Yenilenebilir enerji yatırımları rekor kırıyor. Elektrikli araçlar yaygınlaşıyor. Dünya, yapay zekâ çağının şafağındayken, sanki fosil yakıtların saltanatı da sona eriyor gibi görünüyor. Peki, gerçekten öyle mi?
2024’te küresel enerji arzının yüzde 80’i fosil yakıtlardan geldi. On yıl önce bu oran yüzde 82’ydi. Bunca gürültünün, milyarlarca dolarlık yatırımın sonucunda on yılda yalnızca iki puanlık gerileme sağlanabildi. Yani, yeşil enerji büyüse de fosillerin egemenliğini kıramıyor.
Çünkü, mesele karmaşık. Artan enerji talebi, siyasi ajandalar, yeni dijital ekonominin dev enerji iştahı konuyu içinden çıkılmaz hale getiriyor.
Kömürün inatçı egemenliği
İklim krizinin baş sorumlusu kömür hâlâ zirvede. 2024’te 8,8 milyar tonla rekor kırdı. 2025’te aynı seviyelerde kalması bekleniyor. Çin ve Hindistan’da düşüş var ama ABD’de elektrik talebi ve gaz fiyatları nedeniyle yüzde 10 artış yaşandı. AB’de tablo yatay. Uluslararası Enerji Ajansı’na (IEA) göre, 2026’da küresel düzlemde marjinal bir düşüş bekleniyor. Bu, kömürün tarihe karıştığının değil, sadece frenlendiğinin işareti olacak.
Elektrikli araç satışları rekor kırsa da özellikle Asya’daki talep artışı petrolü yukarda tutuyor. Aynı şekilde, doğalgaz kullanımında Avrupa ve Japonya’da düşüş, Asya’da artış dikkat çekiyor. Metan sızıntıları ise iklim açısından bu ‘temiz geçiş yakıtını’ tartışmalı kılıyor.
ABD’de Trump’ın ikinci dönemiyle dengeler yeniden fosil lehine kaydı. Kömür ve petrol üretimini kolaylaştıran düzenlemeler geri getirildi. Paris Anlaşması hedefleri ikinci plana atıldı. Kısacası, fosilden çıkış konuşulurken, dünyanın en büyük ekonomisi bundan sert bir geri dönüş yapıyor. Bu sadece emisyon dengesini değil, fiyatları ve ticaret akışlarını da belirliyor.
Doymayan veri merkezleri
Enerji denkleminde belki de en kritik gelişme, veri merkezlerinin doymayan talebi. Bugün, veri merkezleri dünya elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 1,5’ini alıyor. Önümüzdeki yıl bunun 2 katına çıkması bekleniyor. Veri merkezleri büyürken, elektrik şebekelerine baskı da artıyor.
ABD’de enerji talebi öyle yükseldi ki, toplam ihtiyacı karşılamak için 100 GW’lık yeni gaz santrali planları devreye alındı. Bu rakam, Türkiye’nin mevcut toplam kurulu gücünün yaklaşık dörtte üçüne denk. Yani, özellikle yapay zekâ devrimi, yenilenebilir enerji dönüşümünü yavaşlatabilecek bir arka kapı yaratıyor.
Üstelik, sorun sadece elektrik tüketimi ile sınırlı değil. Veri merkezlerinin soğutma sistemleri nedeniyle su tüketimi de dramatik boyutlara ulaştı. Yapay zekâ çağının altyapı maliyeti, küresel düzlemde iklim hedeflerini tehdit ediyor.
Yeşil enerji fosillerin yerini alıyor mu?
The Guardian’a göre, 2025’te enerji talebindeki artışın yüzde 90’ı yenilenebilir kaynaklardan karşılanacak. Dünyanın en büyük kirleticisi Çin’in pozisyonu dikkat çekici. Çin’de kömürün elektrik üretimindeki payı 2016’da yüzde 73 iken, 2025’te yüzde 51’e düştü. Yenilenebilir enerji alt yapısı da çok hızlı büyüyor. Ancak kritik soru şu: Yenilenebilir kaynaklar fosilin önünü kesiyor mu? Yoksa sadece artan talebi mi karşılıyor? Veriler, şimdilik ikinci seçeneğe daha yakın.
Küresel altyapı yatırımları da başka bir noktaya işaret ediyor. Kurulu güç ile şebeke yatırımları arasındaki makas enerji güvenliği için risk oluşturuyor. Üretim varlığı için 1 trilyon dolar üzerinde yatırım yapılırken, şebekeler için yapılan yatırım tutarı yalnızca 400 milyar dolar seviyesinde.
Sonuç: Çifte kıskaçta enerji geleceği
Bir yanda önümüzde bilimsel bir gerçek var. 1,5°C sınırı kalıcı biçimde aşıldığında geri dönüşü olmayan zincirleme etkiler başlayacak. Öte yanda siyasi, ekonomik ve teknolojik dinamikler var. Veri merkezlerinin büyümesi, enerji sistemine yeni bir yük bindiriyor ve ironik biçimde fosil altyapısına yeniden kapı açıyor.
Bu tablo bize şunu söylüyor: Enerji geçişi aslında iki cephede bir savaş. Birinci cephe fosile karşı. Kömür ve petrolü sistemden çıkarmadan hiçbir iklim hedefi gerçekçi değil. İkinci cephe, dijital çağın yeni talebiyle ilgili. Veri merkezlerinin doymaz açlığını sürdürülebilir çözümlerle karşılamak gerekiyor. Nükleer, önemli bir alternatif çözüm. Özellikle küçük model reaktörler umut vadediyor. Elbette, üstüne düşünülmesi gereken riskleriyle birlikte.
Yeşil yatırımların geldiği nokta önemli. Ama fosil bağımlılığı aynı hızla sürerse, yeşil enerji dönüşümü yalnızca vitrinde kalacak. Gerçek dönüşüm, fosilin sistemden çıkarıldığı ve dijital ekonominin enerji iştahının sürdürülebilir şekilde yönetilebildiği noktada başlayacak.
Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol’un uyarısı net: “Nasıl olsa iklim değişikliği olacak, bunun peşini bırakalım demek Dünya için felaket hazırlayabilir.”
İnsanlık ya fosil yakıtların inadı ve algoritmaların sınırsız iştahından oluşan bu çift taraflı enerji kıskacını kıracak, ya da kendi elleriyle sadece geleceğini değil, bugününü de yakacak.