EZGİ TÜRKMEN - [email protected]
YEŞİM DİKİCİ - [email protected]
Türk hukukunda, gerek özel hukuk gerekse kamu hukukunda faize faiz yürütülmesi (bileşik faiz/mürekkep faiz) yasağı temel hukuk ilkelerden biridir. Bu yasağın temeli, borçlunun hukuken aşırı yükümlülük altına girmesini engellemektir.
Faize faiz yürütme yasağı, kamu düzeni ile doğrudan ilgili olması sebebiyle mahkemelerce resen gözetilmesi gereken emredici nitelikte bir düzenlemedir. Nitekim gerek Danıştay, gerek Yargıtay, anapara alacağına işlemiş faiz eklenmek suretiyle toplam alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin bu yasağa aykırı olduğunu kararları ile açıkça ortaya koymaktadır.
Faize faiz yürütülmesi yasağının yasal dayanakları nedir diye baktığımızda, öncelikle karşımıza özel hukuk alanında Türk Borçlar Kanunu ve 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun çıkmaktadır. Vergi hukuku uygulamaları bakımından da 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 Sayılı Kanun’un faiz hesabına yönelik hükümleri büyük önem taşımaktadır.
· 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu
Faize faiz yürütülmesi yasağının temel yasal dayanağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun iki ayrı hükmünde yer almaktadır. Kanunun 121/3. maddesinde temerrüt faizine ayrıca temerrüt faizi yürütülemeyeceği hükme bağlanmıştır. Ayrıca, aynı Kanunun 388/3. maddesinde ise "faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesinin kararlaştırılamayacağı" açıkça düzenlenmiştir. Söz konusu hükümler emredici nitelikte olup tarafların aksini kararlaştırması mümkün değildir.
· 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun
3095 sayılı Kanunun 3. maddesi, bileşik faiz yasağını doğrudan ve açık bir biçimde yasaklamaktadır. Buna göre, Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklı tutulmak suretiyle, kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken bileşik faiz uygulanamaz. Bu hüküm, vergi hukuku alanındaki uygulamalara da doğrudan etki etmektedir; zira kamu hukukunda özel bir düzenleme bulunmadığı hallerde, özel hukukun biçim ve kavramlarının uygun düştüğü ölçüde ilke olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
· 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndaki İstisnalar
Faize faiz yürütülmesi yasağının tek istisnası Türk Ticaret Kanunu'nun 8/2 maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, "üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerlidir. Şu şartla ki, bu fıkra, sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz." Dolayısıyla bu istisna hüküm yalnızca tacirler arasındaki cari hesap ve ticari ödünç sözleşmelerinde geçerli olup vergi hukuku ilişkilerine uygulanma olanağı bulunmamaktadır.
· 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun
6183 sayılı AATÜH Kanun'un 51. maddesi, amme alacağının ödeme müddeti içinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren her ay için ayrı ayrı gecikme zammı uygulanacağını düzenlemektedir. Buradaki "her ay için ayrı ayrı" ibaresi, gecikme zammının basit faiz esasına göre hesaplandığını göstermektedir. Bu da gecikme zammı hesaplanırken faize faiz uygulanmadığının yasal dayanağıdır.
· 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinde düzenlenen gecikme faizinde de faize faiz uygulanmamaktadır. Gecikme faizi, ikmalen, re'sen veya idarece tarh olunan vergiler için vade tarihi ile tahakkuk tarihi arasında hesaplanan, vergi aslına uygulanan fer'i nitelikteki bir müeyyidedir. Gecikme faizinin hesaplanmasında aylık esas geçerli olup ay kesirleri dikkate alınmamaktadır. Fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde uygulanan faiz konusunda da faize faiz yürütülmesi yasağı geçerlidir. VUK'un 112/4. maddesine göre, fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergiler, tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte mükellefe red ve iade edilir. Bu iadede de hesaplanacak faize ayrıca faiz yürütülmesi, yani faizin faizi hesaplanması mümkün değildir.
Her ne kadar 6183 sayılı Kanunun 51. maddesinin son fıkrasında Cumhurbaşkanı'na gecikme zammını bileşik faiz usulüyle hesaplatma yetkisi verilmişse de, bu yetki bugüne kadar kullanılmamıştır. Dolayısıyla mevcut yasal düzenlemeler kapsamında vergi alacaklarına yönelik gecikme zammı ve gecikme faizi, basit faiz esasına göre hesaplanmaktadır.
· Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun Güncel İçtihadı
Tam da bu noktada Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun, E:2023/950, K:2024/104 sayılı kararında bu mesele açıkça ele alınmıştır. Anılan Kararda, olay örgüsüne baktığımızda, davacı şirketçe talep edilen faiz alacağına faiz işletilmesinin, yani faizin belli süreler sonunda anaparaya eklenmesi suretiyle yeniden oluşan tutara faiz yürütülmesinin bileşik faiz olarak adlandırıldığı ortaya konulmuştur. Kurul, "dava konusu faiz alacağının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi, faize faiz yürütülmesi hukuken mümkün olmadığından hukuka uygun görülmemiştir" şeklinde hüküm tesis etmiştir.
Kurul’un bu kararı, vergi hukukunda faize faiz yürütülmesi yasağının uygulanmasına ilişkin temel nitelikte bir karar olma özelliği taşımaktadır.
Kurul, anılan kararda, Türk Borçlar Kanunu'nun 121/3. ve 388/3. maddeleri ile 3095 sayılı Kanunun 3. maddesindeki düzenlemelere atıf yapmak suretiyle, özel hukukta dahi belli şartlar altında tatbik alanı bulabilecek nitelikte olan faize faiz yürütülmesi kavramının, belirli ve öngörülebilir nitelikte bir yasal düzenleme olmaksızın kamu hukukunda uygulanmasının mümkün olmadığı sonucuna varmıştır.
Faize faiz yürütülmesi yasağının vergi hukukundaki dayanağı, vergilerin kanuniliği ilkesi ve hukuki belirlilik ile de doğrudan ilişkilidir.
Sonuç olarak belirtmek isteriz ki, vergi hukuku uygulamalarında faize faiz yürütülmesi yasağı ilkenin temelinde, vergilerin kanuniliği ilkesi, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ile kamu düzeninin korunması hususları yatmaktadır. Nitekim Kurul’un anılan kararında da, faize faiz yürütmenin kamu hukukunda uygulanabilmesi için belirli ve öngörülebilir nitelikte bir yasal düzenlemenin varlığının zorunlu olduğu hususu önemle vurgulanmıştır.