Bir milletin hazinesi sadece kasasında değil, kelimelerinde de saklıdır.
Ekonominin parası varsa, dilin de anlamı vardır.
Para değer kaybettiğinde enflasyon olur; anlam değer kaybettiğinde ise düşünce de değersizleşerek düşünce enflasyonu olur…
Birinde fiyatlar uçar, ötekinde kelimeler boşalır.
Dil bir toplumun zihinsel ekonomisidir.
Kelimeler ise o ekonominin paraları gibidir.
Ne kadar çok ve yerli kelimen varsa, düşünce sermayen de o kadar zengindir.
Ne kadar doğru konuşur, ne kadar derin anlatırsan; üretimin de, buluşun da o kadar anlamlı olacaktır.
Bugün dikkat ederseniz, her şeyde olduğu gibi dilde de ithalat fazlası var.
Kelimelerimiz dışardan geliyor; düşüncelerimiz de…
Kendi kavramlarımızla düşünmediğimiz için, başkasının ekonomisine hizmet ediyoruz.
Tıpkı sanayisiz üretim gibi, dilsiz düşünme dönemindeyiz.
Bu yüzden ne ürettiğimiz tam bizim oluyor, ne de anlattığımız tam bize ait.
Oysa her büyük medeniyet, önce kendi dil ekonomisini kurmuştur.
Çin, dilini koruyarak dijital dev olmuştur.
İngilizce, sanayiden önce ticaretin dili olmuş, sonra dünyayı fethetmiştir.
Türkçeyse bin yıldır doğudan batıya, dilden gönle akan bir medeniyet ırmağı olsa da son yıllarda o ırmakta yabancı kelimelerin kalıntıları birikmektedir.
Dilin de tıpkı ekonomi gibi dengesi vardır:
Bir tarafta israf, öbür tarafta fakirlik.
Sürekli aynı kelimelerle dönüp duran bir toplum, düşünce bakımından kısır döngüye girer.
Bu durum ekonomideki daralma gibidir; yeni anlamlar üretilemez, yeni fikirler doğamaz.
Fakat bir toplum kendi kelimelerini işledikçe, kültürü de üretimi de büyür.
Unutmayalım:
Bir ülke teknolojisini ithal edebilir ama dilini ithal edemez.
Çünkü dil, bir milletin kendi aklıyla dünyayı kurma biçimidir.
Bir toplum kendi kelimeleriyle düşünmüyorsa, başkasının ekonomik sisteminde taşeron akıl haline gelir.
O yüzden asıl kalkınma, fabrikalardan önce sözlükte başlar.
Kelimeler üretmeden, makine üretmek sadece dışa bağımlılığı büyütür.
Ama dili zengin, düşüncesi derin bir toplum; her krizi aşar hatta her enflasyonu dengeler.
Kısacası:
Dil, bir milletin manevi rezervidir.
Ekonomi o rezervin görünür şeklidir.
Birini kaybedersen, öteki de çöker.
Kelimelerini koruyan milletler, ekonomilerini de korur.
Çünkü paranın hükmü geçici, kelimenin kudreti ise kalıcıdır.