Bölgede yıllardır yaşanan kaos ortamının sona ermesi için siyasi girişimler devam ediyor. Belirli bir noktaya gelmiş durumda. Bu siyasi girişimler ancak ekonomik adımlarla desteklendiğinde süreklilik kazanır ve anlamlı sonuçlar üretir.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Sanayi Alanları Master Planının ilk fazında Samsun-Mersin hattında 13 ilde toplam 59 bin hektarlık 16 yeni sanayi yatırım alanını Ocak ayında Resmî Gazete ’de ilan ettiklerini belirterek, mevcut OSB’lerin ortalama 11 katı büyüklüğüne ulaşacak bu alanlarda, Mega Endüstriyel Bölgeler inşa edileceğini açıklamıştı. Bu atılım, sanayinin yoğunlaştığı Marmara Bölgesini rahatlatmanın yanı sıra Türkiye'de ekonomik faaliyetlerin Anadolu sathına dengeli bir şekilde dağıtılması adına değerlidir. Ancak uzun yıllardır çatışmalı ortamının da doğrudan etkisiyle sanayileşme alanında geri kalmış, ancak son yıllarda özellikle emek yoğun sektörlerin yatırımlarıyla sanayileşmenin yeni yeni kendini hissettirmeye başladığı Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinin Sayın Bakan'ın açıkladığı Sanayi Master Planında hiç yer almamış olması siyasi olarak rahatlayacak bölgenin ekonomik olarak gerilemesine neden olacaktır.
Samsun-Mersin hattında; Aksaray, Amasya, Ankara, Eskişehir, Hatay, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde ve Yozgat’ta toplam 59 bin hektar büyüklüğünde yeni yatırım alanı oluşturulması ve bu alanlara bazı muafiyetler sağlanması bu illerin cazibesini artıracağı için zaten dezavantajlı olan Doğu ve Güneydoğu'dan bu bölgelere göçü tetikleyecektir. Öncelikle mevcut yatırımcılarımızın belki o bölgelere gitmesi söz konusu olacak, sonra beyaz yakanın ve sonra da mavi yakanın. Yani direk göçe neden olabilecektir.
Genç nüfusun (350 bin civarında) Türkiye ortalamasının üstünde olduğu, iş gücüne katılım oranının ise Türkiye ortalamasının altında olduğu Diyarbakır başta olmak üzere Doğu ve Güneydoğu illerinin yeni yeni sanayileşen ve ihracat ile ancak tanışan illeri için Mersin- Samsun hattında oluşturulacak Mega Endüstri Bölgelerine alternatif projeler üretilmeli. Belki de Mega Endüstriyel Sanayi Bölgelerinin 2. etabı ivedilikle bu iller için hazırlanmalıdır.
Umudumuz, yakın gelecekte Silvan barajının sulama kanallarının devreye girmesi ile birlikte bölgeye tarımsal yatırımların da gelmesi, yıllardır şehirde konuşulan ancak bir türlü gelmeyen otobanın Urfa- Diyarbakır bağlantısının yapılmasıyla beraber Doğu ve Güneydoğu illeri için Sanayi Master Planı'nın farklı ve bu bölgelerdeki illerin rekabet şansını artıracak faklı bir etabının hazırlanmasıdır. Siyasi gelişmeler ile umutlanan bölge, kalkınmanın ilk ve en önemli temel şartı olan büyük sanayi hamleleri ile uzun soluklu, kalıcı ve en önemlisi nitelikli atılımlar yapabilir.