Genel seçimler normal takvime göre 2028 Haziran’ında yapılacak. Ancak 2027’ye çekilme ihtimali yüksek görülüyor. Seçim yılında enflasyonun gerileyerek tek haneye ineceğini beklemek ise oldukça iyimser bir varsayım.
Bu yılın ilk Enflasyon Raporu bugün açıklanıyor. Siz bu yazıyı okurken Merkez Bankası'nın enflasyon tahminlerinde bir revizyon yapılıp yapılmadığını biliyor olacaksınız. Ancak yazının kaleme alındığı sırada belli değildi.
Kasım ayında açıklanan Enflasyon Raporu’ndaki Merkez Bankası tahminlerine göre enflasyonun bu yılı yüzde 13-19 bandında tamamladıktan sonra gelecek yıl yüzde 9’a gerilemesi bekleniyordu. Yani Türkiye uzun bir aradan sonra tek haneli enflasyonu tekrar gelecek yıl görecekti.
Yüksek enflasyon siyasi tercih mi?
Türkiye'de enflasyon 1965-1970 yılları arasında yüzde 3,7 ile 8,3 arasında seyretti. 1971 yılında ise uzun bir aradan sonra ilk kez çift haneli enflasyon yaşandı. Yüzde 16,3 ile başlayan bu çift haneli enflasyon dönemi 2004 yılına kadar sürdü. Türkiye böylece 33 yıl boyunca yüksek enflasyonla yaşadı; bir kuşak yüksek enflasyon ortamında büyüdü. Zaman zaman çok yüksek oranlar görüldü. Örneğin yıllık enflasyon 1994’te yüzde 125’e, 1980’de ise yüzde 115,6’ya ulaştı.
2001 yılında Kemal Derviş’in liderliğinde IMF ile birlikte hazırlanan Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı sonuç verdi ve enflasyon 2004’te yüzde 9,3’e gerileyerek yeniden tek haneye düştü. Aradaki iki yıl hariç olmak üzere bu tek haneli dönem 14 yıl sürdü. 2008’de yüzde 10, 2011’de ise yüzde 10,5 ile yeniden çift haneye çıkılsa da bu oranlar çift hanenin alt sınırına yakındı.
Tek haneli dönem 2017’de enflasyonun yüzde 11,92’ye yükselmesiyle sona erdi ve Türkiye o günden bu yana yeniden tek haneli enflasyonu göremedi. Yakın gelecekte görür müyüz, emin değilim.
Kısacası; Türkiye'de son 60 yılın önemli bir bölümü yüksek enflasyon ile geçti. "Neden böyle oldu?" sorusunun yanıtı Mahfi Eğilmez'in blogundaki "Enflasyon Niçin Fazla Düşmez?" başlıklı yazısında var. Mahfi Eğilmez "Kendime Yazılar" blogunda "Türkiye’de enflasyonun kalıcı olmasının nedeni teknik bir yetersizlik değil; büyümeden ve onun yarattığı sanal refahtan vazgeçemeyen bilinçli bir siyasal tercihtir" diyor.
Tahminlerde revizyon olur mu?
Benim ve birçok ekonomistin beklentisi, Merkez Bankası’nın bugünkü yılın ilk toplantısında tahminlerde bir revizyon yapmayacağı; ancak üç ay sonra açıklanacak raporda tahminleri yukarı yönlü güncelleyebileceği yönündeydi.
Böyle bir revizyonla 2027 için öngörülen tek haneli enflasyon tahmini de çift haneye çekilebilir.
Genel seçimler normal takvime göre 2028 Haziran’ında yapılacak. Ancak 2027’ye çekilme ihtimali yüksek görülüyor. Seçim yılında enflasyonun gerileyerek tek haneye ineceğini beklemek ise oldukça iyimser bir varsayım. Türkiye’nin geçmiş seçim dönemlerinde maliye ve ücret politikalarını gevşettiği, destekleri artırdığı ve kredi koşullarını rahatlattığı biliniyor. Benzer bir konjonktür oluşursa, enflasyonun yalnızca seçim yılında değil, izleyen yılda da tek haneye inmesi zor görünüyor.
Bu raporu mutlaka okuyun
Bu nedenle bugün açıklanacak Enflasyon Raporu’nu dikkatle incelemekte fayda var. Her fırsatta söylediğim gibi bu rapor son derece önemli bir dokümandır. Merkez Bankası’nın Finansal İstikrar Raporu, PPK faiz kararları ve toplantı özetleri, Başkan’ın konuşmaları, basın duyuruları, hükümete yazılan açık mektup, aylık fiyat gelişmeleri bülteni ile para ve kur politikası metinleri gibi çeşitli iletişim araçları bulunuyor. Ancak en önemli iletişim aracı, üç ayda bir yayımlanan Enflasyon Raporu’dur. Enflasyon hedeflemesi rejimi çerçevesinde bankanın temel iletişim kanalıdır.
TCMB bu raporda enflasyonun seyrine ilişkin tahminlerini ve varsa değişikliklerin gerekçelerini açıklar. Enflasyon ve makroekonomik gelişmeler kapsamlı biçimde değerlendirilir; fiyatları etkileyen unsurlar analiz edilir. Gelecekte uygulanacak politikalara dair sinyaller verilir. Aynı zamanda önemli bir şeffaflık ve hesap verebilirlik aracıdır. Ekonomi ve piyasalarla ilgilenenlerin yakından izlemesi, hatta ayrıntılı biçimde incelemesi gerekir.
Rapor açıklandığında ilk olarak 2026 ve 2027 enflasyon tahminlerine bakılacaktır. Ancak bu tahminlerin dayandığı varsayımlar da en az oranlar kadar önemlidir. Varsayımlar saparsa, tahminler de sapar.
Enflasyon açısından yukarı yönlü riskler oldukça fazla. Başta petrol olmak üzere emtia fiyatları, işlenmemiş gıda fiyatlarındaki oynaklık tahminleri etkileyebiliyor. Kamu tarafından belirlenen fiyatlarda yapılan beklenmedik ayarlamalar da dengeleri hızla değiştirebiliyor.
Tüm bu risklerin ve olası etkilerinin Merkez Bankası perspektifinden nasıl değerlendirildiğini görmek için bugün açıklanacak raporu okumakta fayda var.