Günümüzde çok popüler bir kavram olarak tartışılan evrensel temel gelir ilk bakışta cazip görünebilir. Ancak bir kez daha gördüm ki insanların ihtiyacı olan rahat bir yaşam değil, kendi çabası ile kurulmuş rahat bir yaşam. Üretken bir birey olmanın verdiği manevi tatmin ile taçlandırılan bir yaşam...
Mesleğim ve global piyasaların gidişatı gereği tüm Türkiye’de dolaşıp yatırımcılarla ve iş insanları ile bir araya geliyorum. Sadece ekonomik gelişmeleri tartışmak artık yetersiz kaldığı için jeopolitik olayları da tartışarak şirketlerimiz için bir yol çizmeye çalışıyoruz. Dışarıdan bakıldığında birer iş gezisi gibi görünen bu aktiviteler aynı zamanda dostlukların kurulması ve benim gibi ekran karşısında yaşayan insanların çok daha somut gerçeklere temas etmesini de sağlıyor. Bu önemli. Zira örnek vermek gerekirse benim için ekrana baktığımda petrol fiyatları kabul edilebilir ölçüde bir artış gösterdi ancak fiziki işlem yapanlar açısından çok daha farklı ve büyük bir kriz söz konusu.
ZEKİ’de engelli bireyler, ‘laf olsun’ diye çalışmıyor
Geçtiğimiz günlerde Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nin daveti neticesine kendilerini ziyaret ettim. OSB’yi gezerken uğradığımız yerlerden bir tanesi de ZEKİ (tam açılımı ile Zihinsel Engelliler Korumalı İş yeri ) Yaşam Merkezi oldu. Engelli kardeşlerimizin ülkemizin önde gelen sanayi tesislerinin amblemleri altında çalıştığı bu merkezde mutlu ve üretken insanlarla karşılaştık. Çoğu kez toplumun gerekli düzenlemeleri yapmaması nedeni ile sosyal ve iş yaşamının dışında kalmak zorunda olan bireylerin bu merkezde regülasyonlar gereği laf ola değil ücreti mukabilinde ve disiplinli bir şekilde çalıştıklarına şahit olduk. Günümüzde çok popüler bir kavram olarak tartışılan evrensel temel gelir ilk bakışta cazip görünebilir. Ancak bir kez daha gördüm ki insanların ihtiyacı olan rahat bir yaşam değil, kendi çabası ile kurulmuş rahat bir yaşam. Üretken bir birey olmanın verdiği manevi tatmin ile taçlandırılan bir yaşam. Bir sonraki durağımız ise yine OSB içinde kurulmuş olan Meslek Lisesi oldu. Her ekonomik model, modelin iyi kotu olmasından bağımsız, kendi eğitim sistemini de beraberinde getirir. Türkiye’deki çok sayıda üniversite vs az sayıda meslek lisesi ülkenin ekonomik modeli ile tam uyumlu değil. Okulun gerek sosyal olanakları gerekse Müdürünün eğitim konusuna olan yaklaşımı son derece çarpıcıydı.
Manisa OSB, çok iyi işler çıkartabileceğini gösteriyor
Sonuç olarak BYD arazisi henüz boş bir şekilde duruyor olsa da Manisa OSB bizlere Türk insanının/sanayicisinin doğru bir vizyon ve planlama ile çok iyi işler çıkartabileceğini gösteren girişimlerden bir tanesi. Thomas Kuhn paradigma değişikliği kavramını tanımladığı kitabı The Structure of Scientific Revolutions’ta dünyanın merkezde olduğu evren vs güneşin merkeze geçtiği evren anlayışını kullanır. Bu iki anlayış tamamen uzlaşamaz konumdadır ve hiçbir şekilde kademeli bir geçiş söz konusu olamaz. Şimdi benzer bir değişimin eşiğindeyiz. Sadece çalışanların sayısı olarak değil, bilinç, sermayenin kontrolü, iş gücü kavramının tanımlanması vb konularda da nasıl hareket edileceğine şimdiden karar vermez ve konuyu Silikon Vadisi’nin liderleri gibi bir avuç insana bırakırsak dünya vs güneş değişimi kadar radikal bir değişimle karşı karşıya kalacağız. OPEC,DTO, BM , NATO gibi hayatımızda hep var olan kısaltmaların teker teker çatırdaması, enerji rotalarının kökünden değişmesi, stabilcoinler üzerinden yeni bir finansal mimari çabası, Çin’in 21. yüz yılda standartları belirleme iddiası, “bilinçlenebilecek” bir yapay zeka, üretimin girdilerinden bir tanesi olarak tanımlanırken işgücü kavramına indirgenen insanın robotik teknoloji ile olan ilişkisi gibi toplumun tamamını ilgilendiren ve çözmek için sadece siyasete değil dine, felsefeye, yeni ekonomik modellere ihtiyacımız olacağı bir döneme giriyoruz. Ekonomik ve sosyal yapımızı ne kadar hızlı bir şekilde yeniden düzenleyebilirsek yaşayacağımız şok o oranda az olacaktır.