Global gelişmeleri ABD merkezli takip etmeye devam ederken Çin’de de kritik gelişmeler oluyor. Medya maalesef uzun vadede önemli olabilecek bazı gelişmeleri atlayarak flaş haberlere odaklandığı için bu tip konularda yeterli bilgi sahibi olamıyoruz. Geçtiğimiz günlerde 17 Şubatta Başkan Xi Jinping’in özel sektör temsilcileri ile yaptığı görüşmede konuşmasının tam metni yayınlandı. Toplantıya Ren Zhengfei (Huawei) , Wang Chuanfu (BYD) , Jack Ma, Liang Wenfeng (Deepseek), Wang Xingxing (Unitree Robotics) gibi isimlerin de katıldığını söylersem seviyeyi anlayabilirsiniz. Başkan Jinping şu konulara değinmiş:
ÇKP’nin özel sektör girişimlerinin sosyalist modernizasyon içindeki rolüne dair yaklaşımı zaman içinde değişmiş ve ilerleme göstermiştir. Sosyalist piyasa ekonomisi içinde Parti özel sektör girişimlerinin kamu girişimleri ile aynı hak ve sorumluluklara sahip olmasını gözetler. Bu bağlamda 3 görüşümü sizlerle paylaşmak isterim:
1- Bugün özel girişim tüm girişimlerin 92%’sini oluşturmaktadır ve bunlardan 420bini ileri teknoloji girişimleridir. 1,4 bin kişilik ve sosyalist piyasa ekonomisi, Çin karakteristiğine uygun sosyalizm prensipleri eşliğinde muazzam bir pazar özel sektörü beklemektedir. Elbette gerçekleri görüyoruz. Özel sektörün bir kısmı yeni teknolojiler ve endüstrilerin tehdidi altındadır. Bazı teknoloji ve ihracat yoğun şirketlerin başı belada ve bazı şirketler hatalı kararlarının cezasını çekiyor.
Bu sorunlara nasıl yaklaşmalıyız? Endüstrinin geliştiği , sistemik değil reform sürecinde ortaya çıkan bu sorunlar yerel değil ulusaldır. Kalıcı değil , geçicidir. Kördüğüm değil, çözülebilirdir. Üstesinden gelmek her aktörün sorumluluğunu gerektirir. Özel sektör şirketleri reform ve inovasyonu düstur edinmeli, transformasyon yolu ile büyümeli. Düşünce yapılarını Partinin yerel ve global tespitleri ve ekonomik kararları ile paralel hale getirmelidir.
2- Özel sektörü destekleyecek politikalar zaman kaybetmeksizin uygulanacaktır. Tüm özel sektör şirketlerine eşit fırsatlar tanınmalıdır. Rekabetçi alt yapı oluşturularak hizmetlerine sunulmalı. Finansal sorunları çözümlerine dair adımlar atılmalı. Özel amaçlı uzun vadeli tahviller, ödemelerin hızlandırılması gibi adımlar atılmaktadır. Özel sektöre olan ödemeler düzensiz ve sorunu öteleyecek şekilde olmamalı, ödemelerinde default etmeye çalışan KİT’ler cezalandırılmalıdır. Aynı zamanda özel sektör şirketlerinin birbirlerine ve çalışanlarına olan ödemelerinde gecikmeler de engellenmelidir. Şirketlerin kanuni hak ve çıkarları korunmalıdır. Bu cümledeki kilit kelimeler “kanunu hak ve çıkarlar”. İllegal kazançlara hiç bir şekilde göz yumulamaz. Kamu ve iş dünyası arasında yakın ve temiz bir ilişki olmalıdır. Bu konuya çok defa değinmeme rağmen bazı kesimlerin kavramları tam olarak anlamadığını görüyorum. Yönetici kesimler gücün halk için, sorumluluğun sonuçlara ulaşmak için, dürüstlüğün kişisel standartlar için olduğunu anlamalıdır.
3- Özel sektör şirketleri ve girişimciler zamanın gerektirdiği sorumlulukları yüklenmeli, harekete geçmeli ve aksiyonda uzmanlaşmalıdır. Girişimci ve vatansever bir arzu içinde olun. Yeni Dönemde ve yeni yolculukta şirketler yeni fikirleri geliştirmeli, ülkelerine derin bir bağ hissetmeli, yeni dönem ile Partinin politikalarına derin bir minnet duymalı, zenginliğin kaynağını hatırlamalı ve ilerleme için çabalamalı, anavatan ile ilerlemeli ve halka beraber savaşmalı ve Çin tipi sosyalizmin inşa edicilerini desteklemelidir. Yüksek kaliteli kalkınma tek alternatifimizimdir.
Bu konuşmayı ABD’nin Intel’de hisse alması haberleri ile değerlendirdiğinizde daha önemli bir hal alıyor. Yıllar boyunca globalizasyondan konuşurken Çin her zaman Çin tipi sosyalizmden bahsederek ülke çıkarlarını öne çıkarttı. Batı’nın elitleri ile SSCB tehditlinin de olmamasından cesaret alarak toplumun geniş kesimlerinin çıkarlarına aykırı hareke ettiler. Sıradan bir Amerikalı ile Jeff Bezos’un dini/ahlaki/sosyal değerleri arasında ciddi bir paralellik bulmak çok zor olacaktır. Bu kesim üretimin ve dolayısı ile istihdamın Çin başta olmak üzere Asya’ya taşınmasına ses çıkarmadı ve hatta destekledi. Eğitim sistemini güncelleyerek daha iyi donatılmış bir çalışan nüfus oluşturmadı. Sadece kredi mekanizmasını ve varlık fiyatlarında artışları devreye sokarak globalizasyonun yarattığı hasarı yapay bir şekilde örttü. Batı ülkelerinde yaşanan yoğun göçmen akışına ücretlerin baskılanması gözü ile bakarsanız çok anlamsız gelmeyecektir. Ancak sonucu tüm Avrupa’da aşırı sağın yükseliş oldu.
Globalizasyonun vergi ödemelerinde açtığı delik, yani uluslararası şirketlerin vergiden son derece başarılı bir şekilde kaçınması ile beraber refah devleti de risk altına girdi. Gelişmiş Batı ülkelerinin vatandaşları refah ödemelerini bir hak olarak gördüklerinden devletler açılan deliği borçlanarak kapatmak zorunda kaldı. Bu trendin tersine dönmesi de zor olacaktır. Sonuç olarak kısa vadede globalizasyon karşıtı hareketlerin çok daha sertleşeceğini artık net bir şekilde görüyoruz. Ancak bu yazdıklarım ayrı bir konu. Çin’e geri dönelim.