AB’nin evraklarında imalat sanayinin önemine şu şekilde dikkat çekiliyor. “İmalat sektörü, AB'nin uzun vadeli ekonomik dayanıklılığını korumak ve artırmak ve iklim nötrlüğü hedefine ulaşmak için hayati öneme sahiptir.” Tekrar edecek olursak; imalat sanayi hakkında, ‘uzun vadeli ekonomik dayanıklılığın artırılması’ için ‘hayati’dir diyor.
Devamla “AB'nin iş ekonomisi içinde istihdam (18,7%) ve katma değer (24,1%) açısından en büyük sektördür.” diyor. İmalat sektörünün bir ‘yumuşak karnı’ olduğundan; “… ancak aynı zamanda AB'nin sera gazı emisyonlarının yaklaşık %26'sını oluşturmaktadır.” diye söz ederek, AB’nin imalat sanayinin göründüğü kadarıyla ‘çevreci’ olmadığının altını çiziyor.
Üstelik, “Ancak” diyor, “AB'nin küresel sanayi brüt katma değerindeki payı 2000 ile 2020 yılları arasında %20,8'den %14,3'e düşmüştür.” Yani AB dünyada ‘mevzi’ kaybediyormuş. Niçin? İmalat sanayinin zayıflıyor olması nedeniyle.
AB’nin evraklarında değerlendirme ve uyarı devam ediyor: “Bu gerileme sadece ekonomik bir gerçeklik değil, aynı zamanda stratejik bir uyarı sinyalidir.” Bütün bu olumsuzlukların altı çizilirken çözüme ulaşmayı zorlaştıran güncel sorunlar da şöyle sayılıyor: “… sektör yüksek enerji fiyatları, küresel kapasite fazlası, karbonsuzlaştırma için yüksek sermaye ve işletme maliyetleri, diğer bölgelere kıyasla düşük yatırımlar ve düzenleyici engeller gibi zorluklarla giderek daha fazla karşı karşıya kalmaktadır.
AB aslında Çin’e karşı korunmak ve gelişmek üzere, bu sorun yumağını çözmek için mevzuat üzerine mevzuat çıkarıyor. 30 yıllık Gümrük Birliği partnerinin ‘canını acıtmayı’ da göze alacak şekilde kural üzerine kural koyuyor. Çünkü geri kaldığının farkında ve büyük bir dönüşüm kurguluyor.
Bizim ‘Program’ın yapıcısı ve uygulayıcısı Bakan Şimşek’in bakışı kuşkusuz önemli. Bir konuşmasında (Başta Çin tehditi olmak üzere) korumacılığa karşı koridor projelerine ağırlık verilmesi, yeni nesil ticaret anlaşmaları yapılması, Gümrük Birliği güncellemesi ve son olarak ‘hizmet ihracatına güçlü odaklanma’dan oluşan dörtlü stratejiyi modelliyor.
Korumacılık baskısı altında, gelişme yolundaki bir ülke olarak, AB bakışına göre nispeten farklı bir yol önermesinin ne kadar dikkat çektiğini bilmiyorum.
Bizim ezberimizde daha çok üretim, daha çok ihracat, sanayileşme, fabrikalar, Ar-Ge, teknoloji rüzgarları eserken kendisi, bir yandan ezberleri bozmak gerektiğinden söz ederek ve “Dinamik hizmet sektörü”nü fırsat olarak niteleyerek yaklaşık 7 dakikalık bir konuşma ile bu fırsatın ayrıntılarını şu örneklerle anlatıyor.
Türkiye dünyanın 20. büyük hizmet ihracatçısıdır. 2025 hizmet dış ticareti fazlası 63 milyar dolardır. Turizmde dünyada ilk beşteyiz. 2025 turizm geliri 2022’ye göre 5,3 kat artışla 65,2 milyar dolardır.
Sağlık turizmi için gelen turist sayısında 2015’e göre 3,5 kat artış sağlanmış ve turist sayısı 1,4 milyon kişiye çıkmıştır. Aynı zaman aralığında 0,8 milyar dolardan 4 kat artışla 3 milyar dolara çıkan sağlık turizm gelirinde küresel pazarın yüzde 5’ini alıyoruz.
Üniversitelerimizde 198 farklı ülkeden 380 bin öğrenci okuyor. 23 üniversitemiz ilk 500’de. OECD ülkeleri arasında 6. sıradayız.
Küresel inşaat sektöründe en önlerdeyiz. En büyük 250 inşaat şirketi arasında 45 şirketimiz var. 1972-2025 arası 546,8 milyar dolarlık 12 bin 674 projenin paylaşıldığı bu pazarda bugün itibarıyla 10 yıl içinde 1 trilyon dolarlık yeniden inşa ihtiyacı var. Ukrayna 524 milyar dolar, Suriye 216 milyar dolar, Irak 88 milyar dolar, Gazze 53 milyar dolar, Yemen 25 milyar dolar, Lübnan 11 milyar dolar. (Bu konuşmanın gecesinde İran-İsrail-ABD savaşı başladı. Rakamlar mutlaka büyümüştür.)
Tv dizilerinde dünyanın üçüncü büyük ihracatçısıyız. Bu sektörde küresel talep 2020-2023 arası yüzde 184 artmış, 170 ülkede yayın yapılıyor. Ana ihracat pazarlar; İspanya, Suudi Arabistan, Mısır. 2025 ihracatı 1 milyar dolar.
Dünya çapında oyun sektörü eko sistemi. Sektör İstanbul ve Ankara’da iki merkeze sahip. Avrupa’da en fazla oyun stüdyosu olan ikinci ülkeyiz. Oyun sektöründe aktif start-up sayısı 796, 100 milyon doların üzerinde exit başarısı 6. Sektördeki unicorn sayısı 3, oyun kümelenmesi sayısı 2.
Özetle, sanki aynı korumacılık anlayışına ve özellikle Çin’e karşı mücadelede, adeta ‘Çin Seddi’ kurmaya çalışan AB ile imalat sanayini biraz geride tutarak, stratejide biraz ayrışıyoruz gibi geldi.