Hafta başında Kontrolmatik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ceyhan’ın yatırımcı sohbetine katıldım. Şirketin içinde bulunduğu zor dönemi, yapılanları ve bundan sonrasına ilişkin planlarını anlattı. Soruları da yanıtladı.
Fakat konuşmasının başında söylediği bir cümle, bütün anlattıklarının önüne geçti: “Benim bir tane bile Kontrolmatik hissem yok.”
Doğrusu bunu yadırgadım. Çünkü Ceyhan, Kontrolmatik’in kolay günlerinde değil, ciddi sıkıntılar yaşadığı bir dönemde yönetimin başına getirildi. Kendisine verilen hedef, şirketi toparlamak ve kurtarmaktı. Tam da bu nedenle insanın aklına şu soru geliyor: Şirketi kurtarmak için göreve getirilen başkan, şirketin hissesini neden almıyor?
Kendisine de salonda açıkça sordum: Kontrolmatik’in geleceğine güveniyorsanız elinizi taşın altına koyun ve hisse alın. Neden almadınız?
Elbette bir yönetim kurulu başkanının yönettiği şirkette mutlaka hisse sahibi olması gerektiğini söylemiyorum. Hukuken böyle bir zorunluluk da yok. Mesele başka. Mesele, yöneticinin şirketin geleceğine ilişkin söylediği sözlerle kendi ekonomik pozisyonunun ne kadar örtüştüğü.
Dünyada örnekleri çok
Dünyada bunun karşılığı var. “Skin in the game” denilen yaklaşım, yöneticinin yönettiği şirketin başarısında kendi parasının da risk altında olmasını anlatıyor. ABD’nin en büyük hisse senedi yatırımcısı Warren Buff ett’ın Berkshire Hathaway’deki büyük hissesi bunun en bilinen örneklerinden. Oracle’ın kurucusu Larry Ellison şirketin önemli hissedarlarından. JPMorgan CEO’su Jamie Dimon’ın da şirkette ciddi oranda hissesi var. Hisse sahibi olmak elbette başarı garantisi değil. Ama yatırımcıya çok açık bir mesaj verir: “Sizinle aynı riski taşıyorum.”
Kontrolmatik yatırımcısı bugün zaten ciddi bir belirsizliğin içinde. Şirketin finansal sonuçları ortada. Toparlanma planları anlatılıyor. Yatırımcıdan güvenmesi ve sabretmesi isteniyor.
Böyle bir tabloda başkanın “Bir hissem bile yok” demesi ister istemez soru işareti yaratıyor. Hele bunu bir eksiklik değil, övünülecek durum gibi anlatıyorsanız soru daha da büyüyor.
Şirketi kurtarmak için göreve gelen yönetici, yatırımcıdan mali fedakârlık beklerken kendisi neden bu riskin dışında duruyor?
Borsada güven sözle kurulmaz. Özellikle zor zamanda davranışla kurulur. Kontrolmatik yatırımcısının da bugün görmek istediği tam olarak budur.