Hafta başında Kamuyu Aydılatma Platformu’na (KAP) düşen bir açıklama dikkatimi çekti. Dünyanın en büyük bankacılık gruplarından ICBC’nin (Industrial and Commercial Bank of China) Türkiye iştiraki, 5 şubesini kapatma, 3 şubesini ise başka şubelerle birleştirme kararı aldığını duyuruyordu. Gerekçe, operasyonel verimlilik ve kaynakların daha etkin kullanılmasıydı.
İlk bakışta sıradan bir yeniden yapılanma haberi gibi görünebilir. Ama bence satır aralarında çok daha önemli bir hikâye var. Çin'in kamu bankası ICBC, 2015’de Tekstilbank'ı satın aldığında beklentiler oldukça yüksekti. Tekstilbank'ın arkasında dünyanın en büyük bankasının desteği olacaktı. “İki ülke arasındaki ticaret büyüyor. Bu banka kısa sürede Türkiye'nin önemli oyuncularından biri olur" yorumları yapılıyordu.
Aradan 11 yıl geçti.
Bugün ICBC, dünyanın en büyük bankası olmasına rağmen Türkiye'de sektörün en küçük oyuncularından biri. Şube sayısını azaltıyor, operasyonunu yeniden şekillendiriyor ve pazar payı hâlâ yüzde 1'in altında seyrediyor.
Bence bunun arkasında yabancı bankaların yıllardır tekrarladığı ortak bir hata var.
Türkiye'ye sermaye getiriyorlar ama Türkiye'yi de merkez ofisten yönetebileceklerini düşünüyorlar. Oysa Türkiye, uzaktan okunabilecek bir pazar değil ve hiçbir zaman da olmadı. Burada bankacılık sadece bilanço yönetmekten ibaret değil. Müşteriyi tanımayı, regülasyonu doğru okumayı, ekonominin nabzını tutmayı ve en önemlisi bu ülkenin reflekslerini bilmeyi gerektiriyor. Bunu uzun yıllar önce Türkiye’ye iddialı hedeflerle gelen Citibank acı bir şekilde öğrenmişti. Türkiye’ye getirdiği yabancı yöneticiler “berberliği öğrenirken” bankalarını da sıradanlaştırmışlardı. Yani “gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenirse, diğerleri de yanlış gider” sözünü doğrulamışlardı.
Nitekim bugün yabancı sermayeli olup Türkiye'de kalıcı başarı yakalayan bankalara bakın. TEB’de, QNB Türkiye'de, Garanti BBVA'da operasyonların başında, kaptan köşkünde yıllardır Türk bankacılar var. Yabancı ortak sermayeyi getirdi çoğunluğu aldı ama direksiyonu bu pazarı tanıyan isimlere bıraktı.
Belki de yabancı yatırımcıların buradan çıkarması gereken ders çok basit.
Türkiye'ye para getirmek elbette önemli. Ama bu ülkeyi tanıyan yöneticilere güvenmiyorsanız, dünyanın en büyük bankası olmanız bile tek başına yetmiyor. ICBC'nin bugün verdiği mesaj, belki de bilançosundan çok daha değerli.