CIA Başkanı John Ratcliffe’in 2021’den bu yana bir CIA başkanının Rusya’ya yaptığı ilk bilinen ziyareti gerçekleştirmesi, Washington-Moskova hattında yeni bir dönemin işareti olarak yorumlanıyor. Rusya’nın Kaliningrad’daki askeri hareketliliği ve NATO’yu “test etme” ihtimali tartışılırken, ziyaretin Ukrayna savaşının yanı sıra İran dosyasına ilişkin kritik mesajlar da taşıdığı değerlendiriliyor.
CIA Başkanı John Ratcliffe, tam da ABD'nin İran'a tam teşekküllü bir "ekonomik savaş" açtığı, Rusya'nın ise Ukrayna'ya geniş çaplı bir saldırı için hareketlendiği dönemde, Salı günü Moskova’ya bir kaç saatlik kısa ancak çok kritik bir ziyaret gerçekleştirdi.
Ratcliffe’in Moskova ziyareti 2021’den bu yana bir CIA Başkanı’nın Rusya’ya yaptığı ilk bilinen ziyaret. Kasım 2021’de dönemin CIA Başkanı William Burns Moskova’ya gitmiş ve Rus Lider Vladimir Putin ile görüşerek ABD’nin Rusya’nın Ukrayna’ya saldırı hazırlıklarından haberdar olduğunu bildirmişti. Bu görüşmeden yaklaşık üç ay sonra Rusya, Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgali başlatmıştı.
Şimdi yeniden bir CİA Başkanı'nın Moskova'ya gitmesini, Ukrayna savaşında "yeni bir dönüm noktasının" işareti olarak yorumlamak mümkün. Nitekim, Wall Street Journal gazetesi de ziyareti, ABD istihbaratının Rusya’nın yeni bir askeri seferberlik için hazırlık yaptığını değerlendirmesine bağladı.
Rusya’nın NATO’yu “test etme” ihtimali…
WSJ haberinde özellikle Rusya'nın Kaliningrad’daki hareketliliğinin Batı istihbarat teşkilatlarının dikkatini çektiği bilgisine yer verildi.
Rusya’nın Baltık Denizi kıyısında bulunan ve NATO ülkeleriyle çevrili durumdaki Kaliningrad'daki askeri hareketlilik, Rusya’nın yalnızca Ukrayna cephesini değil, NATO ile olası bir çatışma senaryosunu da hesaba kattığı yönündeki kaygıları artırıyor.
Estonya, Letonya ve Litvanya’nın Kaliningrad üzerinden Rusya ile sınırı bulunuyor. Bu ülkeler NATO üyesi oldukları için herhangi bir askeri saldırı doğrudan ittifakın kolektif savunma mekanizmasını gündeme getirebilir. Nitekim ABD yönetimi de, CIA Başkanı üzerinden Moskova'yı "NATO'yu test edecek bir operasyona kalkışmaması" konusunda uyarmış olabilir.
Rusya’nın NATO'yu "test etmek" için doğrudan büyük bir saldırı yerine daha düşük yoğunluklu bir yöntem seçmesi de mümkün; Siber saldırılar, sabotaj, kritik altyapı müdahaleleri, sınır ihlalleri ya da kaynağı kolayca tespit edilemeyen hibrit operasyonların da gündeme gelme ihtimali de son dönemde akademik çevrelerde ve uluslararası basındaki tartışmalarda görünür hale gelmiş durumda. Yorumlar, Rusya'nın NATO ile savaşa girmek yerine, NATO’nun 5. maddeyi ne kadar hızlı ve kararlı biçimde uygulayacağını görmek isteyebileceği yönünde ağırlık kazanıyor.
Washington'un Moskova'ya kritik mesajı CIA Başkanı üzerinden vermek istemesinin nedeni de, bu beklentilerin ağırlık kazanması ile açıklanabilir. Washington, tıpkı 2021 yılında yine bir CIA Başkanı ziyareti ile yaptığı gibi, bu kez de "erken uyarı ve caydırıcılık" mesajı veriyor olabilir.
İngiltere’de “olağanüstü durum” hazırlıkları
Ratcliffe’in Moskova ziyaretiyle aynı dönemde İngiltere'deki "olağanüstü duruma hazırlık" hareketliliği de dikkat çekici. Basına sızan haberler, İngiliz hükümetinin de tam bu dönemde "Home Defence Programme" (Yurt Savunması Programı) kapsamında devlet kurumları ve toplum genelinde dayanıklılığı artırmaya yöneldiğini gösteriyor.
İkinci olası mesaj; İran’a yönelik ABD ekonomik baskısı
ABD Başkanı Donald Trump'ın göreve gelir gelmez Moskova'yla "gerginlik" değil, "çözüm ve işbirliği" arayan politikaları düşünüldüğünde, CIA Başkanı'nın ziyaretinin Washington açısından bir başka çok kritik dosya, İran meselesi konusunda olabileceğini de hesaba katmak mümkün.
24 Ağustos’ta ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in İran’la ekonomik ilişkileri sürdüren ülke ve şirketlere yönelik yaptırım baskısını arttırılacağını açıklaması ile Washington Tahran’a karşı yeni bir ekonomik kuşatma başlatmıştı.
İran’ın en önemli ticaret ortakları arasında Rusya, Çin, Hindistan, Pakistan ve Körfez ülkeleri bulunuyor. Dolayısıyla Washington’ın İran’a ekonomik baskı uygulayabilmesi, sadece Tahran’ı değil, İran’la iş yapan ülkeleri de etkileme kapasitesine bağlı.
Dünya enerji ticaretinin kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz’de yaşanacak uzun süreli bir kriz, Avrupa’dan Asya’ya kadar enerji piyasalarını etkileyebilir. Bu nedenle Washington’ın İran üzerindeki ekonomik baskıyı artırdığı bir dönemde Moskova ile bu konuyu görüşmek istemesi şaşırtıcı olmaz. CIA Başkanı'nın ziyaretinin zamanlaması, Ratcliffe’in Moskova’ya, “İran üzerindeki etkinizi kullanın” mesajı götürmüş olması ihtimalini de güçlendirir nitelikte.
Kasım’a kadar İran’a “füze yerine yaptırım”
Kasım ayındaki ara seçimler yaklaştıkça, ABD yönetiminde de İran meselesini "yönetilebilir" hale getirme telaşı dikkat çekici şekilde artmaya başladı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun bazı yabancı mevkidaşlarına, “şimdilik” İran’a yönelik yeni bir Amerikan saldırısı beklenmediğini ilettiği bilgisi uluslararası basına sızmış durumda. Belli ki Washington yönetimi Kasım'daki ara seçimlere kadar askeri operasyon yerine yaptırımlar, deniz ablukası ve ekonomik baskı araçlarını öne çıkaracak.
ABD'nin füzeler yerine ekonomik yaptırımları tercih ettiğine ilişkin bir başka gösterge ise, İran savaşı sırasında tahliye edilen ABD'nin Ortadoğu büyükelçiliklerindeki diplomatlarını yeniden bölgeye gönderme hazırlığı. New York Times'ın haberine göre ilk dönüşlerin bu hafta Beyrut’ta başlaması bekleniyor. Ancak temsilciliklerde personel kapasitesi ülkelere göre kademeli olarak belirlenecek. Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar ve Lübnan’daki diplomatik misyonlarda personelin yüzde 85’ine kadar dönüşüne izin verilirken, Irak, Kuveyt ve Bahreyn’de bu oran yüzde 75 ile sınırlandırılacak. İsrail, Ürdün ve Umman’da ise tam kadro çalışmaya dönülmesi planlanıyor.
Amerikan kamuoyunda İran savaşına ilişkin desteğin düşük seyretmesi ve enerji fiyatlarındaki artış, Washington’ın neden kasım seçimlerine kadar daha kontrollü bir strateji tercih ettiğini açıklıyor.
Ancak işin bir de diğer tarafı var elbette; ABD'nin seçimler için sıcak çatışma sürecinde frene basmasının İran'ın elini güçlendirme ihtimali büyük. Eğer İran yönetimi ABD’nin kasıma kadar askeri seçeneği kullanmak istemediği sonucuna varırsa, bu dönemi baskıyı artırmak için fırsat olarak değerlendirebilir.
CIA Başkanı'nın ziyaretinde de Moskova aracılığıyla İran'a "böyle bir hesap hatasına düşmemesi" mesajı gönderilmiş olabilir.
Barrack’ın koltuğu tehlikede mi?
ABD yönetimi içindeki izlenecek İsrail politikası konusundaki tartışma, ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın geleceğini de tehdit eder seviyeye geldi.
Trump yönetiminde İsrail yanlısı tutumu ile öne çıkan ABD Dışişleri Bakanı Rubio'nun Barrack'ı "istişareler için Washington'a çağırdığı" iddia edildi. Trump’a yakın Amerikalı gazeteci Laura Loomer işi bir adım daha ileri götürerek, Washington'un Golan Tepeleri konusundaki açıklamalarının ardından Barrack’ı Türkiye’den geri çekmeyi değerlendirmeye başladığını ileri sürdü.
Barrack’ın Suriye’deki gelişmeler ve İsrail’in saldırısı sonrasında yaptığı açıklamalar, hem İsrail yönetiminin, hem de ABD'deki İsrail yanlısı çevrelerin tepkisini çekmişti. Büyükelçi'nin Golan Tepeleri konusunda Trump yönetiminin çizgisiyle çeliştiği değerlendirilen sözlerini geri almak zorunda kalması da baskının boyutunu gösterdi.
Tam bu tartışma sürerken Trump’ın, Barrack’ın tartışmalı röportajının sahibi Mario Nawfal’ın “ABD Orta Doğu’da servet kazanmak üzere” başlıklı yazısını Truth Social hesabından paylaşması da ayrıca dikkat çekti.
Trump'ın böyle bir haberi paylaşması doğrudan Barrack’a destek mesajı olmasa da, ABD Başkanı'nın Ortadoğu politikasında savaş kadar ekonomik kazancı da merkeze aldığını göstermesi açısından önem taşıyor.
