Artık model tartışmaları bitti, nitelik tartışmaları dönemine girdik. Teknolojinin, dijital dönüşümün yadsınması gibi bir yaklaşım söz konusu bile değil. Yapay zekanın devreye girmesiyle ili birlikte de artık konu inanılmaz hızlandı. Öncelikle bu hıza nasıl yetişeceğiz ve dönüşümün neresinden başlayacağız? Farklı fikirlar, farklı yaklaşımları zaman zaman yazıyorum. Şunu söylemek lazım, artık her dönüşüm ‘şirkete özel’ bulunduğunuz sektör, şirketinizin konumu her şeyi etkiliyor. Tabii ‘kültür’ de kritik bir gelişim noktası… Esnek, çevik dediğimiz konular tamamen kültür yapısıyla ilgili.

Kısaca bugün kurumların önündeki temel soru, teknolojiyi kullanıp kullanmayacakları değil; bu teknolojiyi ne kadar doğru, güvenilir ve ölçülebilir bir değer üretim modeline dönüştürebilecekleri. Biraz verilere de bakarsak, küresel teknoloji harcamalarının 2026 yılında 6,3 trilyon dolara ulaşması beklenirken, Türkiye’de de teknoloji sektörü 2,1 trilyon TL’lik devasa bir büyüklüğe ulaşmış durumda. Ancak bu rakamların arkasında, özellikle yapay zeka ve dijital dönüşüm projelerinde %50’yi aşan bir başarısızlık oranı gerçeği var. TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu ile sohbetimizde aslında bu eksen üzerinde konuştuk, sohbet birbirini teyit eden fikirlerle ilerledi. Türkiye’nin dijital karnesini, kurumların yaptığı temel hataları ve "uzay mekiğine terlikle binme" paradoksunu ele aldık!
TesterYou geleceğin şirketlerinden
Öncelikle Barış Sarıalioğlu’nun kurucusu olduğum TesterYou’dan başlayalım. Kendi alanın çok önemli bir ‘niş’ şirket. Bu düzeyde örneği de oldukça az… TesterYou, 2018 yılında Türkiye’de kurulmuş, teknoloji odaklı bir danışmanlık ve eğitim şirketi. Ana alanı yazılım testi ve kalite güvencesi alanında uzmanlaşmış olmak. Tabii dijital dönüşüm, çevik dönüşüm (Agile), kullanıcı ve müşteri deneyimi, teknoloji eğitimi ve sertifikasyon alanlarında hizmet veriyor. Yani yeni ekonominin, yeni nesil şirketlerinden.
Sarıalioğlu, “Kendimizi, sadece bir teknoloji ya da yazılım şirketi olarak değil; kurumların dijital yolculuğuna eşlik eden “Teknoloji ve Dijital Süreç Ortağı” olarak tanımlıyoruz. Aynı zamanda, kullanıcı odaklı düşünme, sürekli öğrenme ve sürdürülebilir kalite anlayışıyla hem bireylere hem de kurumlara ölçülebilir değer sunmayı hedefliyoruz. TesterYou, yazılım testi ve kalite güvencesi alanında Türkiye’de öncü bir konuma sahip. uluslararası kuruluşlardan akredite eğitimler sunan sayılı kurumlardan biri olarak, sektöre hem bilgi hem de yetkin insan kaynağı kazandırıyoruz. Sunduğumuz danışmanlık ve eğitim hizmetleriyle yalnızca yerel pazarda değil, aynı zamanda Avrupa başta olmak üzere farklı coğrafyalarda da aktif rol üstleniyoruz. Bankacılık, sigorta, e-ticaret, savunma ve yüksek teknoloji gibi kritik sektörlerde edindiğimiz deneyimle, yazılım test süreçlerinin olgunlaştırılması ve dijital kalite kültürünün yaygınlaştırılması konusunda sektöre yön veren aktörlerden biriyiz”. diyor. TesterYou 10 ülkede yaklaşık 50’yi aşkın kurumla çalışmış ve genel iş kapasitesinin yüzde 40’ı yurtdışından gelmiş.
Teknolojiye Problem Aramak: En Büyük Stratejik Hata
Gelelim dönüşüm evrenine! Evren diyorum çünkü gerçekten ucu bucağı yok. Panik olmayalım, nasıl ilerlemek gerektiğiyle ilgili neleri konuştuk bir bakalım. Sonuçta bundan kaçışımız yok. Bundan sonra bu dönüşümün kilit noktası ‘sürdürülebilir’ olması. Barış Sarıalioğlu’na göre Türkiye’deki projelerin en büyük başarısızlık sebebi, teknoloji merkezli düşünmek. Kurumlar genellikle "Elimizde bu teknoloji var, bununla ne yapabiliriz?" sorusuna yanıt arıyor. Sarıalioğlu bu durumu şu sözlerle özetliyor: "Biz teknolojiye problem arıyoruz; oysa problemimize teknoloji aramamız lazım. Tedarik zincirindeki bir sıkıntıdan, üretim bandındaki bir dertten veya karar alma süreçlerindeki yavaşlıktan yola çıkılmadığında, teknoloji sadece "smart" görünmek için kullanılan bir etikete dönüşüyor”.
Bu yaklaşım hatası, beraberinde verimsizliği getiriyor. Sarıalioğlu’nun "uzay mekiğine terlikle binmek" olarak tanımladığı bu durumda, en ileri teknolojiler satın alınsa bile analog alışkanlıklar terk edilmiyor. Örneğin, bekleme süresini minimize etmek için tasarlanan yeni nesil asansörlerin başına, sistemi anlamayanlar için bir görevli yerleştirilmesi, Türkiye'deki dijitalleşme çelişkisinin en somut örneği olarak karşımıza çıkıyor.
Veri Sahipsizliği ve "Yüzde 20" Çıkmazı
Dijital dönüşümün ve yapay zekanın kalbi olan veri konusunda da ciddi bir yönetişim problemi yaşanıyor. Büyük bankalar ve kurumsal devler bile verinin kime ait olduğu konusunda zaaf yaşıyor. Sarıalioğlu, bankaların canlı ortamda yüzlerce terabayt verisi olmasına rağmen, "Bu verinin sahibi hangi iş kolu?" denildiğinde herkesin birbirinin yüzüne baktığını belirtiyor.
Sarıalioğlu, “Araştırmalar, dünyadaki kurumların ellerindeki verinin sadece %20'sine hakim olduğunu ve bu veriden katma değer çıkarabildiğini gösteriyor. Kalan %80'lik alan ise atıl bekliyor. Veri sınıflandırma süreçlerinin yeni yeni birebir düzeye inmeye başladığı bu dönemde, nitelikli veriye sahip olmayan bir kurumun yapay zekadan gerçek bir fayda sağlaması imkansız” diyor.
Türkiye'nin Dijital Dönüşüm Endeksi puanı 5 üzerinden 3,13 seviyesinde. Ancak bu rakam homojen bir yapıyı temsil etmiyor. Sarıalioğlu, “Türkiye’yi ‘İstanbul’daki finans merkezi’ ve ‘Anadolu’daki sanayi kolları’ olarak ikiye ayırıyor. Büyük gruplarlar dijitalleşmenin göbeğindeyken; KOBİ düzeyindeki işletmeler risklerden kaçınarak konfor alanlarını terk etmekte zorlanıyor” diyor.
Yapay zeka hızı, kalite sorunu oluşturdu
Yazılım geliştirme süreçlerinde yapay zeka kullanımı %90 seviyelerine çıksa da, üretilen çıktıya duyulan güven sadece %24 düzeyinde kalıyor. Bu noktada TesterYou’nun sunduğu yazılım testi ve kalite güvencesi hizmetleri kritik bir önem kazanıyor. Sarıalioğlu, yapay zekanın hızı artırabileceğini ancak bu hızın beraberinde daha güçlü bir doğrulama ve kalite mühendisliği gerektirdiğini vurguluyor.
TesterYou, sadece Türkiye'de değil; Almanya'dan Portekiz'e kadar 10'dan fazla ülkede teknoloji ihracatı yaparak bu kalite kültürünü yaygınlaştırmayı hedefliyor… Şirketin sunduğu uluslararası akredite eğitimler, sektördeki yetkin insan kaynağı açığını kapatmayı hedefliyor.
Aslında Türkiye için çıkış yolu; teknolojiyi klonlamak veya moda olduğu için peşinden koşmak değil; kendi özgün problemlerimizi çözecek, veriye dayalı ve kalite odaklı bir "problem-to-tech" modelini benimsemekten geçiyor.
Küresel teknoloji yatırımlarında AI etkisi büyüyor
Gartner'ın Nisan 2026 tarihli güncel tahminine göre, dünya genelindeki bilgi teknolojileri harcamalarının 2026 yılında 6,31 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Bu rakam, 2025 yılına kıyasla %13,5 büyüme anlamına geliyor. Burada özellikle dikkat çekici olan nokta, büyümenin önemli bölümünün yapay zeka altyapısı ihtiyacından kaynaklanması. Veri merkezi sistemleri harcamalarının 2026 yılında %55,8 artarak yaklaşık 788 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor.
Bu veri bize şunu söylüyor: Yapay zeka artık yalnızca kurumların kullandığı bir uygulama ya da çözüm seti olarak görülmüyor. Yapay zekanın ihtiyaç duyduğu işlem gücü, veri merkezi kapasitesi, ağ altyapısı ve kurumsal entegrasyonlar, teknoloji yatırımlarının yönünü doğrudan belirliyor.