EKONOMİ/İZMİR
Türkiye’nin yüzde 97 oranında ithalata bağımlı olduğu doğalgazın elektrik üretimindeki payının yüzde 20 seviyesinde olduğunu hatırlatan Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, “İthal kömür ile birlikte düşünüldüğünde elektrik üretimimizin kabaca üçte biri hâlâ ithâl kaynaklara bağımlı. Son bir buçuk ayda Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, enerji güvenliğinin ülkeler için gerçek bir beka sorunu olduğunu ortaya koyuyor. Ülkemizin yenilenebilir enerji yolculuğunda adımlarını sıklaştırması, ithal kaynaklara bağımlılığını hızla azaltılması ve nihayetinde sonlandırılması gerekiyor” dedi.
Jeotermal enerjinin, baz yük konumunda olan tek yenilenebilir kaynağı olduğunu vurgulayan Kındap, sektöre yatırım yapan tüm firmaların, Türkiye’ye çok daha yüksek seviyede katma değer yaratabilmek için sorumluluk almaya hazır olduğunu söyledi.
Jeotermalin enerji çeşitliliği ve arz güvenliği ile temiz enerji dönüşümü açısından taşıdığı rolün tüm dünya tarafından kabul edildiğini belirten Kındap, Avrupa Birliği ülkelerinde jeotermal enerjinin konut ısıtması başta olmak üzere kullanım alanlarının hızla artış gösterdiğine dikkat çekti.
Bu ülkelerdeki jeotermal kaynak verimliliğinin Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar az olduğuna işaret eden Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: “Yapılan bilimsel araştırmalar, Avrupa Birliği’ne üye ülkeler arasında 43 bin megavat (MW) seviyesinde yeni jeotermal kapasite geliştirilebileceğini ortaya koyuyor. Uluslararası Enerji Ajansı ve enerji alanında çalışan düşünce kuruluşları, bu kapasitenin hayata geçirilmesi halinde jeotermal enerjinin, AB’de kömür ve gazdan üretilen elektriğin yaklaşık yüzde 42’sini ikame edebilecek potansiyele sahip olduğunu gösteriyor.
Türkiye olarak biz, Avrupa’nın tümünden daha fazla jeotermal kaynak potansiyeline sahibiz. Ancak bu kaynak ayaklarımızın altında durduğu sürece ülkemizin kalkınmasına hizmet etmiyor. Ülkemizin ithal enerji kaynaklarından uzaklaşması ve temiz enerji dönüşümünde kilit rol üstlenmeye hazırlanan jeotermal, enerji güvenliği ve iklim hedeflerimiz açısından da stratejik önemde.
Jeotermal kaynaklı elektrik üretimi üç kat artabilir
Türkiye’nin bugün itibarıyla enerji üretimi, seracılık, konut ısıtması, termal turizm gibi alanlarda 20 bin Megavat/termal seviyesinde jeotermal kullanımı olduğunu hatırlatan Kındap, bu seviyenin keşfi yapılmış potansiyelin üçte birinden daha az olduğunu söyledi. Kındap, “Halen 1760 MWe olan jeotermal kaynaklı elektrik üretimimizi üç kat artışla 5 bin MWe’ın üzerine, jeotermal ile ısınan konut sayımızı 170 binden 1 milyona, 7 bin dönüm olan jeotermal sera alanımızı 100 bin dönüme çıkarılabiliriz” dedi.
Jeotermal enerjideki kurulu güç artışını sadece sayısal bir büyüme değil, çevresel etkileri gözeten sürdürülebilir enerji politikalarının bir yansıması olarak gördüklerini kaydeden Kındap, Türkiye’nin ‘2053 Net Sıfır’ vizyonuna ulaşması jeotermal enerjiden ürettiği elektrik enerjisi kurulu gücünü yaklaşık beş kat artırarak 10 bin MW/e seviyesine çıkarması gerektiğinin altını çizdi.