DUYGU GÖKSU/İZMİR
İzmir Ticaret Odası (İZTO) Başkanı Mahmut Özgener, Türkiye'de uygulanan ekonomi programında fiyat istikrarının tek başına para politikasıyla sağlanamayacağına dikkat çekerek, dezenflasyon sürecinin üretimi, yatırımları ve ihracatı vurmayacak dengeli bir reel kur yapısıyla yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
Uluslararası rekabet gücünün yalnızca kur ile belirlenemeyeceğini ifade eden Özgener, “Bugün, öngörülebilir düzenlemeler, hukukun üstünlüğü, kurumsal kalite, toplam faktör verimliliği, politika tutarlılığı ve güçlü stratejik yönetişim uzun vadeli yatırımların temel belirleyicileri haline geldi. İstikrarlı ve öngörülebilir bir reel kur, elbette, son derece önemli. Ancak reel kurun uzun süre aşırı değerli kalması ihracatçı sektörlerin rekabet gücünü aşındırabiliyor. Amacımız, sürekli güçlü ya da sürekli zayıf bir kura sahip olmak değil, fiyat istikrarı ile üretim kapasitesini aynı anda destekleyebilen dengeli bir reel kur yapısı oluşturmak olmalı. Buradan çıkarılması gereken sonuç, enflasyonla mücadeleden vazgeçilmesi değil, dezenflasyon sürecinin üretim kapasitesine, yatırımlara ve ihracata zarar vermeden yürütülmesinin elzem olduğu” diye konuştu.
“İleri teknoloji üretimi ve yüksek katma değerli hizmet sektörlerine odaklanmalı”
Türkiye’nin yalnızca dönemsel kur düzeltmeleriyle ne enflasyonu kalıcı olarak düşürebileceğini, ne de sürdürülebilir bir rekabet gücü sağlayabileceğini vurgulayan Özgener, “Uzun vadeli rekabet gücünün, teknoloji kullanımı, dijitalleşme, yenilikçilik, yeşil sanayileşme, ileri üretim teknikleri, lojistik kapasitesi, insani gelişim ve akıllı yetenek yönetimi üzerinden inşa edilmesi gerekiyor. Daha da önemlisi rekabet gücünün yalnızca imalat sanayii ihracatı üzerinden değerlendirilmemesi gerekiyor. Gelecekteki verimlilik artışları, hem ileri teknoloji üretiminden hem de yüksek katma değerli hizmet sektörlerinden gelecek” dedi.
Özgener, bu nedenlerle yazılım, yapay zekâ uygulamaları, mühendislik ve tasarım hizmetleri, lojistik, sağlık hizmetleri, sağlık turizmi, eğitim hizmetleri, finansal hizmetler, savunma sanayii bağlantılı hizmetler ve yüksek katma değerli turizm gibi alanlara daha fazla odaklanılması gerektiğini dile getirdi.
Enflasyonun yalnızca parasal bir olgu, rekabet gücünün ise yalnızca kur ve maliyetlerden ibaret olduğu dönemin çoktan geride kaldığını belirten Özgener, “Ülkemiz açısından bu durum, para politikasının gerekli olmaya devam ettiğini, ancak fiyat istikrarının tek başına para politikasıyla sağlanamayacağı yeni bir döneme işaret ediyor. Önümüzdeki dönemde ekonomi politikasının aynı anda üç hedefi gerçekleştirmesi büyük önem arz ediyor. Bunlardan ilki, fiyat istikrarını korumak, diğer ikisi ise uluslararası rekabet gücünü sürdürmek ve yapısal reformlar yoluyla verimlilik artışını hızlandırmak” diye konuştu.
“Dezenflasyonu sağlarken üretimi güçlendirmeliyiz”
Odaklanılması gereken asıl meselenin enflasyonu tek başına %30’dan %20’ye düşürmek olmadığının altını çizen Özgener, “Asıl yapılması gereken; dezenflasyonu sağlarken, aynı zamanda üretim kapasitemizi, ihracat niteliğimizi, yenilikçilik ekosistemimizi ve uzun vadeli büyüme potansiyelimizi güçlendirmek. Bu koşullar altında, ekonomik programın başarısının, nihayetinde bu dengeyi kurup kuramayacağımıza bağlı olduğunu öngörüyoruz” ifadelerini kullandı.