Dünyanın zenginlerini çekmek için ülkeler arasında sessiz ama sert bir rekabet yaşanıyor. Financial Times’ın geçen haftaki haberi, bu yarışın yeni adreslerinden birinin Yunanistan olduğunu gösteriyor. Atina, milyarder hedge fon yöneticisi Chris Rokos’un vergi adresini İngiltere’den Yunanistan’a taşımasını sağladı. Üstelik hükümet bununla yetinmiyor; Avrupa’nın büyük hedge fonlarını ziyaret ederek yöneticilerini Yunanistan’a davet ediyor, vergi avantajlarını anlatıyor ve operasyon kurmaları için iknaya alışıyor.
Türkiye’de 2026’da yürürlüğe giren Varlık Barışı ile yurtdışındaki para, altın, döviz ve menkul kıymetler yüzde 5 vergiyle sisteme alınabiliyor. Varlıkların belirli yatırım araçlarında tutulacağının taahhüdü durumunda süreye bağlı olarak 0’a kadar inebiliyor. Daha çarpıcı olan ise Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen mükerrer 20/D maddesi. Buna göre son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâhı bulunmayan ve Türkiye’ye yerleşen kişiler, dışarıda elde ettikleri kazanç ve iratları 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna edebiliyor.
Yunanistan’ın modeli farklı. Belirli varlıklı yabancılara yıllık 100 bin euroluk sabit vergi uygulanıyor. Hedge fon ve özel sermaye yöneticileri için bonus ve kâr payı vergisi yüzde 5’e indiriliyor. Ancak gelen fonun ülkede yılda en az 3 milyon euro harcayarak gerçek bir operasyon kurması gerekiyor.
İşte Türkiye’nin sorunu burada başlıyor.
Avantaj sağlıyoruz ama dünyanın zenginlerine “Neden İstanbul?” sorusunun güçlü cevabını henüz veremiyoruz. Vergi önemli ama tek başına yeterli değil. Yatırımcı hukuk sisteminin öngörülebilirliğini, finans merkezinin derinliğini, okulları, ofisleri ve kuralların yarın değişip değişmeyeceğini de hesaplıyor.
FT, Atina’nın uluslararası bir finans merkezi olarak görülmediğini vurguluyor. Buna rağmen Atina’nın yaptığı çok net: Sadece teşvik hazırlamıyor, gidip sermayeyi bizzat davet ediyor.
Türkiye de yatırımcıların ayağına gidiliyor olabilir. Ancak önemli fark şu: Yapılıyorsa bile çoğu zaman bundan haberimiz olmuyor. Yunanistan ise bu çabayı görünür hale getiriyor; büyük hedge fonlarının kapısını çalıp teklifini anlatıyor. Türkiye’nin paketi daha cömert olsa bile mesele sadece vergi değil. Sermayeyi çekmek için önce sermayenin kapısını çalmak gerekiyor. Yunanistan bunu yapıyor. Dünyanın zenginleri İstanbul’a değil, kendisini davet eden ülkeye gitmeyi tercih ederse, vergi avantajının cömertliğinin pek bir anlamı kalmıyor.