Piyasada denetim olmayınca “köpeksiz köyde değneksiz gezen” gözü doymazlar sayesinde bugünleri yaşıyoruz. Sermaye piyasasının denetlendiğini zanneden, birikimlerini değerlendirmek için bazen de gözü kapalı hareket eden binlerce yatırımcı, bugün nasıl çözüleceği belli olmayan bir sorunun tam göbeğinde.
Borsa İstanbul’da yalnızca çöp hisseler değil, ekonominin gözbebeği olan şirketler de bu durumdan etkilendi. Devletin kimi günler yaptığı “adı konmamış” desteğe rağmen kanama sürüyor. Ne zaman sona ereceği, yatırımcının güveninin nasıl yeniden tesis edileceği konusunda ortada somut bir yanıt yok. Her gün kapanışta aynı hesabı yapıyoruz: Borsa bugün ne kadar düştü, toplam piyasa değerinden ne kadar buharlaştı?
Phoenix Danışmanlık kurucusu İris Cibre Lostar’ın dört gün önceki grafikli sosyal medya paylaşımı, yıllardır süren “Hem gözlerimi kapatayım hem de vazifemi yapmayayım” şeklindeki denetim anlayışının piyasayı nerelere getirdiğini ortaya koyuyor:
“Şu 1 ayda 21%'lik aşağı yönlü Bist hareketi var ya...
Bu hareket başlamadan önce krediler tarihi zirve seviyedeydi.
İnsanlar servet, tüm birikimlerini bıraktı burada. Yan kağıtlardaysa portföyler en az 50% eridi.
Ağustos sonundan itibaren dünkü değerlerle Yıldız+Anapazar+Altpazar tam olarak 135 MLR USD erimiş durumda.
Çok büyük darbe yedi borsa yatırımcısı, çok büyük..."
Bu rakamların her biri, yalnızca ekranlarda kırmızıya dönen fiyatları anlatmıyor. Bir ev almak, çocuğunu okutmak, emekliliğini güvenceye almak ya da yıllarca çalışarak biriktirdiği parayı değerlendirmek isteyen insanların kayıplarını da dile getiriyor. Üstelik krediyle hisse alanların zararı, fiyatlardaki düşüşle sınırlı kalmıyor; borç yükü de altından kalkamayacakları kadar ağırlaşıyor.
Asıl soru şu: Bu kadar büyük kayıplar yaşanmadan önce var olduğu iddia edilen denetim mekanizmalarından hangileri çalıştı, hangi riskler görüldü ve yatırımcı neden korunamadı? Sorumluların ortaya çıkarılması, denetimin kâğıt üzerinde kalmaması ve benzer olayların önüne geçecek adımların atılması şart.