaretin yaygınlaşması, şehirlerin büyümesi ve tüketim alışkanlıklarının değişmesi bu sektörü geleceğin büyüme alanlarından biri haline getiriyor. Ancak burada da dönüşüm şart. Sadece insan gücüne dayalı değil, dijital izleme, veri yönetimi ve verimlilik odaklı yeni iş tanımları öne çıkıyor.
Future of Jobs Report 2025, geleceği bir kehanet gibi anlatmıyor. Aksine bugünün kararlarının yarının işlerini nasıl şekillendireceğini gösteren bir pusula sunuyor. Teknoloji korkusu, istihdam paniği ya da “işler yok olacak” söylemleri yerine, nerede dönüşüm var, orada fırsat var demeyi öneriyor.
Yeşil dönüşüm: Derin bir fırsat
Raporun en dikkat çekici başlıklarından biri yeşil dönüşüm. İklim krizi, enerji geçişi ve kaynak kısıtları yalnızca çevre politikalarını değil, iş gücü talebini de yeniden şekillendiriyor. Tarım, gıda, enerji, inşaat ve lojistik gibi sektörlerde yeşil becerilere sahip çalışanlara olan ihtiyaç hızla artıyor.
Rapor Türkiye için ne söylüyor?
Rapor küresel bir çerçeve sunsa da Türkiye gibi genç nüfusa sahip, aynı anda hem dijitalleşme hem yeşil dönüşüm baskısı yaşayan ülkeler için önemli ipuçları barındırıyor. En büyük risk, beceri dönüşümünü zamanında gerçekleştirememek. En büyük fırsat ise genç nüfusu doğru alanlara yönlendirebilmek. Tarımda teknoloji, sanayide yeşil dönüşüm, hizmetlerde dijitalleşme ve bakım ekonomisi, Türkiye’nin istihdam denkleminde kilit başlıklar olarak öne çıkıyor.