Geçen yıl şubatta aylık enflasyon yüzde 2,27 idi. Bu yıl bu oranın altına inmek şu aşamada pek mümkün görünmüyor. Sebzeden kırmızı ete kadar gıda fiyatları hızla artıyor.
Maça yine gol yiyerek başladık. Erken gelen gol hem tribünlerin hem de oyuncuların moralini bozuyor; teknik direktörün işini de baştan zorlaştırıyor. Oysa takım bir süredir iyi sonuçlar almaya başlamıştı.
Aslında bu tabloya yabancı değiliz. Son yıllarda neredeyse her ocak ayında benzer bir manzarayla karşılaşıyoruz. Yılbaşı zamları, ücret ayarlamaları ve özellikle gıda fiyatlarındaki artışlar, enflasyonu ocak aylarında yukarı çekiyor. Bazı yıllarda buna konut, enerji ve hizmet fiyatları da ekleniyor. Bu yılın ocak ayında da durum değişmedi. Aylık enflasyon beklentilerin üzerine çıktı; yük yine gıda, konut ve enerji kalemlerindeydi.
Aylık yüzde 4,84’lük artış geçen yılın aynı ayına göre daha düşük olabilir ama hâlâ oldukça yüksek. Üstelik büyük ihtimalle şubat ayında da benzer bir tablo göreceğiz. Geçen yıl şubatta aylık enflasyon yüzde 2,27 idi. Bu yıl bu oranın altına inmek şu aşamada pek mümkün görünmüyor. Sebzeden kırmızı ete kadar gıda fiyatları hızla artıyor. Oysa enflasyonun kontrolden çıktığı 2021 öncesinde, şubat ayı enflasyonu genellikle yüzde 1’in altında olurdu. Hatta 2017’de eksi enflasyon bile görmüştük.
Bu manzarada Merkez Bankası’nın tutumu doğru
Merkez Bankası’nın ocak ve şubat aylarında yaşanan bu mevsimsel hareketleri dikkate alarak faiz indirimini 100 baz puanla sınırladığı anlaşılıyor. Yani çok aceleci davranmayan, temkinli bir yaklaşım söz konusu ki bu manzarada doğru bir tutumdur bu.
Bu noktada doğal olarak şu soru soruluyor: Merkez Bankası enflasyon tahminlerini revize eder mi? İlk Enflasyon Raporu’nda olmasa bile, ikinci raporda yukarı yönlü bir güncelleme ihtimali var. Ancak Banka şimdilik tabloyu netleştirmek için biraz daha veri görmek isteyebilir.
İyi haber şu ki kira piyasasında görece bir normalleşme var. 2025 başlarında yüzde 6’lar seviyesinde olan artışlar yüzde 3’lere kadar geriledi. Buna karşılık, ocak ayında yüzde 6,59 artan gıda ve alkolsüz içecekler grubu enflasyonun ana belirleyicisi oldu. Bir diğer önemli kalem ise yüzde 5,29 artış gösteren ulaştırma grubuydu. Çekirdek enflasyon göstergelerinden C endeksi (enerji, gıda, içecek, tütün ve altın hariç TÜFE) ocak ayında yüzde 4,55 arttı. Bu da enflasyonun hala yüksek seyrettiğini gösteriyor.
Özellikle ihtiyaç kredilerinin kısılması gerekiyor
Peki bu tabloya şaşırmalı mıyız?
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun 9 Ocak haftasına ait verilerine göre, kur etkisinden arındırılmış ve 13 haftalık ortalamalar üzerinden yıllıklandırılmış hesaplamada tüketici kredilerindeki büyüme oranı yüzde 60,2 seviyesinde. Bu kadar hızlı kredi büyümesi varken enflasyonu yüzde 30’ların altına çekmek kolay mı? Zor, hem de çok zor.
Hesabınızda para olmasa bile limitiniz dahilinde nakit çekmenize imkan tanıyan Kredili Mevduat Hesabı (KMH) uygulaması yaygın şekilde kullanılıyor. Sohbet ettiğim bir ekonomi yetkilisinin dediği gibi: “KMH’nin yıllık faizi yüzde 95 ve çoğu kişi bunun farkında değil.” Bu oran, hane halkının enflasyon beklentisinin bile oldukça üzerinde. Oysa dezenflasyon sürecinin hedeflere uygun ilerleyebilmesi için tüketici kredilerinin zayıflaması, özellikle ihtiyaç kredilerinin kısılması gerekiyor.
Reel sektör krediye erişememekten yakınıyor. Haklılar. Ancak mevcut enflasyon görünümü, kredi musluklarının bir süre daha sıkı kalmasını zorunlu kılıyor. Önümüzdeki aylarda kredi sınırlamalarının gevşetilmesini beklemek pek gerçekçi değil. Ekonomi yönetimi bu noktada, reel sektörü ve ihracatçıları rahatlatmak için daha seçici ve farklı destek modelleriyle devreye girebilir.