Diyarbakır’dan dünyaya uzanan bir başarının meşalesini yakan Raif Türk vefatının 4. yılında kabri başında anıldı
Bir kenti kent yapan yalnızca onun binlerce yıllık taş surları, nehirleri ya da tarihi mekanları değildir; o kentin kaderini değiştiren, toprağına can, insanına iş veren öncüleridir. Diyarbakır ve Türkiye’nin madencilik tarihi yazıldığında, şüphesiz en başa yazılacak isimlerin başında Raif Türk gelir. Diyarbakır’da sanayileşme hamlesinin meşalesini yakan, mermer ve doğal taş sektörünü uluslararası bir marka haline getiren bu duayen isim, sadece ekonomik bir aktör değil, aynı zamanda kentin toplumsal barışına, kültürel mirasına ve sivil toplum hafızasına yön vermiş bir liderdi.
Geçtiğimiz 20 Ekim, Raif Türk’ün aramızdan ayrılışının dördüncü yıl dönümüydü. 2022 yılında geçirdiği bir kalp ameliyatı sonrasında yaşama tutunamayarak aramızdan ayrılan Türk, geride derin bir boşluk bıraktı. Ailesi, kurucusu olduğu Dimer Grup çalışanları ve sevenlerinin katılımıyla gerçekleştirilen anma programı, sadece bir yas anı değil, onun vizyonunun bugünün Diyarbakır’ında ne denli karşılık bulduğunu anlamak için de önemli bir muhasebe fırsatı sundu.
Peki, Diyarbakır sevdası ve yardımseverliği ile gönüllere taht kurmuş Raif Türk bugün aramızda olsaydı; kentin mevcut tablosuna, bölgedeki sosyo-ekonomik dönüşüme ve sanayicinin içinden geçtiği zorlu sürece nasıl bir yorum getirirdi?
Raif Türk, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde madencilik yapmanın, istihdam yaratmanın ve katma değer üretmenin en ağır bedellerini ödemiş figürlerden biriydi. Bu süreçte hem maddi hem de manevi olarak büyük mağduriyetler yaşayan Türk, pek çok sermaye sahibinin aksine kenti terk etmemiş, yatırımlarını batı illerine taşımamış ve Diyarbakır’da kalıp üretmeye devam etme iradesini son nefesine kadar korumuştur.
Bugün bölgede sağlanan huzur ortamı ve olgunlaşan "Terörsüz Türkiye" süreci, onun yıllar önce hayalini kurduğu en büyük toplumsal tablodur. Raif Türk bugün yaşasaydı, bu süreci büyük bir memnuniyet, rahatlama ve umutla karşılardı. Sağlanan bu güvenliğin kalıcı bir refaha dönüştürülmesi için sivil toplum kimliğiyle hemen kolları sıvar; yerli ve yabancı yatırımcıları bölgeye davet etmek için köprü vazifesi görürdü. Onun gözünde huzur, sadece güvenlik demek değildi; huzur, bölge insanının aş ve iş sahibi olarak geleceğe güvenle bakabilmesiydi.
Raif Türk’ü sadece bir sanayici olarak tanımlamak onun çok yönlü kişiliğine haksızlık olur. O, Diyarbakır’ın tarihine, mimarisine, gastronomisine ve kültürel kimliğine derin bir hayranlık besleyen bir kültür insanıydı.
Bugün Diyarbakır’ın kalbi konumundaki tarihi Sur İçi Bölgesi’nde yaşanan turizm hareketliliği, sokakların yerli ve yabancı turistlerle dolup taşması, tarihi konakların, kiliselerin ve camilerin restore edilerek turizme kazandırılması, onunda vizyonuydu. Bugün aramızda olsaydı, Sur İçi’ndeki bu canlılığı, kentin imajının bir kültür ve turizm vahası olarak yeniden inşa edilmesini gözleri parlayarak, büyük bir gururla izlerdi.
Ancak sanayici titizliği ve mükemmeliyetçiliği ile sadece bu manzarayla yetinmezdi. Turizmin sürdürülebilir kılınması, tarihi dokunun aslına uygun korunması, yerel esnafın ve butik işletmelerin hizmet kalitesinin uluslararası standartlara ulaştırılması için yeni projeler üretilmesini teşvik eder, STK’ları bu konuda bir kez daha organize ederdi. Diyarbakır’ın sadece bir iç turizm rotası değil, dünya çapında bir destinasyon olması için tanıtım hamlelerine liderlik ederdi.
Raif Türk, kurucusu olduğu Dimer Grup ile Diyarbakır mermerini dünyaya tanıtan, dünya literatürüne "Diyarbakır Beji" kavramını kazandıran vizyoner bir dehaydı. Doğal taş sektöründe Türkiye’nin dünya liderliğine oynamasının yolunun, ham madde ihracatından ziyade işlenmiş, katma değerli ürünlerden geçtiğini her platformda yüksek sesle dile getirirdi.
Raif Türk, Diyarbakır’ın sadece fabrikalarla, organize sanayi bölgeleriyle büyümesini hayal etmedi; o, bu kadim kentin huzurla, sanatla, turizmle, kadın istihdamıyla ve sivil toplumun gücüyle topyekûn kalkınmasını hedefleyen çok boyutlu bir vizyonun temsilcisiydi.
Vefatının üzerinden geçen 4 yıla rağmen, bugün Diyarbakır sokaklarında, mermer ocaklarında, STK toplantılarında onun adının hâlâ sevgi, saygı ve özlemle anılıyor olması, gönüllerde kurduğu o tahtın kalıcılığının en büyük kanıtıdır. Ruhu şad, mekânı cennet olsun.